ABD Başkanı Donald Trump, aralarında Birleşik Krallık, Avrupa Birliği, Kanada, Avustralya ve Tayvan'ın da bulunduğu yaklaşık 60 ülkeye yönelik olarak zorla çalıştırma iddialarını gerekçe göstererek yüzde 10 ila 12,5 arasında değişen oranlarda yeni gümrük vergileri uygulama tehdidinde bulundu. Trump yönetiminin bu hamlesi, daha önce mahkeme kararlarıyla sınırlandırılmış olan başkanlık yetkilerini aşarak, ticaret politikasında yeni bir döneme işaret ediyor. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, söz konusu tarifelerin, ABD'nin ulusal güvenliğini ve işçi haklarını koruma amacı taşıdığı ifade edildi. Ancak uzmanlar, bu adımın dünya ticaret savaşlarını derinleştirebileceği ve küresel ekonomi üzerinde ciddi yansımalar yaratabileceği uyarısında bulunuyor.
Tarifelerin arka planı ve hukuki boyutu
Trump yönetimi, tasarladığı yeni gümrük vergilerini, 1930 tarihli Gümrük Tarifeleri Yasası'nın 232'nci maddesi ve 1974 tarihli Ticaret Yasası'nın 301'inci maddesi gibi mevcut yasal dayanaklara ek olarak, daha önce kullanılmayan bir yetki olan “zorla çalıştırma” gerekçesine dayandırmayı planlıyor. Bu yaklaşım, ABD başkanına mahkeme kararlarıyla getirilen kısıtlamaları aşma imkânı tanıyacak. Zira daha önceki tarife hamleleri, çeşitli federal mahkemeler tarafından yetki aşımı gerekçesiyle durdurulmuş veya sınırlandırılmıştı. Yeni plan kapsamında, ABD Ticaret Bakanlığı'nın 60 ülkeye yönelik zorla çalıştırma iddialarını araştırması ve raporlaması bekleniyor. Raporda, Çin'in Sincan bölgesindeki Uygur Türklerine yönelik iddiaların da önemli bir yer tutacağı belirtiliyor. Ancak tarifelerin kapsamına yalnızca Çin değil, ABD'nin yakın müttefikleri de dahil ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Trump'ın bu hamlesi, uluslararası ticaret sisteminde büyük yankı uyandırdı. Avrupa Birliği yetkilileri, tarifelerin “haksız ve dayanaksız” olduğunu belirterek, gerekli karşı önlemleri alacaklarını duyurdu. İngiltere Başbakanı, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin zarar görmemesi için diyaloğa hazır olduklarını ifade ederken, Kanada ve Avustralya'dan da benzer tepkiler geldi. Uzmanlar, bu tarifelerin yalnızca doğrudan etkilenen ülkelerle sınırlı kalmayacağını, küresel tedarik zincirlerinde aksamalara ve enflasyonist baskılara yol açabileceğini vurguluyor. Özellikle otomotiv, teknoloji ve tekstil sektörlerinde maliyetlerin artması bekleniyor. Ayrıca, ABD'nin bu hamlesi, Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) otoritesini de zayıflatma potansiyeli taşıyor. Pek çok ülke, konuyu DTÖ'ye taşımayı değerlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump'ın yeni gümrük vergisi planı, Türkiye açısından hem doğrudan hem de dolaylı etkiler barındırıyor. Türkiye, 60 ülke listesinde yer almasa da, tarifelerden etkilenecek büyük ekonomilerle olan ticari bağları nedeniyle dolaylı olarak zarar görebilir. Özellikle AB ve İngiltere ile olan ticaret hacmi düşünüldüğünde, bu ülkelerin ekonomilerinde yaşanacak daralma Türk ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin ticaret politikalarındaki bu agresif tutum, küresel ticarette korumacılık eğilimini artırarak Türkiye'nin ihracat pazarlarını daraltabilir. Ankara'nın bu gelişmeleri yakından izlemesi ve olası risklere karşı alternatif pazar arayışlarına hız vermesi gerekiyor. Öte yandan, Türkiye'nin zorla çalıştırma iddialarına karşı uluslararası alanda net bir duruş sergilemesi, ABD ile ilişkilerinde bir avantaj sağlayabilir.