Donald Trump, 2017'de başkanlık koltuğuna oturduğunda arkasında iflaslar ve başarısız iş girişimleriyle dolu onlarca yıl bırakmıştı. Ancak geçtiğimiz hafta yayımlanan son mali bildirimi, eski başkanın adeta bir servet patlaması yaşadığını ortaya koydu. Trump'ın sosyal medya platformu Truth Social'ın halka arzı ve diğer yatırımları sayesinde kişisel servetinin 2 milyar doları aştığı tahmin ediliyor. Uzmanlara göre bu durum, Batı demokrasilerinde kamu görevini kişisel zenginleşme aracına dönüştüren siyasi figürlerin yükselişini simgeliyor ve etik kodların hızla aşındığına işaret ediyor.
Siyasetin Ticarileşmesi: Yeni Bir Trend mi?
Trump'ın mali durumu, siyasetin giderek daha fazla ticarileştiği bir dönemde dikkat çekiyor. Eski başkan, başkanlık döneminde bile otel ve golf sahalarından elde ettiği gelirlerle eleştirilmişti. Şimdi ise Truth Social ve kripto para projeleriyle servetini katlamış durumda. Bu tablo, sadece ABD ile sınırlı değil. Brezilya'da Jair Bolsonaro'nun ailesi, kamu görevini kişisel çıkarlar için kullanmakla suçlanırken, Hindistan'da Başbakan Narendra Modi'nin iş dünyasıyla yakın bağları sorgulanıyor. İngiltere'de Boris Johnson'ın pandemi döneminde özel bağışçılara imtiyaz sağladığı iddiaları gündemi meşgul ediyor. Uzmanlar, popülist liderlerin 'devleti soyma' eğiliminin demokratik kurumları zayıflattığı konusunda uyarıyor.
Küresel Bir Fenomen: Etik Kodlar Çöküyor
Siyasi yağmacılık olarak adlandırılan bu eğilim, sadece gelişmekte olan ülkelerde değil, Batı demokrasilerinde de kök salıyor. Transparency International gibi kuruluşlar, son on yılda siyasette etik ihlallerin arttığına dikkat çekiyor. Trump'ın başkanlık döneminde yürüttüğü 'Amerika Birinci' politikaları, diğer ülkelerde de benzer söylemleri tetikledi. Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, medyayı kontrol altına alarak ve AB fonlarını kendi çevresine aktararak eleştirilerin odağında. Polonya'da ise iktidardaki Hukuk ve Adalet Partisi, yargı bağımsızlığını zayıflatarak siyasi müttefiklerine ekonomik ayrıcalıklar sağlıyor. Bu durum, AB içinde hukukun üstünlüğü krizine yol açmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel siyasette etik kodların çözülmesi, Türkiye için dolaylı ama önemli sonuçlar doğuruyor. Batılı ülkelerdeki bu eğilim, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde hukukun üstünlüğü ve yolsuzlukla mücadele konularında eleştirilme olasılığını azaltabilir; zira benzer sorunlar Brüksel'in diğer üyelerinde de görülüyor. Öte yandan, siyasi yağmacılığın yaygınlaşması, küresel yatırımcıların gelişmekte olan piyasalara olan güvenini sarsabilir. Türkiye, ekonomik kırılganlıklarıyla bu ortamdan olumsuz etkilenebilir. Ankara'nın, uluslararası itibarını korumak için şeffaflık ve hesap verebilirlik konularında adımlar atması gerekebilir.