ABD Başkanı Donald Trump, dün düzenlediği basın toplantısında, Afganistan’daki savaşı sona erdirdiğini iddia ederken, bu savaş sırasında “15 milyon kişinin başının kesildiğini” öne sürdü. Trump, iddiasını destekleyecek herhangi bir kanıt sunmazken, daha önce de dile getirdiği Nobel Barış Ödülü’nü kazanması gerektiği yönündeki söylemini yineledi. Beyaz Saray’da gazetecilere konuşan Trump, Afganistan’da 20 yıl süren savaşın ardından ABD askerlerini geri çekme kararının tarihsel bir başarı olduğunu savundu. Ancak Trump’ın “baş kesme” iddiası, ne savaşın tarafları ne de bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanabilmiş değil. Uzmanlar, bu tür bir sayının gerçeği yansıtmadığını, savaş boyunca kaydedilen toplam sivil ölümlerinin bile bu rakamın çok altında olduğunu belirtiyor. Trump’ın açıklamaları, özellikle seçim kampanyasının kritik bir döneminde gündeme gelirken, muhalifleri tarafından “sorumsuzluk” ve “dezenformasyon” olarak nitelendirildi.
Trump’ın Afganistan çıkışı ve Nobel ödülü ısrarı
Trump, konuşmasında “Afganistan’daki savaşı bitirdim. O savaşta 15 milyon kişinin başı kesildi, ben olmasaydım bu devam edecekti” ifadelerini kullandı. Başkan, bu iddiasını destekleyecek somut bir veri ya da rapor sunmazken, basın mensuplarının sorularını da yanıtsız bıraktı. Trump, daha önce de Afganistan’dan çekilme kararının kendisine Nobel Barış Ödülü kazandırması gerektiğini söylemişti. Dünkü açıklamalarında bu talebini yineleyen Trump, “Nobel Komitesi’nin beni ödüllendirmesi gerekirdi. Belki de yakında olur” dedi. Ancak Nobel Barış Ödülü’nün bu yılki sahibi, İran’da kadın hakları mücadelesi veren Narges Mohammadi oldu. Trump’ın savaşı bitirme iddiası, ABD’nin Afganistan’dan 2021’de çekilmesinin ardından Taliban’ın yeniden iktidara gelmesiyle sorgulanıyor. Çekilme sürecinde yaşanan kaos ve Afgan güvenlik güçlerinin çöküşü, Trump’ın “barış” söyleminin aksine bir tablo çiziyor.
Trump’ın “15 milyon baş kesme” iddiası, sosyal medyada da geniş yankı uyandırdı. Kullanıcılar, bu rakamın Afganistan’ın toplam nüfusunun neredeyse yarısına denk geldiğine dikkat çekerek, iddianın abartılı olduğunu vurguladı. Bağımsız savaş istatistikleri derleyen kuruluşlar, Afganistan’da 2001-2021 arasında toplam 70 bin ila 240 bin arası sivil ölümü olduğunu tahmin ediyor. “Baş kesme” vakaları ise özellikle IŞİD ve Taliban gibi gruplar tarafından kullanılsa da, bu yöntemin yaygınlığına dair güvenilir bir veri bulunmuyor. Trump’ın ekibi, konuya ilişkin sorulara yanıt vermezken, Beyaz Saray sözcüsü “Başkan’ın ifadeleri doğrudur” açıklamasıyla yetindi.
Bölgesel ve küresel boyut: Dezenformasyon mu, seçim stratejisi mi?
Trump’ın bu tür abartılı ve kanıtlanmamış iddiaları, seçim kampanyasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Anketlerde rakibi Joe Biden ile başa baş giden Trump, özellikle dış politika başarısı üzerinden oy devşirmeye çalışıyor. Ancak Afganistan’dan çekilme süreci, hem Biden yönetimi hem de Trump döneminde planlanmış olsa da, sonuçları itibarıyla bir başarısızlık olarak görülüyor. Taliban’ın hızlı ilerleyişi ve Kabil’in düşüşü, ABD’nin 20 yıllık varlığının ardından bölgede istikrar sağlayamadığını gösterdi. Trump’ın “baş kesme” iddiası, bu başarısızlığı gölgelemek ve kendi politikalarını meşrulaştırmak için bir araç olarak yorumlanıyor. Küresel ölçekte ise bu tür söylemler, ABD’nin uluslararası güvenilirliğine zarar veriyor. Uzmanlar, Trump’ın “alternatif gerçeklik” yaratma stratejisinin, seçmen tabanını konsolide etmek için kullanıldığını, ancak uzun vadede Amerikan demokrasisi için risk oluşturduğunu belirtiyor. Afganistan’daki durum ise insani krizle devam ediyor. Taliban yönetiminde kadın hakları kısıtlanırken, ülke ekonomik çöküşle karşı karşıya. ABD’nin çekilmesinin ardından bölgede Çin ve Rusya’nın etkisi artarken, Türkiye gibi ülkeler de diplomatik temaslarını sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Trump’ın Afganistan’la ilgili tartışmalı açıklamaları, Türkiye’nin bölge politikası açısından dolaylı bir öneme sahip. Türkiye, Afganistan’da istikrarın sağlanması için NATO misyonlarına katılmış ve Taliban sonrası dönemde Kabil’de diplomatik varlığını sürdürmüştür. Trump’ın “savaşı bitirme” iddiası, aslında ABD’nin bölgeden çekilmesinin yarattığı güç boşluğunu görmezden geliyor. Bu boşluk, Türkiye’nin komşusu İran ve Orta Asya ülkeleri üzerinden güvenlik risklerini artırabilir. Ayrıca, ABD’nin öngörülemez dış politika söylemleri, Türkiye gibi müttefiklerin ittifak içindeki güvenini zedeleyebilir. Türkiye, Afganistan’da insani yardım ve altyapı projeleriyle aktif olmaya devam ederken, Trump’ın çarpık anlatısı, bölgedeki gerçek sorunların (terörizm, uyuşturucu ticareti, göç) göz ardı edilmesine yol açabilir. Bu nedenle, Türkiye’nin kendi bölgesel stratejisini bağımsız ve gerçekçi verilere dayandırması kritik önem taşıyor.