ABD Başkanı Donald Trump, 11 Eylül saldırılarında hayatını kaybedenlerin yakınlarının, saldırıya ilişkin daha fazla belgenin yayınlanması ve saldırganların Suudi Arabistan ile bağlantılı olup olmadığının ortaya çıkarılması yönündeki talebini değerlendireceğini açıkladı. Trump, Pazar günü İrlanda'nın Shannon kentinde gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bu konuyu değerlendireceğim" dedi. Açıklama, New York'ta düzenlenen 11 Eylül anma törenlerinin ardından geldi.
11 Eylül belgeleri tartışmasının arka planı
11 Eylül 2001'de El Kaide militanları tarafından kaçırılan dört yolcu uçağıyla New York'taki Dünya Ticaret Merkezi kulelerine, Washington yakınlarındaki Pentagon'a ve Pennsylvania kırsalına saldırılar düzenlendi. Saldırılarda yaklaşık 3 bin kişi hayatını kaybetti. Saldırıların ardından ABD, Afganistan'ı işgal ederek El Kaide'yi ve lideri Usame bin Ladin'i hedef aldı. Ancak saldırıların arkasındaki finansman ve lojistik ağ hakkında hâlâ tartışmalar sürüyor.
Kurban yakınları, yıllardır ABD hükümetinin 11 Eylül saldırılarına ilişkin bazı belgeleri sakladığını savunuyor. Özellikle Suudi Arabistan'ın saldırganlarla olası bağlantılarına dair belgelerin yayınlanması talep ediliyor. ABD Kongresi'nde 2016 yılında kabul edilen ve o dönem Başkan Barack Obama tarafından veto edilmesine rağmen yürürlüğe giren "Adalet Karşısında Terörizm Sponsorları Yasası" (JASTA), 11 Eylül kurbanlarının ailelerine Suudi Arabistan'a karşı dava açma hakkı tanıdı. Bu yasa, Suudi yetkililerin saldırılarla bağlantılı olduğu iddialarını güçlendirdi.
Trump yönetimi, 2019 yılında bazı belgelerin gizliliğini kaldırmış ve yayınlamıştı. Ancak aileler, özellikle FBI'ın "Operation Encore" adlı soruşturmasına ilişkin belgelerin hâlâ saklandığını belirtiyor. Bu soruşturma, saldırganlara Suudi vatandaşlarının yardım etmiş olabileceğine dair kanıtlar içeriyor. Aileler, Başkan Trump'a hitaben yazdıkları mektupta, "Gerçeği bilmeye hakkımız var" ifadesini kullanmıştı.
Bölgesel ve küresel boyut
11 Eylül saldırıları, ABD'nin Orta Doğu politikasını derinden etkiledi. Saldırıların ardından başlatılan "Teröre Karşı Savaş" kapsamında ABD, Afganistan ve Irak'a askeri müdahalelerde bulundu. Bu süreç, bölgede istikrarsızlığı artırdı ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açtı. Suudi Arabistan ile ABD arasındaki ilişkiler, saldırılardaki olası Suudi bağlantısı nedeniyle zaman zaman gerildi. Suudi yönetimi, saldırılarla herhangi bir bağlantıyı reddediyor.
Trump'ın açıklaması, Suudi Arabistan ile ilişkilerin hassas olduğu bir dönemde geldi. ABD, Suudi Arabistan'ı İran'a karşı denge unsuru olarak görüyor ve iki ülke arasında önemli silah anlaşmaları bulunuyor. Belge yayınlanması, Suudi Arabistan'ı rahatsız edebilir ve bölgesel dengeleri etkileyebilir. Öte yandan, ABD iç siyasetinde 11 Eylül mağdurlarının talepleri güçlü bir kamuoyu desteğine sahip. Başkan Trump, 2020 seçimleri öncesinde bu konuyu gündeme getirerek destek toplamayı hedefliyor olabilir.
Uluslararası hukuk açısından, belgelerin yayınlanması devlet sırlarının ifşası anlamına gelebilir ve ulusal güvenlik gerekçesiyle engellenebilir. Ancak şeffaflık talepleri, demokratik ülkelerde giderek daha fazla yankı buluyor. 11 Eylül saldırıları, küresel terörle mücadelede işbirliğinin önemini gösterirken, istihbarat paylaşımının sınırlarını da tartışmaya açtı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
11 Eylül saldırıları sonrası ABD'nin Afganistan ve Irak müdahaleleri, Türkiye'nin güvenlik çevresini doğrudan etkiledi. Irak'taki istikrarsızlık, PKK terör örgütünün bölgede yuvalanmasına zemin hazırladı. Olası belgelerin Suudi Arabistan'ı sorumlu göstermesi, Türkiye'nin Körfez'deki denge politikasını zorlaştırabilir. Türkiye, hem ABD hem Suudi Arabistan ile ilişkilerini korumaya çalışıyor. Ayrıca, terörle mücadelede istihbarat paylaşımının önemi, Türkiye'nin de benzer şeffaflık talepleriyle karşılaşabileceğini gösteriyor. Bu gelişme, küresel terörle mücadelede hesap verebilirlik ve adalet arayışının bir yansıması olarak Türkiye için de yakından takip edilmesi gereken bir konudur.