ABD Başkanı Donald Trump, müttefiklerine ödeme yapmak amacıyla oluşturduğu ve eleştirmenler tarafından 'yandaş fonu' olarak nitelendirilen 1.8 milyar dolarlık 'Anti-Silahlandırma Fonu'nu (Anti-Weaponization Fund) geri çekti. Adalet Bakanlığı (DOJ), federal bir yargıcın fonun geçici olarak durdurulması yönündeki kararına uyacağını açıkladı. Bu karar, Kongre'de ve mahkemelerde karşılaşılan büyük engellerin ardından geldi. Trump yönetimi, fonu, kendisine yakın siyasi figürlerin hukuki masraflarını karşılamak ve potansiyel soruşturmaları engellemek için kullanmakla suçlanıyordu. Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler, fonun anayasaya aykırı olduğunu ve başkanlık gücünün kötüye kullanımı anlamına geldiğini savunuyordu.
Gelişmenin Arka Planı
Fon, ilk olarak Nisan 2025'te Trump'ın başkanlık yetkilerini kullanarak, 'yürütme organının silahlandırılmasını' önleme gerekçesiyle oluşturuldu. Trump, bu fonun, kendisine ve müttefiklerine yönelik 'siyasi amaçlı' soruşturmalara karşı bir kalkan olacağını iddia etti. Ancak Demokratlar, fonun aslında Trump'ın kendisine sadık isimleri ödüllendirmek ve onları yasal sonuçlardan korumak için bir 'rüşvet sandığı' olduğunu öne sürdü. Fonun detayları ortaya çıktıkça, kamuoyunda büyük tepki oluştu. Özellikle, fonun Trump'ın eski danışmanları ve iş ortaklarına yüz milyonlarca dolar aktarmak için kullanıldığı iddiaları, skandal boyutlarına ulaştı. Hazine Bakanlığı, fonun 'ulusal güvenlik' gerekçesiyle gizli tutulmasını savunsa da, federal yargıç Beryl A. Howell, fonun 'şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine aykırı' olduğuna hükmederek geçici tedbir kararı verdi. Adalet Bakanlığı'nın bu karara uyması, fonun akıbetini belirsizliğe sürükledi. Uzmanlar, fonun tamamen iptal edilmesi için yasal sürecin aylarca sürebileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, ABD iç siyasetinde büyük yankı uyandırırken, küresel ölçekte de demokratik kurumların bağımsızlığı açısından kritik bir test olarak değerlendiriliyor. Trump'ın fonu geri çekmesi, ABD'de başkanlık gücünün sınırları ve yargı denetiminin etkinliği konusunda önemli bir emsal teşkil ediyor. Avrupa Birliği ve diğer demokratik ülkeler, ABD'deki bu tür gelişmeleri yakından izliyor. Özellikle Polonya ve Macaristan gibi ülkelerdeki iktidarların yargıyı kontrol altına alma çabalarına benzer bir 'yürütme fonu' oluşturma girişimi, uluslararası alanda endişeyle karşılanmıştı. Fonun iptali, Trump'ın siyasi rakiplerine karşı elini zayıflatabilir ve 2026 ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti içinde tartışmalara yol açabilir. Öte yandan, bu karar, ABD Yüksek Mahkemesi'nin başkanlık dokunulmazlığı kararlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, ABD siyasi sisteminin 'denge ve denetleme' mekanizmalarının ne kadar işler olduğu sorusunu gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu iç siyasi kriz, doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da, dolaylı etkiler yaratabilir. Trump yönetimi, fonu geri çekerken Türkiye'ye yönelik yaptırım veya diplomatik baskı araçlarını da kullanma kapasitesini kaybedebilir. Ancak fonun iptali, ABD'de yürütme organının keyfi harcama yetkisini sınırladığı için, Türk-Amerikan ilişkilerinde daha öngörülebilir bir hukuki zemin oluşmasına katkıda bulunabilir. Öte yandan, ABD'nin iç siyasetindeki bu tür krizler, küresel güç dengelerini etkileyebilir; Türkiye, bu belirsizlik ortamında kendi çıkarlarını korumak için dikkatli bir diplomasi izlemelidir. ABD'deki kurumsal denge ve denetleme mekanizmalarının güçlenmesi, uluslararası alanda hukukun üstünlüğü ilkesini destekleyici bir örnek teşkil edebilir.