ABD'de bir federal yargıç, Trump yönetiminin İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) bünyesinde oluşturmayı planladığı 1.776 milyar dolarlık "silahlanma karşıtı" fonunu geçici olarak durdurdu. Cuma günü yayımlanan karar, fonun federal yasaları ihlal ettiği gerekçesiyle açılan davaya dayanıyor. Söz konusu fon, Trump'ın federal kurumları "siyasi silah" olarak kullanmakla suçladığı kişilere karşı açtığı savaşın bir parçası olarak görülüyordu.
Gelişmenin Arka Planı
Trump yönetimi, söz konusu fonu Şubat ayında duyurmuş ve bu kaynağın, federal kurumları kişisel veya siyasi hesaplaşmalar için kullanan kişi ve kuruluşları tespit etmek için kullanılacağını açıklamıştı. Ancak eleştirmenler, fonun aslında Trump'ın siyasi muhaliflerine karşı bir silah olarak kullanılacağını savunuyordu. Dava, Demokratların kontrolündeki birkaç eyaletin başsavcısı tarafından açıldı ve fonun anayasaya aykırı olduğunu öne sürdü.
Federal yargıç, fonun oluşturulmasının, Kongre'nin onayı olmadan yürütme yetkisini aştığına hükmetti. Kararda, "Bu fon, başkanın tek taraflı olarak federal bütçeyi yeniden yönlendirme yetkisini aşmaktadır" ifadelerine yer verildi. Yargıç ayrıca, fonun amacının belirsiz olduğunu ve yasal dayanağının zayıf olduğunu belirtti.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Bu karar, Trump yönetiminin İç Güvenlik Bakanlığı üzerinden yürüttüğü politikaların yargı denetimine takıldığı bir örnek olarak dikkat çekiyor. Söz konusu fon, Trump'ın federal bürokrasiye karşı başlattığı "derin devlet" söyleminin bir parçası olarak görülüyordu. Kararın, diğer eyaletlerdeki benzer davalara emsal teşkil edebileceği belirtiliyor.
Öte yandan, Trump yönetiminin bu kararı temyize götürmesi bekleniyor. Konuyla ilgili nihai kararın ABD Yüksek Mahkemesi'ne kadar taşınabileceği ifade ediliyor. Söz konusu gelişme, Amerikan siyasetindeki kutuplaşmayı bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu karar doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD'deki yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü tartışmaları, Türkiye'nin de yakından takip ettiği konular arasında. ABD'de yürütme organının yetkilerini sınırlayan bu tür kararlar, küresel ölçekte hukuk devleti ilkelerinin önemini hatırlatıyor. Ayrıca, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde zaman zaman benzer yetki tartışmaları yaşandığı düşünüldüğünde, bu kararın ileride emsal teşkil edebileceği değerlendirilebilir. Ancak şu an için doğrudan bir etkiden söz etmek mümkün değil.