Truist Securities Inc., risk primlerinin daralmasıyla birlikte bu yıl varlığa dayalı menkul kıymet (ABS) satışlarının %15'e kadar artacağını tahmin ediyor. Şirketin analistleri, yatırımcı iştahının güçlenmesi ve spreadlerin sıkışmasının yeni ihraçları teşvik edeceğini belirtiyor. Bu öngörü, ABS piyasasının pandemi sonrası toparlanma sürecinde ivme kazandığını gösteriyor.
ABS Piyasasında Canlanma Sinyalleri
Varlığa dayalı menkul kıymetler, kredi kartı alacakları, otomobil kredileri, öğrenci kredileri ve ticari ipotekler gibi çeşitli varlıklardan doğan nakit akışlarına dayanarak ihraç edilen finansal enstrümanlardır. Bu menkul kıymetler, yatırımcılara göreli olarak istikrarlı getiri sunarken, ihraççılar için de bilanço dışı fonlama imkânı sağlar. Truist Securities'in tahmini, ABS piyasasının bu yıl toplam hacminde kayda değer bir artışa işaret ediyor.
Özellikle ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz politikasındaki belirsizliklerin azalması ve ekonomik yumuşak iniş beklentilerinin güçlenmesi, risk iştahını artırdı. Bu ortamda ABS spreadleri, yani bu menkul kıymetlerin getirileri ile gösterge tahvil getirileri arasındaki fark, daralma eğilimine girdi. Spreadlerin daralması, yatırımcıların ABS'ye daha düşük risk primiyle talep gösterdiğini ve piyasanın likidite açısından rahatladığını gösteriyor.
Truist yetkilileri, bu yıl içinde özellikle tüketici kredilerine dayalı ABS ihraçlarının artmasını bekliyor. Bankaların ve diğer finansal kuruluşların, bilançolarını güçlendirmek ve sermaye verimliliğini artırmak için bu enstrümanlara yöneleceği öngörülüyor. Ayrıca, kurumsal yatırımcıların portföylerinde ABS'ye ayırdıkları payı artırması da bekleniyor.
Küresel Piyasalara Yansımaları
ABS piyasasındaki canlanma, yalnızca ABD ile sınırlı değil. Avrupa ve Asya piyasalarında da benzer bir hareketlilik gözleniyor. Özellikle Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz indirim döngüsüne girmesi, Avrupa'da da ABS ihraçlarını teşvik edebilir. Asya'da ise Çin ve Japonya gibi ülkelerde varlığa dayalı menkul kıymetleştirme faaliyetleri artış gösterebilir.
Küresel finansal koşulların gevşemesi, gelişmekte olan ülkelere de yansıyabilir. Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkeler, uluslararası piyasalarda daha uygun maliyetlerle borçlanma imkânı bulabilir. Ancak, jeopolitik riskler ve iç siyasi gelişmeler bu olumlu havayı sınırlayabilir.
ABS piyasasındaki bu hareketlilik, aynı zamanda küresel risk iştahının bir göstergesi olarak da okunabilir. Yatırımcıların riskli varlıklara yönelmesi, genel ekonomik görünümün iyileştiğine dair bir sinyal olarak yorumlanıyor. Ancak, enflasyon ve jeopolitik gerilimler gibi faktörler bu iyimserliği bozabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel ABS piyasasındaki canlanma, Türkiye'nin dış borçlanma koşullarını dolaylı olarak etkileyebilir. Risk primlerindeki daralma, Türk bankalarının ve şirketlerinin uluslararası piyasalarda daha uygun maliyetle finansman sağlamasına yardımcı olabilir. Özellikle bankaların varlığa dayalı menkul kıymet ihraçları, yurt dışı fonlama çeşitliliğini artırabilir. Ancak, Türkiye'nin kendi risk primleri ve makroekonomik istikrarı, bu küresel eğilimden ne ölçüde yararlanacağını belirleyecek. Yurt içi tasarruf açığı ve enflasyon baskıları, dış finansman ihtiyacını artırırken, küresel risk iştahındaki iyileşme olumlu bir faktör olarak öne çıkıyor.