Tokyo'da tüketici fiyatlarının çekirdek göstergesi, Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) yüzde 2'lik hedefinin altında kalmayı beşinci aya taşıdı. Başkentte gıda ve enerji gibi değişken kalemler hariç hesaplanan çekirdek enflasyon, Nisan ayında bir önceki yıla göre yüzde 1,6 arttı. Bu rakam, piyasa beklentilerinin (yüzde 1,8) altında kalırken, Aralık 2022'den bu yana en düşük seviye olarak kayıtlara geçti. Japonya'nın en büyük ekonomik bölgesi olan Tokyo'nun enflasyon verileri, ulusal enflasyon eğilimi için öncü gösterge olarak kabul ediliyor.
Gelişmenin arka planı: BOJ'un zorlu sınavı
Tokyo enflasyonundaki bu zayıf seyir, BOJ'un ultra gevşek para politikasından kademeli çıkış stratejisini sorgulatıyor. Geçen ay faiz oranını 17 yıl sonra ilk kez yükselten banka, enflasyonun hedefe kalıcı olarak ulaşacağına dair sinyaller arayışında. Ancak Nisan ayı verileri, tüketim vergisi artışı ve geçen yılki enerji sübvansiyonlarının sona ermesi gibi tek seferlik etkiler dışında, fiyat artışlarının henüz kendi kendini besleyen bir yapıya kavuşmadığını gösteriyor. Özellikle hizmet fiyatlarını yansıtan 'çekirdek çekirdek enflasyon' göstergesi (işlenmiş gıda ve enerji hariç) Nisan'da yüzde 1,8 arttı ve bu oran bir önceki aydaki yüzde 2,2'den geriledi. Bu, talepten kaynaklanan fiyat baskılarının henüz güçlenmediği anlamına geliyor.
Japonya ekonomisi yavaşlayan küresel talep ve zayıf yurt içi tüketimle mücadele ediyor. Ücret artışları büyük firmaların yıllık müzakerelerinde yüzde 5'in üzerinde artış sağlasa da, küçük ve orta ölçekli işletmelere yayılması zaman alıyor. Enflasyonun hedefe ulaşamaması, BOJ'un faiz artırım döngüsünü hızlandırmasını engellerken, yen üzerinde baskı yaratıyor. Zayıf yen, ithalat fiyatlarını yükselterek enflasyonu dolaylı yoldan desteklese de, tüketimi olumsuz etkiliyor. BOJ Başkanı Kazuo Ueda, Nisan toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, enflasyonun hedeflenen yolda ilerlediğini ancak erken bir faiz artışının söz konusu olmadığını yinelemişti.
Bölgesel ve küresel boyut
Japonya'nın enflasyon dinamikleri, Asya ekonomileri ve küresel para politikaları açısından önemli sinyaller taşıyor. Japonya, dünyanın dördüncü büyük ekonomisi olarak, diğer merkez bankalarının faiz artırım döngüsünün ardından hala gevşek duran tek büyük ekonomi konumunda. Bu durum, yenin dolar karşısında 34 yılın en düşük seviyesine gerilemesine yol açarken, Asya'daki diğer para birimleri üzerinde de baskı oluşturuyor. Güney Kore ve Tayvan gibi ihracat odaklı ekonomiler, Japonya'nın rekabet gücü kazanması nedeniyle benzer bir kur savaşı riskiyle karşı karşıya. Öte yandan, BOJ'un faiz artırımlarını geciktirmesi, küresel tahvil piyasalarında getiri arayışını koruyarak ABD ve Avrupa tahvillerine olan talebi canlı tutabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tokyo'daki çekirdek enflasyonun BOJ hedefinin altında kalması, Türkiye gibi yüksek enflasyonla mücadele eden ülkeler için doğrudan bir ders niteliği taşımasa da, küresel likidite ve kur savaşları bağlamında dolaylı etkiler barındırıyor. Japonya'nın ultra gevşek para politikasını sürdürmesi, yenin değer kaybını derinleştirirken, Türk lirası dahil diğer gelişmekte olan ülke para birimlerini de etkileyebilir. Zayıf yen, Türkiye'nin Japonya ile ticaretinde rekabet gücünü kısmen artırsa da, enerji ithalatında yen cinsinden fiyatlamaların düşmesi cari açığa olumlu yansıyabilir. Ancak asıl risk, BOJ'un politika normalleşmesini hızlandırması durumunda küresel piyasalarda yaşanacak dalgalanma ve bunun Türkiye'nin finansal istikrarına yansımasıdır. Bu nedenle, Türkiye'nin makroekonomi politikalarını şekillendirirken BOJ'un adımlarını yakından izlemesi gerekiyor.