Tokyo'da yüzlerce kişi, Okinawa'da bir ABD Deniz Piyadesi'nin 39 yaşındaki bir kadını öldürmesi üzerine ABD Büyükelçiliği önünde toplanarak protesto gösterisi düzenledi. Olay, Japonya'da ABD askeri varlığına yönelik tepkileri yeniden alevlendirdi. Göstericiler, askeri üslerin kapatılması ve askerlere yönelik yargı muafiyetinin kaldırılması çağrısında bulundu.
Olayın gelişimi ve protestoların arka planı
Geçtiğimiz günlerde Okinawa'da bir ABD Deniz Piyadesi, 39 yaşındaki bir Japon kadını öldürme suçlamasıyla gözaltına alındı. Yetkililer, şüphelinin olayı itiraf ettiğini açıkladı. Kadının cesedi, Okinawa'daki bir ormanlık alanda bulunmuştu. Olayın ardından Japonya genelinde öfke dalgası yükseldi; başkent Tokyo'da ABD Büyükelçiliği önünde toplanan kalabalık, 'Adalet istiyoruz', 'Üsleri kapatın' yazılı pankartlar taşıdı. Protestocular, ABD askerlerinin işlediği suçlarda Japon yargısının yetersiz kaldığını ve 1960 tarihli Güvenlik Anlaşması'nın askerlere fiili dokunulmazlık sağladığını savundu. Okinawa Valisi Takeshi Onaga da olayı kınayarak, ada halkının yıllardır askeri varlığın yarattığı güvenlik sorunlarıyla yaşadığını belirtti. ABD Büyükelçiliği sözcüsü, olaydan duyulan üzüntüyü dile getirerek Japon makamlarıyla işbirliği yapılacağını, ancak askeri personelin adil yargılanma hakkına sahip olduğunu vurguladı. Japonya Başbakanı Shinzo Abe ise olayın kabul edilemez olduğunu söyleyerek ABD'den askeri disiplinin artırılmasını talep etti. Ancak muhalefet partileri, hükümetin ABD karşısında yeterince sert bir tutum almadığını öne sürdü.
Japonya-ABD ilişkileri ve bölgesel boyut
Okinawa, Japonya'nın güneybatısında stratejik bir ada olup ABD'nin Asya-Pasifik'teki en büyük askeri üslerinden bazılarına ev sahipliği yapmaktadır. Yaklaşık 26 bin ABD askeri burada konuşlu. Soğuk Savaş'tan bu yana ada, ABD'nin Çin ve Kuzey Kore'ye karşı ileri karakolu işlevi görüyor. Ancak yerel halk, uçak gürültüsü, kazalar ve suç oranlarından şikayetçi. 1995'te üç ABD askerinin 12 yaşındaki bir kıza tecavüz etmesi, 2004'te bir helikopterin üniversiteye düşmesi gibi olaylar kitlesel gösterilere yol açmıştı. Tokyo yönetimi, Çin'in bölgedeki askeri yükselişi ve Kuzey Kore'nin nükleer programı karşısında ABD ittifakına bağımlı olduğu için genellikle temkinli bir diplomasi izliyor. Fakat kamuoyu baskısı arttıkça, Japonya'nın askeri üslerin azaltılması veya statüsünün değiştirilmesi yönünde adımlar atması bekleniyor. Olay, aynı zamanda ABD'nin dünya genelindeki askeri varlığının yol açtığı gerilimleri de gözler önüne seriyor. Almanya, Güney Kore ve Filipinler gibi ülkelerde de benzer tartışmalar yaşanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya-ABD askeri ittifakındaki bu gerilim, Türkiye'nin kendi güvenlik ortaklıklarını sorguladığı bir döneme denk geliyor. Türkiye, İncirlik ve diğer üslerdeki ABD varlığını uzun süredir tartışıyor; özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrası yaşanan güven krizi ve S-400 alımı nedeniyle ittifak ilişkileri zedelenmişti. Okinawa olayı, benzer şekilde, yabancı askerlerin yerel hukuk karşısındaki muafiyeti ve egemenlik algısı sorunlarını gündeme getiriyor. Türkiye, kendi üslerindeki ABD personelinin statüsünü düzenleyen anlaşmaları gözden geçirerek egemenlik vurgusu yapabilir. Ayrıca, Japonya'nın yaşadığı ikilem, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki denge arayışlarına da ışık tutuyor: bir yandan güvenlik garantileri, diğer yandan artan kamuoyu tepkisi. Bu olay, askeri işbirliklerinin toplumsal meşruiyetinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.