Todd Blanche, ABD Senatosu'nda yapılan kritik oylamada 50'ye 49 oyla ABD Başsavcısı (Attorney General) olarak onaylandı. Beyaz Saray'ın son haftalarda yürüttüğü yoğun ikna trafiği, birkaç Cumhuriyetçi senatörün çekimserliğini yenerek 'evet' oyu kullanmasını sağladı. Böylece ABD tarihinin en tartışmalı başsavcı adaylarından biri olarak görülen Blanche, ülkenin en üst düzey hukuk görevlisi olarak yemin ederek göreve başladı.
Zorlu onay süreci
Todd Blanche'ın adaylığı, başkanlık seçimlerinin hemen ardından duyurulmuş ve ilk andan itibaren yoğun tartışmalara yol açmıştı. Blanche'ın, seçim sürecinde başkanın hukuk ekibinde yer alması ve çeşitli davalarda aktif rol oynaması, Demokratların sert muhalefetiyle karşılaşmasına neden oldu. Özellikle seçim sonuçlarına itiraz eden davalarda görev alması, hukukçular arasında 'bağımsızlık' endişesi yaratmıştı.
Senato Adalet Komitesi'ndeki duruşmalarda Blanche, 'hukukun üstünlüğüne bağlı kalacağını' ve 'siyasi baskılardan bağımsız hareket edeceğini' vurguladı. Ancak Demokrat senatörler, adayın geçmişteki açıklamalarını ve başkana olan yakınlığını gerekçe göstererek endişelerini dile getirdi. Yine de Beyaz Saray'ın özellikle bazı Cumhuriyetçi senatörlerle yaptığı birebir görüşmeler sonucu, oylamada kritik 'evet' oyları toplandı.
Oylamada son dakikada kararsız kalan Senatör Susan Collins'in 'evet' oyu, Blanche'ın onay sürecinde belirleyici oldu. Collins, yaptığı açıklamada, 'kendisine verilen güvenceler ve adayın hukuk anlayışı doğrultusunda onayı desteklediğini' ifade etti. Böylece 50-49'luk sonuç, başkanlık yönetimi için önemli bir zafer olarak kayıtlara geçti.
Bölgesel ve küresel boyut
Todd Blanche'ın başsavcılık görevine başlaması, sadece ABD iç hukuku açısından değil, uluslararası hukuk ve adalet politikaları açısından da kritik bir döneme denk geliyor. ABD Adalet Bakanlığı'nın yürüttüğü uluslararası soruşturmalar, yabancı şirketlere yönelik yaptırımlar ve küresel terörle mücadele konularında atacağı adımlar, dünya genelinde yakından izlenecek.
Özellikle Rusya-Ukrayna savaşı, Çin'in ticari uygulamaları ve uluslararası ceza mahkemeleriyle ilişkilerde ABD'nin tutumu, yeni başsavcının öncelikleri arasında yer alıyor. Blanche'ın bu konularda nasıl bir çizgi izleyeceği, Avrupa ve diğer müttefik ülkeler tarafından da merakla bekleniyor. Uzmanlar, başsavcının bağımsızlık konusundaki söylemlerinin uygulamaya geçip geçmeyeceğinin, ABD'nin hukuk alanındaki güvenilirliğini doğrudan etkileyeceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye açısından bakıldığında, ABD Başsavcısı değişikliği, iki ülke arasındaki adli iş birliği ve kimi davalardaki tutumlar açısından önem taşıyor. Özellikle FETÖ iadesi, Halkbank davası ve bazı Türk iş insanlarına yönelik yaptırım soruşturmaları, Türkiye'nin yakından takip ettiği konular arasında. Todd Blanche'ın önceki duruşmalarında Türkiye karşıtı bir tutum sergilememesi, Ankara'da ihtiyatlı bir iyimserlik yaratmış durumda. Ancak başsavcının bağımsızlık vaadini gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği ve bu dosyalarda nasıl bir yol izleyeceği, Türk-Amerikan ilişkilerinin hukuk boyutunu şekillendirecek.