ABD'de Müslüman toplumunun güvenlik ihtiyaçlarına yönelik ayrılan federal fonların toplam güvenlik yardımlarının yalnızca yüzde 4'ünden az olduğu ortaya çıktı. Yeni bir rapor, ülke genelinde camilere ve Müslüman toplum merkezlerine yönelik tehditler artarken, bu kurumların güvenlik önlemleri için gereken kaynakların oldukça yetersiz kaldığını gösteriyor. Rapor, 11 Eylül sonrası dönemde Müslüman toplulukların hedef alındığı saldırılar ve nefret suçlarındaki artışa dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı
Söz konusu rapor, ABD'de Müslüman kurumlarının güvenlik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla oluşturulan federal programların etkinliğini mercek altına alıyor. Araştırmacılar, 2015-2021 yılları arasında dağıtılan toplam güvenlik fonlarının yaklaşık 1 milyar dolar olduğunu, ancak bu fonların yalnızca 41 milyon dolarının Müslüman kurumlarına aktarıldığını tespit etti. Bu oran, yüzde 4'ün altında kalıyor. Raporda, Müslüman toplulukların nüfuslarına oranla bu fonlardan çok daha az pay aldığı vurgulanıyor.
Uzmanlar, camilere yönelik artan tehditlerin ciddi bir güvenlik açığı yarattığını belirtiyor. Özellikle son yıllarda ABD'de Müslümanlara yönelik nefret suçlarında belirgin bir artış yaşandı. FBI verilerine göre, İslamofobi kaynaklı saldırılar 2015'ten bu yana yüzde 50 oranında arttı. Bu durum, Müslüman kurumlarının güvenlik önlemlerini güçlendirmesini zorunlu kılıyor, ancak yetersiz fonlama bu çabaları sekteye uğratıyor.
Raporun yazarlarından biri olan güvenlik analisti Sarah Thompson, "Müslüman topluluklar, diğer dini gruplara kıyasla açıkça ihmal ediliyor. Bu, hem toplumsal güvenlik hem de sosyal adalet açısından kabul edilemez bir durum" ifadelerini kullandı. Thompson, federal hükümetin fon dağıtımında eşitlik ilkesine uyması gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu durum sadece ABD içinde değil, küresel ölçekte de yankı buluyor. Avrupa'da da benzer şekilde Müslüman topluluklara yönelik güvenlik fonlarının yetersiz olduğu biliniyor. Özellikle Fransa, Almanya ve İngiltere'de camilere yönelik saldırıların ardından bu ülkelerde de güvenlik önlemleri artırılmış, ancak fonlama konusunda benzer eşitsizlikler yaşanmıştı. Uzmanlar, bu durumun Batı'da Müslüman toplulukların ötekileştirilmesinin bir göstergesi olduğunu belirtiyor.
ABD'deki bu eşitsizlik, aynı zamanda ülkenin iç güvenlik politikalarında dini ayrımcılık yapıldığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor. İnsan hakları örgütleri, federal hükümetin güvenlik fonlarını dağıtırken dini kurumlar arasında ayrım gözetmemesi gerektiğini savunuyor. Öte yandan, bu durumun Müslüman toplulukların radikalleşmesine zemin hazırlayabileceği de ifade ediliyor; çünkü güvenlik eksikliği, toplumda korku ve güvensizlik yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Müslüman toplulukların haklarını koruyan ve onlara yönelik ayrımcılığa karşı mücadele eden bir ülke olarak uluslararası platformlarda sık sık bu tür eşitsizlikleri gündeme getiriyor. ABD'de Müslüman kurumlarının güvenlik fonlarından yeterince yararlanamaması, İslamofobinin kurumsal boyut kazandığını gösteriyor. Bu durum, Türkiye'nin İslam dünyasında liderlik rolünü pekiştirecek bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, Türkiye'deki dini kurumların güvenliği konusundaki hassasiyet, uluslararası işbirliği çağrısı yapılan bir konu olarak öne çıkıyor.