Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen isimlerinden Senatör Thom Tillis (Kuzey Carolina), Seçmen Güvenliği Yasası (SAVE America Act) olarak bilinen düzenlemenin Kasım 2024 ara seçimleri öncesinde Senato’dan geçirilmesinin “imkansız bir görev” olduğunu açıkladı. Tillis, pazar günü yaptığı açıklamada, eyaletinde halihazırda seçmen kimliği uygulaması bulunmasına rağmen, bu yasanın kendi seçmenleri tarafından talep edildiğini ancak federal düzeydeki siyasi engeller nedeniyle ilerlemenin mümkün olmadığını belirtti.
SAVE America Act nedir ve neden tartışılıyor?
SAVE America Act, federal seçimlerde oy kullanmak için vatandaşlık kanıtı zorunluluğu getiren bir yasa tasarısı. Cumhuriyetçiler tarafından seçmen sahtekarlığını önlemek amacıyla savunulurken, Demokratlar bu tür düzenlemelerin azınlık gruplarının oy kullanmasını engellediğini ve baskıcı olduğunu iddia ediyor. Tasarı, Temsilciler Meclisi’nde Cumhuriyetçi çoğunluk sayesinde geçmiş olsa da, Senato’da 60 oy eşiğini aşması gerekiyor; bu da en az 7 Demokrat’ın desteğini gerektiriyor. Tillis, partisinin bu konuda ortak bir duruş sergilediğini ancak yeterli desteği sağlamanın zor olduğunu vurguladı.
Kuzey Carolina, son yıllarda katı seçmen kimliği yasalarını uygulayan eyaletlerden biri. Tillis, bu nedenle seçmenlerinin federal bir vatandaşlık kanıtı yasasını desteklediğini ancak federal siyasetteki kutuplaşmanın bu tür düzenlemelerin önündeki en büyük engel olduğunu ifade etti. Senatör, “İnsanlar bana ‘Bu yasayı hemen uygulayın’ diyor, ama Senato’nun mevcut yapısı bunu imkansız kılıyor” dedi.
Siyasi kutuplaşma seçim güvenliğini tehdit ediyor
ABD’de seçim güvenliği tartışmaları, özellikle 2020 başkanlık seçimlerinin ardından Cumhuriyetçilerin seçim sonuçlarına yönelik itirazlarıyla yeniden alevlenmişti. SAVE Act, bu tartışmaların bir yansıması olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, federal düzeyde vatandaşlık kanıtı zorunluluğunun anayasal ve lojistik sorunlar doğurabileceği konusunda uyarıyor. Örneğin, doğum belgesi veya pasaportu olmayan milyonlarca Amerikalının oy kullanma hakkını kaybedebileceği belirtiliyor. Tillis’in açıklaması, Cumhuriyetçilerin kendi aralarında bile bu konuda bir fikir birliği olmadığını gösteriyor. Bazı Cumhuriyetçi senatörler, yasanın eyaletlerin seçim yönetimine müdahale anlamına gelebileceğini düşünürken, diğerleri bunu bir öncelik olarak görüyor.
Demokratlar ise tasarıyı “oy kullanma hakkına saldırı” olarak nitelendiriyor. Başkan Joe Biden’ın yönetimi, seçimlere erişimi kolaylaştırmak için federal yasaları savunurken, bu tür düzenlemelerin tam tersi bir etki yaratacağını vurguluyor. Seçim güvenliği meselesi, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde ABD siyasetinde kilit bir konu haline gelmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD’deki seçim güvenliği tartışmaları, Türkiye’yi doğrudan etkilemese de, küresel demokrasi standardı açısından önem taşıyor. ABD’de oy kullanma hakkının kısıtlanması, dünya genelinde seçim güvenliği söyleminin daha popülist bir hal almasına yol açabilir. Türkiye, kendi seçim sisteminde benzer tartışmaları yaşarken, ABD’deki bu gelişmeler, seçim güvenliği ile oy kullanma hakkı arasındaki dengenin ne kadar hassas olduğunu gösteriyor. Ayrıca, ABD’deki siyasi kutuplaşmanın derinleşmesi, uluslararası ittifaklarda istikrarsızlık yaratabilir; bu da Türkiye’nin NATO ve diğer platformlardaki stratejik konumunu dolaylı olarak etkileyebilir.