Popüler video paylaşım platformu TikTok, California'da açılan ve 3 gencin açtığı sosyal medya bağımlılığı davalarını, duruşma öncesinde uzlaşmayla sonuçlandırdı. Bu davalar, Los Angeles'taki bir yargıcın önünde görülen 3.300 davadan seçilen 'jüri ön testi' (bellwether) davaları olarak biliniyordu. Uzlaşmanın şartları kamuoyuna açıklanmadı, ancak bu gelişme, sosyal medya şirketlerinin genç kullanıcıların ruh sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin artan yasal baskı altında olduğunun bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Davalar, TikTok'un (eski adıyla Musical.ly) bağımlılık yaratan tasarımı nedeniyle genç kullanıcıların zihinsel sağlığını olumsuz etkilediği, hatta bazılarının ölümüne yol açtığı iddialarına dayanıyor. California eyaletindeki 3.300'den fazla dava, 2022 yılında birleştirilerek Los Angeles Yüksek Mahkemesi'nde toplanmıştı. Mahkeme, bu karmaşık davaların daha verimli yürütülmesi için 3 temsili davayı 'jüri ön testi' olarak belirlemişti. Bu test davalarının sonuçları, diğer davaların nasıl ele alınacağına dair emsal teşkil edecekti.
TikTok, bu test davalarının uzlaşmayla sonuçlanmasının 'ailelerin yaşadığı acıyı hafifletmeye yönelik bir adım' olduğunu belirtti. Şirket, genç kullanıcıların güvenliği için halihazırda uyguladığı önlemlere dikkat çekerek, platformun ebeveyn kontrolü, ekran süresi hatırlatıcıları ve 18 yaş altı hesaplara yönelik kısıtlamalar gibi özelliklerini vurguladı. Ancak davacı avukatları, bu önlemlerin yetersiz olduğunu ve platformun 'kasıtlı olarak bağımlılık yaratacak şekilde tasarlandığını' iddia ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu uzlaşma, yalnızca California'daki davaları değil, aynı zamanda dünya genelinde sosyal medya şirketlerine karşı açılan benzer davaları da etkileyebilir. ABD'deki eyaletler, çocukların sosyal medya kullanımını düzenlemek için yasalar çıkarırken, Avrupa Birliği de Dijital Hizmetler Yasası ile platformlara daha sıkı yükümlülükler getirdi. Türkiye'de de 2024 yılında yürürlüğe giren ve sosyal medya platformlarına 16 yaş altı için ebeveyn izni zorunluluğu getiren düzenleme, bu küresel eğilimin bir parçası olarak görülüyor.
Uzmanlar, sosyal medya şirketlerinin genç kullanıcılar üzerindeki etkilerine ilişkin bilimsel kanıtların henüz kesin olmadığını, ancak toplumsal baskının artarak devam ettiğini belirtiyor. Bu tür davaların sonuçları, platformların iş modellerini yeniden gözden geçirmelerine neden olabilir. Zira genç kullanıcıların platformlarda geçirdiği süre, reklam gelirleri açısından kritik öneme sahip. Öte yandan, bazı hukukçular, uzlaşmanın diğer davalar için emsal teşkil etmeyeceğini, çünkü her davanın kendi koşullarına göre değerlendirileceğini ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, Türkiye'deki sosyal medya platformlarının genç kullanıcılara yönelik politikalarının yeniden tartışılmasına zemin hazırlayabilir. Türkiye, 2024'te getirdiği ebeveyn izni düzenlemesiyle bu konuda önemli bir adım atmıştı. Ancak uygulamanın denetimi ve platformların uyumu hâlâ tartışma konusu. TikTok'un bu uzlaşması, platformların yasal riskleri azaltmak için gönüllü önlemleri artırabileceğini gösteriyor. Bu durum, Türkiye'deki gençlerin çevrimiçi güvenliği açısından olumlu bir gelişme olarak görülebilir. Bununla birlikte, Türk kullanıcıların benzer davalar açması durumunda Türk mahkemelerinin platformlara yönelik tutumu belirsizliğini koruyor.