Tigray Halk Kurtuluş Cephesi (TPLF) güçleri, Etiyopya'nın kuzeyindeki Afar bölgesine yönelik taarruzunu sürdürerek stratejik öneme sahip Afdeera kasabasına doğru ilerledi. TPLF, Erebti kasabasını ele geçirmesinin ardından Afdeera'ya yöneldi. Bölgede en az 150 bin kişinin yerinden edildiği tahmin ediliyor. Taarruzun hedefinde, Etiyopya'nın uluslararası ticaretinin neredeyse tamamının gerçekleştiği Cibuti koridoru bulunuyor. Bu durum, isyancıların federal hükümet üzerinde önemli bir koz elde etme potansiyeli taşıyor.
Çatışmanın Arka Planı ve Gelişmeler
Etiyopya'da Kasım 2020'de başlayan Tigray çatışması, kısa sürede ülkenin kuzeyine yayılan bir insani krize dönüştü. TPLF, federal hükümetin Tigray'a yönelik operasyonlarını durdurması ve bölgeden çekilmesi çağrısında bulunuyor. Afar bölgesi, Tigray ile Cibuti arasındaki kara ve demiryolu bağlantısının geçtiği kritik bir güzergâh üzerinde yer alıyor. Etiyopya'nın denize kıyısı olmadığı için dış ticaretinin %95'inden fazlası Cibuti limanı üzerinden yapılıyor ve bu ticaret Afar koridorundan geçiyor. TPLF'nin Afdeera'ya ilerlemesi, bu koridorun güvenliğini tehdit ederek ülkenin ekonomik can damarını kesme riski taşıyor.
Etiyopya hükümeti, TPLF'yi komşu ülkelerle iş birliği yapmakla suçlarken, Tigray yönetimi federal güçlerin Eritre askerlerini bölgeye getirdiğini iddia ediyor. Afar bölgesel yönetimi, TPLF saldırılarının sivilleri hedef aldığını öne sürerken, Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım kuruluşları bölgede artan insani ihtiyaçlara dikkat çekiyor. 150 binden fazla kişinin yerinden edilmesi, zaten kırılgan olan bölgede gıda, su ve barınma krizini derinleştiriyor. Çatışma, Etiyopya'nın istikrarını bozmanın yanı sıra, Afrika Boynuzu'nda geniş çaplı bir bölgesel istikrarsızlığa yol açma potansiyeli taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Etiyopya'daki çatışma, Afrika Boynuzu'nun jeopolitik dengelerini sarsıyor. Cibuti koridorunun güvenliği, yalnızca Etiyopya için değil, bölgedeki ticaret yolları ve enerji nakil hatları için de hayati önem taşıyor. TPLF'nin stratejik hedefleri arasında, federal hükümeti müzakere masasına zorlamak ve Tigray'a yönelik ambargoyu kaldırtmak bulunuyor. Uluslararası toplum, taraflara ateşkes çağrısı yaparken, ABD ve Avrupa Birliği, insan hakları ihlalleri nedeniyle Etiyopya'ya yönelik yaptırımları tartışıyor. Çin ve Rusya ise federal hükümete destek vererek, Batı'nın bölgedeki etkisini dengelemeye çalışıyor. Bu durum, Etiyopya'yı küresel güçler arasında bir rekabet alanı haline getiriyor.
Afar'daki çatışmalar, komşu ülkeler Sudan, Eritre ve Somali'ye de sıçrayabilir. Eritre, Tigray çatışmasında federal hükümetin yanında yer alarak bölgesel gerilimi artırdı. Sudan ise Etiyopya ile sınır anlaşmazlıkları ve Nil Nehri üzerindeki baraj krizi nedeniyle zaten gergin ilişkilere sahip. Çatışmanın uzaması, bölgedeki mülteci akınlarını artırarak insani krizleri derinleştirebilir. Ayrıca, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki güvenlik dinamiklerini de olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika Boynuzu'nda artan etkinliğiyle bilinen bir aktör. Etiyopya ile ticari ve diplomatik ilişkileri güçlü olan Türkiye, bölgedeki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenebilir. Cibuti koridorunun güvenliği, Türk şirketlerinin bölgedeki yatırımları ve ticaret yolları için kritik. Ayrıca, çatışmanın uzaması, Türkiye'nin Somali ve Sudan gibi ülkelerle yürüttüğü insani yardım ve kalkınma projelerini sekteye uğratabilir. Türkiye'nin arabuluculuk girişimleri, bölgesel barışa katkı sağlayabilir ancak çatışan tarafların pozisyonları ve uluslararası aktörlerin müdahalesi, Ankara'nın manevra alanını sınırlayabilir.
Öte yandan, Etiyopya'daki çatışma, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası için bir sınav niteliğinde. Türkiye, taraflar arasında dengeli bir tutum izleyerek, hem federal hükümetle hem de Tigray yönetimiyle diyalog kanallarını açık tutmaya çalışıyor. Bu durum, Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk rolünü güçlendirebilir. Ancak, çatışmanın derinleşmesi ve insani krizin büyümesi, Türkiye'nin insani yardım kapasitesini zorlayabilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji güvenliği ve ticaret yolları üzerindeki riskleri artırıyor. Bu nedenle, Türkiye'nin öncelikli hedefi, bölgede ateşkesin sağlanması ve istikrarın tesisi için diplomatik çabalarını yoğunlaştırmak olmalı.