Tıbbi yapay zekâ (YZ) teknolojilerinin hızla gelişmesi, yasa koyucuları ve sağlık sektörü liderlerini kritik bir soruyla karşı karşıya bırakıyor: Bu teknoloji başarısız olduğunda veya hastaya zarar verdiğinde kim sorumlu tutulacak? Yapay zekânın teşhis, tedavi planlaması ve hasta takibinde kullanımı yaygınlaşırken, mevcut yasal çerçevelerin bu yeni duruma uygun olmadığı belirtiliyor. Uzmanlar, sorumluluğun hekim, hastane, yazılım geliştirici veya YZ modelini eğiten veri sağlayıcı arasında nasıl paylaştırılacağı konusunda belirsizlik olduğunu vurguluyor.
Yasal Boşluk ve Belirsizlikler
Geleneksel tıbbi sorumluluk hukuku, bir sağlık profesyonelinin hatası durumunda tazminat taleplerini düzenler. Ancak YZ destekli kararlarda, hatanın kaynağı bir algoritma, eksik veri veya yanlış etiketlenmiş eğitim seti olabilir. Bu durumda, hekimin mi yoksa yazılım üreticisinin mi sorumlu olacağı net değil. Örneğin, bir YZ sistemi meme kanseri taramasında yanlış negatif sonuç verdiğinde, radyologun gözetimi yeterli miydi, yoksa sistemin doğruluk oranı mı yetersizdi? Bu tür sorular, mahkemelerin ve düzenleyici kurumların önüne gelmeye başladı.
Avrupa Birliği'nde Yapay Zekâ Yasası (AI Act) kapsamında tıbbi YZ yüksek riskli olarak sınıflandırılıyor ve sıkı denetimlere tabi tutuluyor. Ancak sorumluluk konusunda AB düzeyinde henüz uyumlaştırılmış bir düzenleme yok. ABD'de ise Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), tıbbi YZ cihazlarını onaylarken, sorumluluk konusunu eyalet yasalarına bırakıyor. Bu da eyaletler arasında farklı uygulamalara yol açıyor.
Küresel Boyut ve Politik Etkiler
Tıbbi YZ pazarının 2030'a kadar yüz milyar dolarlık bir hacme ulaşması bekleniyor. Bu büyüklük, beraberinde önemli hukuki ve etik tartışmaları getiriyor. Şirketler, sorumluluk riskini azaltmak için sözleşmelerde muafiyet maddeleri koymaya çalışırken, hasta hakları savunucuları bu tür maddelerin mağduriyet yaratabileceğini belirtiyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), üye ülkelere tıbbi YZ'nin güvenli kullanımı ve sorumluluk konusunda rehber ilkeler geliştirmeleri çağrısında bulundu. Ayrıca, sınır ötesi tele-tıp hizmetlerinde YZ kullanımı, hangi ülke hukukunun geçerli olacağı sorusunu da gündeme getiriyor.
Uzmanlar, sorumluluğun açıkça tanımlanması için uluslararası işbirliği ve ortak standartların şart olduğunu söylüyor. Aksi halde, yenilikçi teknolojilerin benimsenmesi yavaşlayabilir ve hastaların güveni sarsılabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, sağlıkta dijitalleşme ve yapay zekâ uygulamalarında önemli adımlar atıyor. Sağlık Bakanlığı'nın YZ destekli teşhis sistemleri konusundaki çalışmaları sürüyor. Ancak tıbbi YZ kaynaklı zararlarda sorumluluğa ilişkin yasal düzenlemeler henüz yeterli değil. Türkiye'nin, AB'nin Yapay Zekâ Yasası'na uyum sürecinde sorumluluk konusunu da ele alması bekleniyor. Ayrıca, yerli YZ çözümlerinin geliştirilmesi ve ihracatı için güvenilir bir yasal çerçeve oluşturmak, Türkiye'nin rekabet gücünü artırabilir. Sağlık turizmi açısından da, net sorumluluk kuralları uluslararası hastaların güvenini kazanmada kritik rol oynayacak.