Senato Çoğunluk Lideri John Thune, haftalardır kamuoyunda dile getirdiği uyarıyı bu kez Beyaz Saray yetkililerine özel olarak tekrarladı: "Megayasa 3.0 için gerekli oylara sahip değiliz." Bu açıklama, Cumhuriyetçi Parti içindeki bütçe uzlaşma (reconciliation) sürecinin geleceğine ilişkin endişeleri artırırken, eski Başkan Donald Trump ile Senato liderliği arasındaki gerilimi de su yüzüne çıkardı. Temsilciler Meclisi'nden geçen ve 3 trilyon doları aşan devasa paketin Senato'da onaylanması için gereken 51 oy cumhuriyetçilerde bulunuyor, ancak Thune, bazı senatörlerin paketin büyüklüğü ve içeriği konusundaki itirazları nedeniyle sayının garanti olmadığını vurguluyor.
Gelişmenin arka planı
Thune'un bu çıkışı, Trump'ın 2024 seçim vaatlerini hayata geçirmek için 'tek ve büyük bir yasa' stratejisini sürdürdüğü bir dönemde geldi. Megayasa 3.0 olarak adlandırılan paket, vergi indirimleri, sınır güvenliği, enerji bağımsızlığı ve savunma harcamaları gibi konuları kapsıyor. Ancak bazı muhafazakar senatörler, özellikle de bütçe açığına ilişkin endişeler nedeniyle paketin büyüklüğüne karşı çıkıyor. Thune, geçtiğimiz hafta Fox News'a verdiği mülakatta, "Senatoda 51 oyumuz var, ancak bu oyların hepsi şu an pakete 'evet' diyecek durumda değil. Bazı arkadaşlarımızın ciddi soruları var" demişti.
Beyaz Saray ile Senato arasındaki görüşmelerde, Başkan Yardımcısı JD Vance ve bütçe direktörü Russell Vought'un da hazır bulunduğu bildiriliyor. Thune, toplantıda, paketin bazı bölümlerinin değiştirilmesi veya iki aşamalı bir sürece bölünmesi gerektiğini önerdi. Ancak Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Tek parça olarak geçmesi şart. Bölmeye çalışanlar, Amerika'nın ihtiyaçlarını anlamıyor" ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, iki lider arasındaki görüş ayrılığını netleştirdi.
Bölgesel veya küresel boyut
Megayasa 3.0'ın akıbeti, yalnızca Amerikan siyasetini değil, küresel ekonomiyi de yakından ilgilendiriyor. Paketin içerdiği vergi indirimleri ve altyapı harcamaları, ABD büyümesini canlandırabilir; ancak bütçe açığının daha da genişlemesi, dolar üzerinde baskı yaratabilir ve gelişmekte olan ülkelerin borç yükünü artırabilir. Uzmanlar, paketin ABD'de enflasyonu yeniden tetikleyebileceğini, bunun da küresel faiz oranlarını yukarı çekebileceğini belirtiyor.
Avrupa Birliği ve Çin, ABD'nin bu devasa teşvik paketini yakından izliyor. Özellikle yeşil enerji sübvansiyonları, ABD ile AB arasında ticaret anlaşmazlıklarına yol açabilecek bir alan olarak öne çıkıyor. Öte yandan, savunma harcamalarındaki artış, NATO müttefiklerinin savunma bütçelerini artırma baskısını da gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye açısından öncelikle doların seyri ve küresel likidite koşulları üzerinden okunabilir. ABD'nin devasa bir teşvik paketini finanse etmek için borçlanması, doların değerini etkileyebilir; bu da Türkiye'nin ithalat faturasını ve dış borç yükünü doğrudan etkiler. Ayrıca paketin savunma harcamalarına ayrılan kısmı, Türkiye'nin F-35 programından çıkarılmasının ardından ABD ile savunma ilişkilerini yeni bir boyuta taşıyabilir. Türkiye'nin, ABD'deki siyasi gerilimin ekonomi politikalarına yansımasına karşı hazırlıklı olması gerekiyor; zira bu tür büyük paketler, küresel piyasalarda dalgalanmaya yol açabilir.