Theresa May, 2016-2019 yılları arasında Birleşik Krallık'ın başbakanı olarak görev yaptı ve ülkenin ilk kadın başbakanı olmasının ötesinde, siyasi yelpazede 'uyanık' (woke) olarak nitelendirilen politikalarıyla dikkat çekti. Ancak Brexit sürecindeki başarısızlığı, onu İngiltere'nin ilk ve son 'uyanık' başbakanı yapabilir. Overton penceresinin hızla kaydığı bir dönemde, May'in mirası hem ekonomik hem de siyasi açıdan tartışmalıdır.
Gelişmenin arka planı
Theresa May, 2016 referandumunda Brexit'in kazanmasının ardından David Cameron'ın istifasıyla başbakan oldu. Göreve gelir gelmez, Brexit müzakerelerini yönetmek ve ülkeyi birlik içinde tutmak gibi zorlu bir görevle karşı karşıya kaldı. May, 'uyanık' politikalarıyla biliniyordu: toplumsal cinsiyet eşitliği, iklim değişikliği ve kurumsal sorumluluk gibi konularda ilerici adımlar attı. Ancak bu politikalar, Brexit'in yol açtığı derin bölünmeleri gidermekte yetersiz kaldı.
May'in en büyük başarısızlığı, Brexit anlaşmasını parlamentodan geçirememesi oldu. Üç kez sunduğu anlaşma üç kez reddedildi ve bu durum siyasi krizi derinleştirdi. May'in 'uyanık' duruşu, muhafazakar tabanında ve Brexit yanlıları arasında destek kaybına yol açtı. Sonuçta, 2019'da istifa etmek zorunda kaldı ve yerini Boris Johnson'a bıraktı.
Overton penceresi kavramı, bir toplumda kabul edilebilir siyasi fikirlerin zamanla nasıl değiştiğini açıklar. May döneminde bu pencere hızla kaydı: Brexit sonrası milliyetçilik ve popülizm yükselirken, 'uyanık' politikalar geri planda kaldı. May'in mirası, bir dönemin sonunu temsil ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
May'in başbakanlığı, sadece İngiltere için değil, tüm Avrupa ve küresel siyaset için önemli dersler içeriyor. Brexit süreci, Avrupa Birliği'nin bütünlüğünü tehdit eden bir örnek oluşturdu. May'in başarısızlığı, popülist hareketlerin yükselişini hızlandırdı ve diğer ülkelerdeki benzer siyasi akımlara ilham verdi. Özellikle Fransa ve Almanya'da aşırı sağ partiler güç kazandı.
Ekonomik açıdan, May dönemi belirsizliklerle doluydu. Brexit'in yarattığı belirsizlik, yatırımları azalttı ve sterlinin değer kaybetmesine neden oldu. May'in 'uyanık' politikaları, iş dünyasında bazı kesimler tarafından desteklense de, Brexit'in getirdiği ekonomik zorluklar karşısında yetersiz kaldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Brexit sürecini yakından izlemiştir. İngiltere'nin AB'den ayrılması, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde önemli bir referans noktası olabilir. May'in başarısızlığı, popülist siyasetin risklerini göstermiş ve Türkiye'nin kendi siyasi istikrarı için dersler çıkarmasına yol açmıştır. Ayrıca, İngiltere ile Türkiye arasındaki ticari ilişkiler, Brexit sonrası yeniden şekillenmektedir. May döneminde imzalanan anlaşmalar, iki ülke arasındaki ticaret hacmini korumaya yönelikti. Türkiye, Brexit'in ekonomik etkilerine karşı hazırlıklı olmalı ve İngiltere ile yeni ticaret fırsatlarını değerlendirmelidir.