Bağımsız haber kuruluşu The Intercept, ABD İç Güvenlik Bakanlığı'nın (DHS) Anayasa'nın Birinci Ek Maddesi'ni ihlal eden gizli bir protestocu veritabanı oluşturduğu iddiasıyla federal dava açtı. Dava, DHS'nin Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası (FOIA) kapsamında yapılan taleplere yanıt vermeyi reddetmesi üzerine New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi'nde görülecek. The Intercept, bakanlığın 2020 George Floyd protestoları sırasında ve sonrasında aktivistleri izlemek için kullanıldığı iddia edilen bir veri tabanına ilişkin belgeleri talep etmişti.
Gelişmenin Arka Planı: FOIA Talepleri ve Gizli Veri Tabanı
The Intercept, Eylül 2023'te DHS'ye, 'Ulusal Özel Durum Yönetimi Sistemi' (NEMIS) veya benzeri bir program kapsamında 'potansiyel sivil huzursuzluk' veya 'protesto' faaliyetleriyle ilgili veri toplama ve paylaşma uygulamalarına dair belgeler talep eden bir FOIA başvurusu yaptı. Ancak DHS, talebi 'aşırı derecede geniş' bularak reddetti. The Intercept'in avukatları, bakanlığın talebi 'kötü niyetle' reddettiğini ve FOIA'nın amacını baltaladığını savunuyor.
Davanın merkezinde, DHS'nin 2020 yazında Black Lives Matter protestoları sırasında aktivistleri izlemek için kullandığı iddia edilen bir veri tabanı yer alıyor. The Intercept'in daha önce yayımladığı raporlara göre, DHS'nin İstihbarat ve Analiz Ofisi, protestocuları 'şiddet yanlısı' olarak etiketleyen ve onların sosyal medya hesaplarını, iletişim bilgilerini ve hareketlerini kaydeden bir sistem kurmuştu. Uzmanlar, bu uygulamanın Anayasa'nın ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkını koruyan Birinci Ek Maddesi'ni ihlal ettiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: ABD'de İfade Özgürlüğü ve Hükümet Gözetimi
Bu dava, ABD'de hükümetin gözetim yetkileri ile sivil özgürlükler arasındaki gerilimin son örneği. DHS, terörle mücadele ve kamu güvenliği gerekçesiyle veri topladığını savunurken, sivil toplum kuruluşları bu tür uygulamaların özellikle azınlık gruplarını hedef aldığını ve anayasal hakları ihlal ettiğini vurguluyor. Benzer tartışmalar, Avrupa Birliği ülkelerinde de gözetim yasalarının genişletilmesiyle gündeme geliyor. Özellikle Fransa ve Almanya'da protesto gözlemi ve veri toplama uygulamaları mahkeme kararlarına konu olmuştu.
The Intercept'in başlattığı hukuki mücadele, yalnızca ABD'de değil, küresel çapta hükümetlerin protesto hareketlerine karşı kullandığı gizli gözetim mekanizmalarının ifşa edilmesine katkı sağlayabilir. Dava sonucunda elde edilecek belgeler, DHS'nin operasyonel yöntemlerini ve olası hukuk ihlallerini ortaya koyabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu dava, küresel ölçekte hükümetlerin protesto yönetimi ve gözetim uygulamalarına yönelik artan bir farkındalık yaratıyor. Türkiye'de de benzer tartışmalar, özellikle İçişleri Bakanlığı'nın sosyal medya izleme ve toplumsal olaylara müdahale yöntemleri bağlamında gündeme geliyor. Her ne kadar doğrudan bir bağlantı olmasa da, bu dava Türkiye'deki sivil toplum kuruluşları ve hukukçular için emsal teşkil edebilir. Ayrıca, uluslararası baskı mekanizmalarının, demokratik hakların korunması konusunda hükümetleri daha şeffaf olmaya zorlayabileceğini gösteriyor. Türkiye'nin AB ile olan ilişkilerinde ifade özgürlüğü ve toplanma hakkı gibi konuların önemini koruduğu düşünüldüğünde, bu tür davaların yankıları Ankara'da da hissedilebilir.