Tennessee eyaletinde 1995 yılında bir öğrenci arkadaşını öldürmekten idam cezasına çarptırılan Christa Pike, eyaletin 200 yıl aradan sonra idam edeceği ilk kadın mahkum olmaya hazırlanıyor. 48 yaşındaki Pike'ın avukatları, müvekkillerinin af edilmesi gerektiğini belirterek, aynı suçun bugün işlenmesi halinde idam cezası verilmeyeceğini öne sürüyor. Pike'ın infazı, Tennessee'nin idam cezası uygulamalarında nadir görülen bir kadın infazına sahne olacak.
Olayın Arka Planı: 1995 Cinayeti ve Yargı Süreci
Christa Pike, 1995 yılında Knoxville'de yaşanan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran bir cinayet davasında suçlu bulundu. O dönem 18 yaşında olan Pike, kız arkadaşına yakınlaşan 19 yaşındaki Colleen Slemmer'ı vahşice öldürmekten mahkum edildi. İddianameye göre Pike, Slemmer'ı ormanlık bir alana götürerek arkadaşlarıyla birlikte saldırdı; genç kadının kafatası kırıldı ve vücudunda çok sayıda kesik ve ezik tespit edildi. Pike, 1996 yılında idam cezasına çarptırıldı ve o zamandan bu yana ölüm sırasında bekliyor.
Pike'ın avukatları, yıllardır süren temyiz süreçlerinde müvekkillerinin çocukluk döneminde ciddi istismar ve travma yaşadığını, zihinsel sağlık sorunları bulunduğunu ve suça sürüklendiğini savunuyor. Savunma ekibi, özellikle 2005 yılında ABD Yüksek Mahkemesi'nin 18 yaşından küçüklerin idam edilmesini anayasaya aykırı bulmasının ardından, Pike'ın suç işlediği sırada 18 yaşında olmasının hafifletici neden sayılması gerektiğini belirtiyor. Ancak mahkeme, Pike'ın 18 yaşını doldurmuş olması nedeniyle bu kararın kapsamına girmediğine hükmetti.
Tennessee Valisi Bill Lee'nin af yetkisini kullanıp kullanmayacağı ise belirsizliğini koruyor. Eyalet yasalarına göre vali, idam cezasını erteleme veya affetme yetkisine sahip. Pike'ın avukatları, valiye başvurarak müvekkillerinin cezasının müebbet hapse çevrilmesini talep etti. Ancak Tennessee'de son yıllarda idam cezası uygulamaları tartışmalı bir hal almış durumda; 2020'de pandemi nedeniyle infazlar durdurulmuş, 2022'de ise idam protokollerinde yaşanan aksaklıklar nedeniyle bazı infazlar geçici olarak askıya alınmıştı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Kadın İnfazları ve İdam Cezası Tartışmaları
Christa Pike'ın durumu, ABD'de idam cezası karşıtı hareketin ve kadın mahkumların hakları savunucularının gündeminde geniş yankı buldu. ABD'de idam cezası uygulayan 27 eyaletten yalnızca birkaçında kadın infazı gerçekleştirildi; federal düzeyde ise 2021'de Lisa Montgomery'nin infazı büyük tepki çekmişti. Tennessee'de en son kadın infazı 1817 yılında gerçekleşmişti; bu nedenle Pike'ın infazı, eyalet tarihinde iki asır sonra ilk kez bir kadının idam edilmesi anlamına geliyor.
Uluslararası Af Örgütü ve diğer insan hakları kuruluşları, Pike'ın çocukluk travmaları ve zihinsel sağlık geçmişi göz önüne alındığında infazının insan hakları ihlali olacağını savunuyor. Örgüt, ABD'de idam cezasının adaletsiz uygulandığını, özellikle kadınların ve azınlıkların orantısız şekilde etkilendiğini belirtiyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de idam cezasının kaldırılması yönünde çağrılarını yineleyerek ABD'ye bu konuda baskı yapıyor. Ancak ABD'de idam cezası, eyaletlerin yetkisinde olduğu için federal hükümetin doğrudan müdahalesi sınırlı.
Türkiye'de idam cezası 2004 yılında tüm suçlar için kaldırılmış, 2002'de ise savaş suçları ve terör suçları hariç ölüm cezası uygulanmaz hale gelmişti. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ek protokoller çerçevesinde Türkiye, ölüm cezasını tamamen kaldırarak AB sürecinde önemli bir adım atmıştı. Bu bağlamda ABD'deki idam uygulamaları, Türkiye'nin uzun süredir eleştirdiği bir konu olarak öne çıkıyor. Ancak son yıllarda Türkiye'de bazı siyasi aktörlerin idam cezasını yeniden getirme yönündeki açıklamaları, uluslararası alanda tartışma yaratmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Christa Pike davası, Türkiye'nin idam cezasına bakışı açısından sembolik bir önem taşıyor. Türkiye, 2004'ten bu yana idam cezasını hukuk sisteminden tamamen çıkarmış ve bu konuda Avrupa Konseyi ile uyumlu bir politika izlemişti. Ancak son dönemde bazı siyasi söylemlerde idam cezasının yeniden gündeme getirilmesi, Türkiye'nin uluslararası insan hakları taahhütleriyle çelişki oluşturuyor. ABD'deki bu infaz, idam cezasının çağdaş hukuk sistemlerinde nadiren uygulandığını ve özellikle kadın mahkumlar için ne denli tartışmalı olduğunu gösteriyor. Türkiye'nin insan hakları alanındaki uluslararası itibarı açısından idam cezası karşıtı tutumunu sürdürmesi, AB ve BM nezdinde olumlu karşılanacaktır. Ayrıca bu dava, ceza adaletinde travma ve zihinsel sağlık faktörlerinin dikkate alınması gerektiğini ortaya koyarak Türkiye'deki hukuk uygulamalarına da örnek teşkil edebilir.