ABD’de 5 Kasım 2024’te yapılacak genel seçimler öncesinde, üç önde gelen seçim tahmincisi Temsilciler Meclisi’nde kontrolün hangi partide olacağına dair tahminlerini açıkladı. Tüm tahminler, Meclis’in sıkı bir şekilde bölünmüş olduğunu ve bir düzineden fazla başa baş seçim bölgesinde yaşanacak yarışın, çoğunluğu belirleyeceğini ortaya koyuyor. Şu anda Cumhuriyetçiler 220 sandalye ile çoğunluğa sahipken, Demokratlar 212 sandalyeye sahip. Tahminciler, seçim sonucunun belirsizliğini koruduğunu ve her iki parti için de kazanma ihtimalinin bulunduğunu vurguluyor.
Seçim Tahmincilerinin Değerlendirmeleri
Cook Political Report, Inside Elections ve Sabato’s Crystal Ball olmak üzere üç bağımsız tahmin kuruluşu, Meclis yarışını “toss-up” (başa baş) olarak nitelendiriyor. Cook Political Report, 22 seçim bölgesini “toss-up” olarak sınıflandırırken, Inside Elections 17, Sabato’s Crystal Ball ise 21 bölgeyi aynı kategoride değerlendiriyor. Tahminciler, bu bölgelerdeki sonuçların parti kontrolünü belirleyeceğini belirtiyor. Cumhuriyetçilerin elindeki sandalyelerin sayısı nedeniyle bir avantaja sahip olduğu, ancak Demokratların başkanlık seçimindeki güçlü performansının ve bazı kritik bölgelerdeki adaylarının popülaritesinin bu avantajı dengeleyebileceği ifade ediliyor.
Analistler, özellikle Kaliforniya, New York ve Pennsylvania gibi eyaletlerdeki marjinal bölgelerde yoğunlaşan yarışın, her iki parti için de sürpriz sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Ayrıca, başkanlık yarışının Meclis seçimlerini de etkileyeceği, adayların parti liderleriyle olan bağlarının seçmen tercihlerinde belirleyici olabileceği vurgulanıyor. Seçimlere kısa bir süre kala, kampanyaların yoğunlaştığı ve reklam harcamalarının arttığı gözlemleniyor.
Küresel ve Bölgesel Yansımalar
ABD Temsilciler Meclisi’ndeki güç dengesi, sadece iç politikayı değil, küresel siyaseti de yakından ilgilendiriyor. Meclis’in kontrolü, başkanın yasama gündemini, bütçe kararlarını ve dış politika hamlelerini doğrudan etkiliyor. Özellikle Ukrayna’ya yardım, Çin’e karşı ticaret politikaları ve Orta Doğu’daki angajmanlar gibi kritik konularda Meclis’in tutumu belirleyici olacak. Cumhuriyetçilerin çoğunluğu elinde tutması halinde, Biden yönetiminin dış politika ajandasının yavaşlayabileceği, Demokratların kazanması durumunda ise daha fazla iş birliği ve destek bekleniyor. Analistlere göre, Meclis’teki her iki parti de ulusal güvenlik konularında benzer pozisyonlara sahip olsa da, özellikle ticaret ve göç politikalarında keskin farklılıklar bulunuyor. Bu nedenle, seçim sonucu küresel dengeleri de etkileyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Temsilciler Meclisi’ndeki güç dengesi, Türkiye-ABD ilişkileri açısından da önem taşıyor. Meclis’te Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olması, Türkiye’ye yönelik bazı yaptırımların veya kısıtlamaların (örneğin F-35 programı veya CAATSA yaptırımları) devam etmesi anlamına gelebilir. Demokratların kazanması ise Biden yönetiminin Türkiye ile daha yapıcı bir diyalog kurmasına ve bazı konularda esneklik sağlamasına kapı aralayabilir. Ancak her iki durumda da Kongre’nin Türkiye’ye yönelik tutumu, Ermeni soykırımı tanıması, Doğu Akdeniz politikaları ve Suriye’deki PYD/YPG desteği gibi konularda belirleyici olmaya devam edecektir. Türk dış politikası, seçim sonrası Meclis’in oluşumuna göre stratejilerini gözden geçirmek durumunda kalabilir.