ABD Temsilciler Meclisi'nde Cumhuriyetçilerin, eski Başkan Donald Trump'ın trans bireylerin orduda görev yapmasını yasaklayan politikasını yasalaştırma girişimi, kendi partisinden iki üyenin muhalefetiyle başarısız oldu. Colorado Temsilcisi Lauren Boebert tarafından sunulan değişiklik önerisi, 27 Eylül 2024 gecesi yapılan oylamada 204'e karşı 214 oyla reddedildi. İki Cumhuriyetçi temsilci, New York'tan John Katko ve Pensilvanya'dan Brian Fitzpatrick, parti çizgisinin dışına çıkarak öneriye 'hayır' oyu verdi. Başarısızlığa uğrayan bu girişim, aynı oturumda trans bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini kısıtlayan iki ayrı değişikliğin kabul edilmesiyle dengelendi. Güney Carolina Temsilcisi Nancy Mace tarafından sunulan bu değişiklikler, trans kadınların kadın sağlık kliniklerinden hizmet almasını ve trans bireylerin cinsiyet uyum tedavilerinin federal sigorta kapsamında olmasını engellemeyi hedefliyor.
Arka plan: Siyasi kutuplaşmanın gölgesinde bir oylama
Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi'ndeki dar çoğunluğu, parti içi bölünmeleri daha da belirgin hale getiriyor. Boebert'in önerisi, Savunma Bakanlığı bütçe yasa tasarısına eklenen bir değişiklikti ve Trump'ın 2017'de Twitter üzerinden duyurduğu trans birey yasağının yasalaşmasını amaçlıyordu. O dönemde Trump, 'trans bireylerin orduda herhangi bir kapasitede hizmet vermesine izin verilmeyecek' ifadelerini kullanmış, bu karar askeri yetkililer ve sivil toplum kuruluşları tarafından sert eleştirilmişti. Biden yönetimi, 2021'de bu yasağı kaldırmıştı. Boebert ise 'Ordumuzu siyasi olarak doğru deneylerden korumalıyız' diyerek önerisini savundu. Oylamadan hemen önce yapılan konuşmalarda, Demokratlar öneriyi 'ayrımcılık ve nefret dolu' olarak nitelendirirken, Cumhuriyetçi liderlik üyeleri katılım sağlayarak öneriye destek verdi. Ancak Katko ve Fitzpatrick'in muhalefeti, önerinin başarısız olmasında belirleyici oldu. Katko, yaptığı açıklamada 'Ordumuzun en iyi insanları hizmete almasını engelleyen hiçbir politikayı destekleyemem' dedi. Fitzpatrick ise 'Trans bireylerin askerlik hizmeti, uzun yıllardır başarıyla devam ediyor; bu konuda bir yasal değişikliğe gerek yok' ifadelerini kullandı.
Küresel boyut: Trans hakları ve askeri politikalar
Bu gelişme, ABD'de trans bireylerin hakları konusundaki derin siyasi ayrışmayı bir kez daha gözler önüne seriyor. Pentagon'un 2016'da trans bireylerin açık bir şekilde hizmet etmesine izin vermesinin ardından, konu sürekli olarak siyasi bir tartışma konusu haline geldi. 2023'te yapılan bir araştırma, ABD ordusunda yaklaşık 14.000 trans bireyin görev yaptığını ortaya koyuyor. Cumhuriyetçi kanadın muhafazakar tabanı, trans karşıtı söylemleri siyasi bir araç olarak kullanırken, Demokratlar bu politikaları 'insan hakları ihlali' olarak nitelendiriyor. Nancy Mace'in kabul edilen iki değişikliği ise, daha geniş bir sağlık hizmetleri tartışmasının parçası. Mace, trans bireylerin sağlık hizmetlerine erişimini kısıtlamanın 'aile değerlerini korumak' anlamına geldiğini savunuyor. Ancak eleştirmenler, bu tür düzenlemelerin zaten marjinalleştirilmiş bir grubu daha da kırılgan hale getireceğini belirtiyor. Küresel ölçekte, ABD'nin bu konudaki tutumu, diğer ülkelerdeki trans hakları mücadelelerine de yansıyor. Özellikle Avrupa'da, bazı ülkeler trans bireylerin orduda hizmet etmesine izin verirken, Türkiye gibi ülkelerde trans bireyler askerlik hizmetinden muaf tutuluyor. Bu durum, askeri disiplin ve insan hakları arasında hassas bir denge kurulması gerektiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye'nin uluslararası insan hakları söylemleriyle doğrudan bir ilişki kurmasa da, küresel düzeyde trans hakları konusundaki tartışmaların derinleştiğini göstermektedir. Türkiye, ordusunda trans bireylerin hizmetine resmi olarak izin vermemekle birlikte, sağlık raporu ile askerlikten muafiyet uygulaması bulunuyor. ABD'de yaşanan bu siyasi çekişme, Türkiye'deki LGBTİ+ hakları savunucuları tarafından yakından takip edilmektedir. Ayrıca, Türkiye'nin NATO müttefiki olan ABD'nin askeri politikalarındaki bu tür değişiklikler, ittifak içindeki standartları da etkileyebilir. Özellikle insan hakları ve ayrımcılıkla mücadele konularında, Türkiye'nin uluslararası taahhütleri göz önüne alındığında, bu tür gelişmelerin dolaylı etkileri olabilir. Ancak Türkiye'nin iç siyasetinde bu konunun gündeme gelmesi beklenmemektedir.