Teksas'ta hamileliği sırasında tıbbi müdahale reddedildikten sonra hayatını kaybeden 37 yaşındaki Tierra Walker'ın ailesi, Çarşamba günü Teksas Başsavcısı Ken Paxton ve ilgili doktorlara karşı dava açtı. 2024 yılında preeklampsi nedeniyle ölen Walker'a, hastanede nöbetler, kan pıhtıları ve hipertansif kriz yaşamasına rağmen kürtaj yapılmadığı iddia ediliyor. Dava, Teksas'ın sıkı kürtaj yasaklarının hamilelik komplikasyonlarında kadınların hayatını riske attığı yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Olayın geçmişi ve hukuki süreç
Tierra Walker, 2024 yılında hamileliğinin ilerleyen dönemlerinde ciddi sağlık sorunları yaşamaya başladı. Hastaneye kaldırıldığında nöbetler, kan pıhtıları ve bir hipertansif kriz geçirdiği belirtiliyor. Ailesinin iddiasına göre, doktorlar Walker'a kürtaj uygulamayı reddetti ve bunun sonucunda kadın preeklampsi nedeniyle hayatını kaybetti. Preeklampsi, hamilelikte ortaya çıkan ve anne ölümlerine yol açabilen ciddi bir tansiyon bozukluğudur.
Walker'ın ailesi, Çarşamba günü Teksas Başsavcısı Ken Paxton'a ve hastanede görevli doktorlara karşı dava açtı. Dava dilekçesinde, Teksas'ın yürürlükteki kürtaj yasaklarının doktorları, yasal yaptırımlarla karşılaşma korkusuyla acil durumlarda bile müdahale etmekten alıkoyduğu öne sürülüyor. Teksas'ta 2022'de yürürlüğe giren yasa, neredeyse tüm kürtajları yasaklıyor ve sadece annenin hayatını kurtarmak amacıyla yapılan istisnai müdahalelere izin veriyor. Ancak doktorlar, hangi durumların yasal istisna kapsamına girdiğinin belirsiz olduğunu ve yasal risk almaktan çekindiklerini sık sık dile getiriyor.
Paxton'ın ofisi, dava hakkında henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak Başsavcı Paxton, geçmişte kürtaj yasaklarını savunmuş ve yasa dışı kürtaj yapan sağlık kuruluşlarına karşı hukuki girişimlerde bulunmuştu. Bu dava, Teksas'taki kürtaj karşıtı yasaların uygulanmasında doktorların ve hastaların karşı karşıya kaldığı ikilemi gözler önüne seriyor.
Bölgesel ve küresel yankıları
Walker'ın ölümü ve ardından açılan dava, ABD'de kürtaj hakları tartışmalarının merkezinde yer alan Teksas'ın, 2022'de Yüksek Mahkeme'nin Roe v. Wade kararını bozmasının ardından yürürlüğe giren eyalet yasalarının sonuçlarını bir kez daha ortaya koyuyor. Benzer davalar, diğer eyaletlerde de görülmeye başlandı; birçok kadın, acil tıbbi müdahale gerektiren durumlarda hastanelerin kürtaj yapmayı reddetmesi nedeniyle hayatını kaybetti veya ciddi sağlık sorunları yaşadı.
Ülke genelinde kürtaj hakları savunucuları, bu tür vakaların yasakların doğrudan sonucu olduğunu belirterek, yasaların değiştirilmesi çağrısında bulunuyor. Karşı görüşteki gruplar ise yasaların anne hayatını korumak için yeterli istisnalar içerdiğini, ancak doktorların yasayı yanlış yorumladığını savunuyor. Tıp dernekleri ise yasal belirsizliklerin hekimleri savunma tıbbına ittiğini ve acil durumlarda bile müdahaleyi geciktirdiğini vurguluyor.
Uluslararası platformda da ABD'deki kürtaj yasakları, insan hakları örgütleri ve Birleşmiş Milletler tarafından eleştiriliyor. Özellikle kadın sağlığı ve üreme hakları alanında çalışan uluslararası kuruluşlar, bu tür yasaların kadın ölümlerini artırdığını ve sağlık hizmetlerine erişimi kısıtladığını belirtiyor. Teksas'taki dava, küresel ölçekte benzer yasaların uygulandığı ülkeler için de emsal teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de kürtaj, 1983'ten bu yana yasal olarak 10. haftaya kadar serbesttir ve kadınların üreme sağlığı hizmetlerine erişimi yasal güvence altındadır. ABD'deki Teksas örneği, kürtajın yasaklandığı veya kısıtlandığı ülkelerde kadın ölümlerinin arttığını gösteren önemli bir veri noktasıdır. Bu dava, Türkiye'deki mevcut yasal çerçevenin önemini ve kadın sağlığı politikalarının bilimsel temellere dayanması gerekliliğini vurguluyor. Ayrıca, küresel kadın hareketleri ve insan hakları savunucuları için ders niteliğinde olup, Türkiye'nin de dahil olduğu uluslararası platformlarda kadın hakları tartışmalarına katkı sağlayabilir.