Tayvan yönetimi, ana karaya ait sahil güvenlik ve hidrografi gemilerinin ada açıklarında 'kolluk operasyonu' düzenlemesinin ardından Pekin'i gerilimi tırmandırmakla suçladı. Çin Ulaştırma Bakanlığı geçtiğimiz hafta sonu Tayvan'ın doğu kıyıları açıklarında 'özel bir deniz trafik kanunu uygulama operasyonu' başlatıldığını duyurdu. Tayvan Savunma Bakanlığı, iki Çin sahil güvenlik gemisi ve bir araştırma gemisinin adanın doğusundaki sularda faaliyet gösterdiğini doğruladı. Tayvan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, bu hamleyi 'bilişsel savaş' olarak nitelendirerek, Pekin'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve bölgesel istikrarı tehdit ettiğini söyledi.
Çin'in 'Deniz Trafik Kanunu' İddiası ve Tayvan'ın Tepkisi
Çin Ulaştırma Bakanlığı, operasyonun 'deniz trafik güvenliğini sağlamak ve ulusal egemenlik ile deniz haklarını korumak' amacı taşıdığını açıkladı. Bakanlık, Tayvan Boğazı'nın iç suları olarak kabul ettikleri bölgede yabancı gemilerin geçişine ilişkin kuralları uyguladıklarını belirtti. Ancak Tayvan yönetimi, bu operasyonun 23-24 Mart tarihlerinde gerçekleştiğini ve gemilerin uluslararası sularda seyrettiğini iddia etti. Tayvan Ulusal Güvenlik Konseyi, Çin'in bu hamlesinin 'bilişsel savaş' kapsamında olduğunu ve ada halkının moralini bozmayı hedeflediğini ifade etti. Konsey, 'Bu tür eylemler, Tayvan'ın egemenliğine yönelik bir meydan okumadır ve bölgesel barışı tehlikeye atmaktadır' dedi.
Analistlere göre, bu operasyon Çin'in Tayvan üzerindeki hakimiyet iddiasını pekiştirme çabasının bir parçası. Çin, 1992'de kabul ettiği 'Deniz Trafik Kanunu'nu gerekçe göstererek, Tayvan Boğazı'nı kendi egemenlik alanı olarak tanımlıyor. Ancak Tayvan ve uluslararası toplum, bu kanunu tanımıyor ve bölgeyi uluslararası sular olarak görüyor. Son dönemde Çin, Tayvan'ın doğu kıyılarına yönelik askeri tatbikatlarını da artırmış durumda.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Bu olay, ABD ve müttefiklerinin Tayvan'a verdiği desteği yeniden gündeme getirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Tayvan'ın kendini savunma hakkını vurgularken, Çin'in 'provokatif' eylemlerinden endişe duyduğunu açıkladı. Japonya ve Avustralya da benzer şekilde, Tayvan Boğazı'nın istikrarının önemine dikkat çekti. Çin ise tüm bu tepkilere, 'Tayvan'ın ayrılmaz bir Çin parçası olduğu' yanıtını veriyor. Uzmanlar, bu tür küçük çaplı operasyonların ileride daha büyük bir çatışmaya zemin hazırlayabileceği konusunda uyarıyor. Tayvan, adanın savunmasını güçlendirmek için ABD'den silah alımlarını hızlandırırken, Çin de kendi askeri kapasitesini artırıyor. Bölgedeki gerginlik, küresel tedarik zincirlerini de etkileyebilecek bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Tayvan Boğazı'ndaki gerginliğin tırmanmasından doğrudan etkilenmese de, bu gelişme küresel güç dengesi açısından önem taşıyor. Çin-ABD rekabetinin derinleşmesi, Türkiye'nin hem NATO üyesi olarak ittifak dayanışması hem de Çin ile ekonomik ilişkileri arasında bir denge kurmasını gerektiriyor. Ayrıca, Tayvan krizi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki benzer egemenlik tartışmalarına uluslararası hukuk çerçevesinde yaklaşımını etkileyebilir. Bölgesel bir krizin küresel ticareti sekteye uğratması, Türkiye'nin dış ticaret hacmi ve enerji fiyatları üzerinde dolaylı etkiler yaratabilir. Bu nedenle Ankara, hem Çin hem de Tayvan ile ilişkilerinde dikkatli bir denge politikası izlemek durumundadır.