Tayvan, Çin'e ait 16 gemiyi kendi karasularından uzaklaştırdığını açıkladı. Olay, Pekin'in Tayvan çevresindeki askeri ve sivil deniz unsurlarını artırması ve Taipei'nin bu durumu 'statükoyu değiştirme' girişimi olarak nitelendirmesiyle bağlantılı. Tayvan hükümeti, son dönemde Çin gemilerinin bölgede 'hibrit savaş' taktikleri uyguladığını savunuyor. Çin ise Tayvan'ı kendi toprağı olarak görüyor ve askeri faaliyetlerini egemenlik hakları çerçevesinde meşru sayıyor. Gelişme, Asya-Pasifik'te tansiyonun yükseldiği bir dönemde meydana geldi.
Hibrit savaş nedir, Tayvan neden bu terimi kullanıyor?
Tayvan yetkilileri, Çin'in son aylarda Tayvan çevresindeki deniz ve hava sahasındaki faaliyetlerini artırdığını, bu faaliyetlerin bir kısmının askeri olmayan sivil gemilerle yapıldığını belirtiyor. Bu tür eylemler, geleneksel askeri çatışmanın altında kalarak 'gri bölge' olarak adlandırılan alanda gerçekleşiyor. Hibrit savaş, siber saldırılar, dezenformasyon, ekonomik baskı ve paramiliter unsurların kullanımı gibi yöntemleri içeriyor. Tayvan, Çin'in bu yöntemlerle adanın direncini kırmayı ve uluslararası toplumun dikkatini dağıtmayı amaçladığını öne sürüyor.
Çin Halk Kurtuluş Ordusu'na bağlı gemilerin yanı sıra, balıkçı gemisi görünümündeki silahlı unsurların da bölgede görüldüğü iddia ediliyor. Tayvan Sahil Güvenlik İdaresi, son haftalarda çok sayıda Çin gemisinin adanın kıyılarına yaklaştığını tespit etti. Bu gemilerin bir kısmı Tayvan'ın ilan ettiği yasaklı sulara girdi. Tayvan, uluslararası hukuka uygun olarak bu gemileri bölgeden çıkardığını belirtiyor. Ancak Çin, Tayvan'ın bu tür müdahalelerini 'provokasyon' olarak nitelendiriyor ve kendi karasularında serbest dolaşım hakkı olduğunu savunuyor.
Uzmanlar, Çin'in bu tür faaliyetlerle Tayvan'ın askeri ve sivil kapasitesini test ettiğini, aynı zamanda ABD ve müttefiklerinin tepkisini ölçtüğünü değerlendiriyor. Tayvan Savunma Bakanlığı, son dönemde Çin uçaklarının Tayvan'ın hava savunma kimlik bölgesine (ADIZ) yaptığı ihlallerin de arttığını bildirdi. Bu gelişmeler, Tayvan Boğazı'nda 2024 yılı boyunca süren yüksek gerilimin bir parçası olarak görülüyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Tayvan Boğazı, dünyanın en yoğun deniz ticaret yollarından biri. Bölgede artan askeri hareketlilik, küresel tedarik zincirleri ve enerji taşımacılığı için risk oluşturuyor. ABD, Japonya ve Avustralya gibi ülkeler, Tayvan'ın güvenliğinin bölgesel istikrar için kritik olduğunu sık sık vurguluyor. Çin'in 'hibrit savaş' olarak nitelendirilen eylemleri, NATO'nun da gündeminde. İttifak, 2024 zirvesinde Hint-Pasifik ortaklarıyla işbirliğini güçlendirme kararı almıştı.
Öte yandan, Tayvan'ın 2024 seçimlerinden bu yana Çin ile diyalog kanalları kapalı. Pekin, Tayvan'ın yeni yönetimini 'ayrılıkçı' olmakla suçluyor ve askeri tatbikatlarla gözdağı veriyor. Tayvan ise demokratik kurumlarını korumakta kararlı. Uluslararası toplum, iki taraf arasında bir çatışma çıkması durumunda bunun küresel ekonomiye maliyetinin trilyonlarca dolar olacağı uyarısında bulunuyor. Son olay, tansiyonun düşürülmesi için acil diplomatik çabalara ihtiyaç olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Tayvan Boğazı'ndaki gerilimi doğrudan tarafı olmasa da, bölgesel istikrarın korunmasına önem veriyor. Ankara, 'tek Çin' politikasını desteklemekle birlikte, Tayvan'ın demokratik yapısına ve barışçıl çözüme vurgu yapıyor. Artan askeri hareketlilik, küresel ticaret yollarını tehdit ederek Türkiye'nin ihracat ve enerji tedarik güvenliğini dolaylı yönden etkileyebilir. Ayrıca, Çin'in hibrit savaş taktikleri, Türkiye'nin savunma ve istihbarat stratejileri için de ders niteliğinde. NATO üyesi olarak Türkiye, ittifakın Hint-Pasifik'teki angajmanlarını yakından izliyor.