Tayland hükümetinin son haftalarda Myanmar askeri yönetimiyle başlattığı diplomatik temaslar, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği'nin (ASEAN) bu ülkede yaşanan krize ilişkin ortak tavrını doğrudan baltalıyor. Bangkoku yönetiminin, sınır komşusu Myanmar'ın askeri cuntasıyla ilişkileri normalleştirme ve bölgesel arabuluculuk çabalarını devre dışı bırakma girişimi olarak yorumlanan bu açılım, Endonezya ve Malezya başta olmak üzere ASEAN üyelerinin tepkisini çekiyor. Tayland Dışişleri Bakanı'nın geçtiğimiz günlerde Naypyidaw'a yaptığı ziyaret ve ardından yapılan açıklamalar, birliğin Myanmar konusundaki mutabakatını görmezden gelen bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu hamlenin, 2021 darbesinin ardından Myanmar'da artan şiddet ve insani krize karşı ASEAN'ın etkisiz kalan ortak tutumunu daha da zayıflatacağı görüşünde.
Tayland'ın Bölgesel Diplomasisi ve ASEAN'ın Krizi
Tayland, Şubat 2021'de ordu yönetiminin devrilmesiyle başlayan Myanmar krizinde bugüne kadar ASEAN'ın ortak 'Beş Mutabakat'ını (Five-Point Consensus) resmi olarak destekledi. Bu mutabakat, şiddetin derhal sona erdirilmesi, tüm taraflar arasında diyalog başlatılması ve insani yardım koridorlarının açılmasını öngörüyor. Ancak Bangkok'un son girişimleri, bu mutabakata bağlılığın yalnızca kağıt üzerinde kaldığını gösteriyor. Tayland Başbakanı'nın Myanmar ordusunun lideriyle yaptığı görüşme, sınır ötesi ticaret ve enerji işbirliği konularını ön plana çıkarırken, insan hakları ihlalleri ve demokratik geçiş süreci konularını görmezden geliyor.
Tayland Dışişleri Bakanı Maris Sangiampongsa'nın 2024 yılının ortalarında Naypyidaw'da yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki ticaret hacminin arttırılması ve sınır güvenliğinin sağlanmasına yönelik işbirliğinin vurgulanması, başta Endonezya olmak üzere ASEAN üyeleri nezdinde şaşkınlıkla karşılandı. Endonezya, ASEAN'ın Myanmar'daki askeri cunta ile resmi temas kurulmaması yönündeki kararlılığını birçok kez dile getirmiş, bu konuda öncü rol üstlenmişti. Tayland'ın bu açılımı, yalnızca bölgesel diplomasiyi değil, aynı zamanda Güney Çin Denizi ve Doğu Timor'un üyelik süreci gibi diğer ASEAN konularında birlik içinde hareket etme kapasitesini de zedeliyor.
Kriz Yönetiminde Bölgesel Farklılıklar
Myanmar krizinde ASEAN ülkeleri arasında derin görüş ayrılıkları bulunuyor. Tayland gibi Myanmar ile kara sınırı olan ülkeler, güvenlik kaygıları ve ekonomik çıkarları nedeniyle cuntayla ilişkileri sürdürmeyi tercih ediyor. Tayland'ın doğusunda yaşanan çatışmaların sınır ötesine sıçraması ve mülteci akınlarına neden olması, Bangkok'un güvenlik önceliklerini şekillendiriyor. Bu bağlamda Tayland, Myanmar ordusunun kontrolündeki bölgelerde enerji projeleri ve altyapı yatırımlarına devam ediyor. Ancak bu tutum, ASEAN'ın demokrasi ve insan hakları ilkelerine dayalı ortak dış politikasıyla çelişiyor.
Kamboçya ve Laos gibi diğer komşu ülkelerin de Tayland'ın yaklaşımına zaman zaman sempati duyduğu biliniyor. Ancak Endonezya, Malezya ve Filipinler'in ısrarla vurguladığı gibi, Myanmar krizinin çözümü için askeri cunta ile diplomatik ilişki kurmanın, ülkedeki iç savaşı ve insani felaketi daha da derinleştirebileceği endişesi hakim. ASEAN'ın en büyük ekonomisi olan Endonezya'nın öncelikleri arasında, Myanmar'da demokratik güçlerle diyalog kanallarının açık tutulması ve kapsayıcı bir barış sürecinin başlatılması bulunuyor. Tayland'ın bu konuda kendi inisiyatif alarak hareket etmesi, ASEAN'ın çıkmazda olan kriz yönetimini daha da içinden çıkılmaz bir hale getirecek. Sivil toplum kuruluşları ve uluslararası gözlemciler, Tayland'ın bu adımının, Myanmar ordusuna meşruiyet kazandırarak sivillere yönelik saldırıların sürmesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Tayland'ın Myanmar açılımı, Türkiye'nin Asya'daki yükselen bölgesel aktörlerle ilişkilerini etkileyebilecek bir gelişme olarak okunuyor. Türkiye, son yıllarda güçlü insani diplomasi anlayışıyla Myanmar'daki krize dikkat çekerken, Rohingya Müslümanlarının yaşadığı insan hakları ihlallerine karşı net bir duruş sergilemişti. Tayland'ın cunta ile yakınlaşması, demokrasi ve insan hakları vurgusu yapan Türkiye'nin bölgesel ilkeleriyle çelişse de, Ankara'nın ASEAN ülkeleriyle ticaret ve savunma alanlarında geliştirdiği ekonomik ve askeri işbirliği göz önüne alındığında, Türkiye'nin bölgedeki çıkar dengelerini gözeterek hareket etmesi bekleniyor. Bu bağlamda gelişme, Türkiye'nin Güneydoğu Asya'daki çok yönlü dış politikasında denge arayışını yansıtıyor.