Tayland Dışişleri Bakanı Sihasak Phuangketkeow, Bangkok yönetiminin, Kamboçya ile devam eden deniz yetki alanı anlaşmazlığının çözümü için Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde yürütülecek arabuluculuk sürecine katılacağını açıkladı. Bakan, arabuluculuk devam ettiği sürece tüm diğer ikili görüşmelerin askıya alınacağını da sözlerine ekledi. Bu adım, iki ülke arasında yıllardır süren ve zaman zaman askeri gerginliğe yol açan sınır anlaşmazlığının uluslararası bir zemine taşınması anlamına geliyor.
Uzun Süredir Devam Eden Uyuşmazlık
Tayland ve Kamboçya arasındaki deniz sınırı anlaşmazlığı, özellikle Tayland Körfezi'ndeki bazı adalar ve kıta sahanlığı bölgeleri üzerinde yoğunlaşıyor. Her iki ülke de bölgede balıkçılık hakları ve potansiyel hidrokarbon kaynakları üzerinde egemenlik iddiasında bulunuyor. Anlaşmazlık, 1950'li yıllara kadar uzanan bir geçmişe sahip olsa da, 2000'li yılların başında Preah Vihear Tapınağı çevresindeki kara sınırı ihtilafının ardından daha da karmaşık hale gelmişti. Tayland ve Kamboçya arasında 2008 ve 2011 yıllarında sınır bölgelerinde silahlı çatışmalar yaşanmış, bu da bölgesel istikrarı tehdit etmişti. İki ülke, sorunu çözmek için daha önce çeşitli ikili müzakereler yürütmüş, ancak kalıcı bir anlaşmaya varılamamıştı.
BM arabuluculuğu fikri ilk kez 2019 yılında gündeme gelmiş, ancak o dönemde Tayland bu öneriye sıcak bakmamıştı. Ancak son yıllarda bölgedeki jeopolitik dinamiklerin değişmesi ve Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki etkinliğinin artması, Tayland'ı uluslararası hukuka dayalı bir çözüm arayışına yöneltmiş olabilir. Tayland Dışişleri Bakanı'nın açıklaması, arabuluculuğun BM Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) çerçevesinde yürütüleceğini ve tarafların bağımsız bir üçüncü tarafın desteğini kabul ettiğini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, yalnızca Tayland ve Kamboçya arasındaki ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Güneydoğu Asya'daki deniz güvenliği dinamiklerini de yakından ilgilendiriyor. Güney Çin Denizi'nde Çin'in genişlemeci politikaları nedeniyle artan gerilim, bölge ülkelerini deniz sınırlarını netleştirmeye ve uluslararası hukuka başvurmaya teşvik ediyor. Tayland, ASEAN üyesi olarak bölgesel istikrarın sağlanması için diyalog ve iş birliğine önem verirken, Kamboçya ise Çin ile yakın ilişkileriyle biliniyor. Bu nedenle arabuluculuk sürecinin sonucu, ASEAN'ın deniz anlaşmazlıklarını çözme kapasitesi açısından da bir test niteliği taşıyacak.
Ayrıca, BM'nin arabuluculuk rolü, uluslararası toplumun deniz hukuku ihtilaflarında tarafsız bir mekanizma olarak önemini artırıyor. Uzmanlar, Tayland'ın bu adımının, bölgedeki diğer deniz anlaşmazlıklarına da örnek teşkil edebileceğini belirtiyor. Özellikle Endonezya ve Malezya arasındaki Ambalat bölgesi anlaşmazlığı veya Vietnam ve Filipinler arasındaki benzer sorunlar göz önüne alındığında, BM arabuluculuğunun daha yaygın bir mekanizma haline gelmesi beklenebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanı ihtilafları ve kıta sahanlığı sorunları nedeniyle benzer bir uluslararası hukuk mücadelesi yürütmektedir. Tayland ve Kamboçya arasındaki bu arabuluculuk süreci, Türkiye için de uluslararası hukukun deniz anlaşmazlıklarında nasıl işletilebileceğine dair önemli bir örnek teşkil edebilir. Ayrıca, BM'nin arabuluculuk mekanizması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki haklarını savunurken başvurabileceği diplomatik yöntemler açısından da dikkate değerdir. Türkiye, uluslararası hukuka dayalı çözümleri destekleyen bir ülke olarak, bu tür süreçlerin barışçıl sonuçlar doğurmasına katkı sağlayabilir.