İngiliz antika tüccarı Douglas Latchford, yıllar boyunca Kamboçya'nın Angkor dönemine ait binlerce tarihi eseri yasa dışı yollarla yurt dışına çıkardı. Yeni bir kitap, bu “tanrıları çalan adam”ın hayatını ve uluslararası sanat piyasasında nasıl bir ağ kurduğunu gözler önüne seriyor. Latchford, 2020'de ölümüne kadar, Kamboçya'nın kültürel mirasını yağmalamakla suçlanan en tanınmış isimlerden biriydi. Kitap, onun faaliyetlerinin yanı sıra, bu tür yağmaların önlenmesi için uluslararası toplumun neden yetersiz kaldığını da sorguluyor.
Douglas Latchford'un Yükselişi: Antika Tüccarı mı, Kültür Hırsızı mı?
1931 yılında Hindistan'da doğan Latchford, 1970'lerde Tayland'a yerleşti ve Kamboçya Khmer İmparatorluğu'na ait antik eserlerin ticaretinde uzmanlaştı. Özellikle Angkor dönemine ait heykeller, mücevherler ve dini objeler, onun en çok sattığı parçalar arasındaydı. Latchford, eserleri bazen doğrudan tapınaklardan, bazen de yerel kaçakçılardan satın alıyor ve dünyanın önde gelen müzelerine, koleksiyoncularına ve müzayede evlerine satıyordu. New York'taki Metropolitan Sanat Müzesi ve Denver Sanat Müzesi gibi prestijli kurumlar, ondan eser satın alanlar arasındaydı. Latchford, bu eserlerin çoğunun yasal yollarla edinildiğini iddia etse de, Kamboçya hükümeti ve araştırmacılar, eserlerin büyük bir kısmının yağma yoluyla elde edildiğini kanıtladı.
Kitabın yazarı Simon Mackenzie, Latchford'un sadece bir tüccar değil, aynı zamanda bir “kültür suçlusu” olduğunu vurguluyor. Ona göre Latchford, sanat piyasasının zayıf denetim mekanizmalarını ustaca kullanmış ve yıllarca cezasız kalmıştır. 2019 yılında ABD'de kendisine dava açıldı ancak Latchford'un sağlık durumu nedeniyle iade edilmesi mümkün olmadı. Ölümünden sonra ailesi, Kamboçya'ya yüzlerce eser iade etmeyi kabul etti.
Küresel Kültürel Miras Yağması: Sadece Kamboçya'nın Sorunu Değil
Latchford'un vakası, küresel kültürel miras yağmasının sadece bir örneği. Dünyanın dört bir yanında, benzer şekilde faaliyet gösteren antika tüccarları, savaş bölgeleri ve fakir ülkelerden tarihi eserleri kaçırarak zengin koleksiyonculara satıyor. Bu durum, özellikle müzelerin koleksiyon politikalarını ve satın alma prosedürlerini sorgulatıyor. Birçok müze, geçmişte bu tür şüpheli kaynaklardan eser satın aldığı için eleştiriliyor. Son yıllarda, bazı müzeler eserleri iade etmeye başlasa da, süreç oldukça yavaş ilerliyor. Latchford'un kitabı, bu sorunun sistematik bir şekilde ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.
Kamboçya hükümeti, Latchford olayının ardından uluslararası işbirliklerini artırdı. Ancak, yağmalanan eserlerin çoğu hala kayıp. Kitap, sadece Latchford'un suçlarını değil, aynı zamanda bu tür faaliyetlerin nasıl önlenebileceğine dair öneriler de sunuyor. Örneğin, müzelerin daha sıkı satın alma politikaları benimsemesi ve kaynak ülkelerle daha yakın işbirliği yapması gerektiği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu haber, Türkiye için de önemli dersler içeriyor. Türkiye, zengin arkeolojik mirası nedeniyle benzer bir kültürel yağma tehdidi altında. Özellikle Anadolu’dan kaçırılan antik eserler, dünya müzelerinde sergileniyor. Latchford örneği, Türkiye’nin kültürel varlıklarını korumak için uluslararası hukuki mekanizmaları daha etkin kullanması gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, bu tür vakalar, Türk müzelerinin de koleksiyon geçmişlerini şeffaf bir şekilde incelemesi ve şüpheli eserleri iade etmesi için bir fırsat sunuyor. Küresel kültür mirasına saygı, Türkiye’nin dış politikasında da önemli bir yer tutmalı.