Afganistan'da Taliban'ın yeniden iktidara gelişinin üzerinden beş yıl geçti. Ülke genelinde kadınlar, BBC'ye verdikleri röportajlarda hayatlarının kökten değiştiğini, kamusal alanda kırbaçlandıklarını, işlerini kaybettiklerini ve sağlık hizmetlerine erişememelerinin hayati riskler oluşturduğunu anlattı. Kadınların anlatımları, Taliban yönetiminin kadın hakları konusundaki kısıtlamalarının derinleştiğini ve günlük yaşamın her alanına nüfuz ettiğini gösteriyor. Beş yıl önce, Ağustos 2021'de ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin çekilmesiyle iktidara gelen Taliban, kadınların eğitim, çalışma ve kamusal hayata katılım haklarını aşamalı olarak kısıtladı. Şimdi ise ülke genelindeki kadınlar, yaşanan dönüşümü 'tanınmaz' olarak nitelendiriyor.
Gelişmenin Arka Planı
Taliban'ın 2021'de iktidara dönmesinden bu yana kadınlara yönelik kısıtlamalar, uluslararası toplumun sert tepkisine rağmen sistematik bir şekilde artırıldı. Lise ve üniversite eğitiminin yasaklanması, kadınların kamu sektöründeki işlerden çıkarılması ve park, spor salonu gibi kamusal alanlara erişimlerinin engellenmesi gibi adımların ardından, ülke genelinde kadınların kırbaçlandığına dair haberler gelmeye başladı. BBC'nin konuştuğu kadınlar, özellikle kırsal bölgelerde Taliban yetkililerinin kadınları toplum önünde cezalandırdığını, bu durumun korku ve travma yarattığını aktardı. Birçok kadın, işini kaybetmesinin ardından ailesini geçindiremediğini, artan yoksullukla mücadele etmek zorunda kaldığını ifade etti. Sağlık hizmetlerine erişim de büyük bir sorun haline geldi; kadın doktorların ve hemşirelerin çalışmasının kısıtlanması, kadın hastaların tedavi görmesini zorlaştırıyor.
Taliban yönetiminin kadınlarla ilgili politikaları, uluslararası toplumun insani yardım bağışlarını sürdürme kararlılığını test ediyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, durumu 'insanlığa karşı işlenen suç' olarak nitelendiriyor. Ancak Taliban, uygulamaların İslam hukukuna uygun olduğunu savunuyor. Ülke içindeki kadın hareketi, ağır baskıya rağmen sokaklarda protesto düzenlemeye devam ediyor; ancak bu eylemler genellikle şiddetle dağıtılıyor. Taliban'ın kadın politikaları, ülkenin geleceği açısından da belirleyici bir faktör olarak öne çıkıyor; çünkü kadınların iş gücüne katılımının engellenmesi, ekonomik krizi daha da derinleştiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Afganistan'daki kadın hakları ihlalleri, yalnızca ülke içinde değil, bölgesel ve küresel düzeyde yankı buluyor. Pakistan, İran ve Orta Asya ülkeleri, Afganistan'daki istikrarsızlığın komşularına sıçrayacağından endişe ediyor. Özellikle mülteci akınları, bölgesel güvenlik sorunlarını artırıyor. Kadın hakları konusundaki gerileme, Batılı ülkelerin Taliban rejimini tanıma konusundaki isteksizliğini güçlendiriyor. ABD ve Avrupa Birliği, Taliban'ı tanımamakta ısrar ederken, insani yardım kanallarını kısmen açık tutmaya çalışıyor. Bu durum, Afgan halkının, özellikle de kadınların, uluslararası toplumdan kopma hissini artırıyor. Öte yandan Çin ve Rusya, bölgede nüfuzlarını artırmak amacıyla Taliban ile temas kuruyor; bu da Batı'nın insan hakları vurgusu ile jeopolitik dengeler arasında bir gerilim yaratıyor.
Afgan kadınlarının yaşadığı zorluklar, küresel kadın hakları mücadelesi açısından da bir uyarı niteliği taşıyor. Taliban'ın uygulamaları, uluslararası toplumun bu tür rejimlere karşı etkili bir yaptırım mekanizması geliştiremediğini ortaya koyuyor. BM Güvenlik Konseyi'nin konuya ilişkin kararları, uygulamada yetersiz kalıyor. Beş yıl içinde Taliban'ın kadın politikalarının derinleşmesi, kadınların eğitim ve sağlık haklarından mahrum kalması, gelecekte Afganistan'ın toplumsal dokusunu onarılması güç bir şekilde zedeleyecek. Bu durum, bölgesel istikrarı da olumsuz etkilemeye devam edecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afganistan'daki kadın hakları ihlalleri, Türkiye'nin bölgeye yönelik insani yardım ve mülteci politikalarını doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Afgan mültecilere ev sahipliği yapan ülkelerden biri olarak, kadınların uğradığı baskının mülteci akınlarını artırması riskiyle karşı karşıya. Türkiye'nin Taliban ile diplomatik ilişkileri, insani yardım kanallarını sürdürme çabası ile insan hakları konusundaki tutarlılığı arasında bir denge kurmayı gerektiriyor. Ankara'nın bu konudaki tutumu, hem İslam dünyasındaki etkisini hem de Batı ile ilişkilerini etkileyecek bir hassasiyete sahip. Türkiye'nin, kadın hakları savunuculuğu ile bölgesel istikrar arayışını bir arada yürütmesi bekleniyor. Ayrıca, bu durumun Türkiye'nin uluslararası toplumda insan hakları alanındaki itibarına da etkisi olabileceği değerlendiriliyor.