Rusya ve Afganistan'daki Taliban yönetimi, Sovyet döneminden kalma ve Rus yapımı silahların onarımı için bir anlaşma imzaladı. Görünüşte küçük bir adım gibi dursa da, bu anlaşma ABD'nin Afganistan'dan çekilmesinin ardından bölgede yeniden şekillenen ittifakların ve Moskova'nın Batı etkisini sınırlama çabalarının bir parçası. Anlaşma kapsamında Rus uzmanlar, Taliban'ın elindeki helikopter, zırhlı araç ve diğer Sovyet yapımı teçhizatın bakım ve onarımını üstlenecek. Bu durum, Taliban'ın uluslararası alanda tanınma çabalarına ivme kazandırırken, Rusya'ya da Orta Asya'daki nüfuzunu artırma fırsatı sunuyor.
Gelişmenin arka planı
Taliban'ın 2021'de yeniden iktidara gelmesinden bu yana, hiçbir ülke grubu resmen tanımadı. Ancak Rusya, Çin, İran ve Pakistan gibi ülkeler, Taliban'la diplomatik ve ekonomik ilişkilerini sürdürüyor. Rusya, Afganistan'daki durumu istikrara kavuşturma ve ülkenin bir terör yuvası haline gelmesini önleme amacıyla Taliban'la diyaloğu derinleştiriyor. Silah anlaşması, Moskova'nın Kabil'deki büyükelçiliğini açık tutması ve Taliban'ı terör örgütleri listesinden çıkarma sinyalleri vermesiyle aynı döneme denk geliyor. Öte yandan, ABD'nin 2021'deki kaotik çekilmesi, bölgede bir güç boşluğu yarattı ve Rusya bu boşluğu doldurmaya çalışıyor.
Anlaşmanın bir diğer boyutu ise Pakistan. İslamabad, Taliban üzerinde geleneksel olarak nüfuza sahip olsa da, Rusya'nın artan varlığı bu dengeyi değiştirebilir. Pakistan, Afganistan'da istikrarı kendi güvenliği için hayati görüyor ve Taliban'ı kontrol altında tutmaya çalışıyor. Ancak Rusya'nın doğrudan silah anlaşması yapması, Pakistan'ın bölgedeki tekelini zayıflatabilir. Aynı zamanda, Rusya'nın Orta Asya cumhuriyetleri üzerindeki etkisi de göz önüne alındığında, bu anlaşma bölgesel bir güç oyununun parçası olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Rusya'nın Taliban'la yakınlaşması, ABD ve Batı'nın Afganistan'daki etkisini sıfırlama stratejisinin bir yansıması. Moskova, Taliban'ı terör örgütü olarak kabul etmekten kaçınarak, resmi tanıma yolunda adımlar atıyor. Bu durum, Afganistan'daki insani kriz ve kadın hakları ihlallerine rağmen, jeopolitik çıkarların ön planda olduğunu gösteriyor. Çin de benzer şekilde, Taliban'la ekonomik ilişkilerini geliştiriyor ve Mes Aynak bakır madeni gibi projelere yatırım yapıyor. Orta Asya'da ise Tacikistan ve Özbekistan, Taliban'ın yayılmacı emellerinden endişe ediyor. Rusya, bu ülkeleri güvence altına almak için Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) çerçevesinde askeri tatbikatlar düzenliyor. Bölgesel istikrar, aynı zamanda uyuşturucu kaçakçılığı ve terörizmle mücadele açısından da kritik. Afganistan'dan Avrupa'ya uzanan uyuşturucu rotaları, Rusya'yı da hedef alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afganistan'da tarihsel olarak etkili bir aktör olmasa da, son yıllarda Kabil Havalimanı'nın işletmesi gibi projelerle varlığını sürdürüyor. Rusya-Taliban yakınlaşması, Türkiye'nin Orta Asya ve Kafkasya'daki nüfuz alanını doğrudan etkilemese de, bölgesel dengeleri değiştirebilir. Türkiye, Taliban'la diplomatik temaslarını sürdürüyor ve Kabil'de büyükelçiliğini açık tutuyor. Ancak Rusya'nın bu anlaşmayla Afganistan'daki etkisini artırması, Türkiye'nin de bölgede daha aktif bir politika izlemesini gerektirebilir. Ayrıca, uyuşturucu kaçakçılığı ve göç gibi güvenlik tehditleri, Türkiye'yi de ilgilendiriyor. Ankara, bu gelişmeleri yakından takip etmeli ve NATO içindeki konumunu da göz önünde bulundurarak bir denge politikası izlemelidir.