ABD'nin dünya genelindeki popülaritesi, son yıllarda yaşanan uluslararası gelişmeler ve politika değişikliklerinin etkisiyle önemli bir düşüş yaşadı. Özellikle İspanya'da yapılan bir anket, ABD'ye olumlu bakanların oranının 2023'te %55 iken 2026'da %30'a gerilediğini ortaya koydu. Bu düşüş, ABD'nin küresel çapta en büyük rakiplerinden birinin popülaritesini geride bırakmasına yol açtı. Uzmanlar, bu değişimin arkasında ABD'nin dış politikasındaki tutarsızlıklar, iç siyasi kutuplaşma ve uluslararası krizlere yaklaşımındaki belirsizliklerin yattığını belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı: Anketlerdeki Sert Düşüş
Küresel kamuoyu araştırma şirketi Gallup tarafından yapılan bir çalışma, ABD'nin imajının birçok Batılı ülkede erozyona uğradığını gösteriyor. İspanya'daki düşüş en çarpıcı örneklerden biri olarak öne çıkarken, Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık'ta da benzer eğilimler gözlemlendi. Anket, katılımcıların ABD'yi "güvenilmez bir müttefik" olarak gördüğünü ve bu algının son dönemdeki askeri müdahaleler, ticaret savaşları ve iklim değişikliği politikalarındaki geri adımlarla pekiştiğini ortaya koydu.
Rakip ülkenin ise aynı dönemde olumlu algıda %20'lere varan bir artış yakaladığı belirtiliyor. Bu ülke, gelişmekte olan ülkelere yönelik altyapı yatırımları, pandemi yardımları ve iklim taahhütleriyle küresel bir itibar kazandı. Özellikle Avrupa ve Latin Amerika'da yapılan yardımlar, bu ülkenin ABD'ye kıyasla daha güvenilir bir ortak olarak algılanmasına neden oldu. Uzmanlar, bu kaymanın yalnızca kısa vadeli bir dönemsellik değil, yapısal bir güç dengesi değişiminin işareti olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Denge Yeniden Kuruluyor
ABD'nin azalan popülaritesi, sadece transatlantik ilişkileri değil, küresel güç dengelerini de etkiliyor. Asya-Pasifik'te, ABD'nin Çin'e karşı sert söylemleri ve ticaret politikaları, bölge ülkeleri arasında endişe yaratırken, rakip ülkenin daha ılımlı bir dille bölgesel iş birliğini teşvik etmesi karşılık buluyor. Afrika kıtasında ise Çin'in borç tuzağı eleştirileriyle karşı karşıya kalmasına rağmen, altyapı yatırımları sayesinde halk nezdinde olumlu bir imajı koruduğu görülüyor.
Avrupa'da ise ABD'nin NATO'daki liderlik rolü sorgulanmaya başlandı. Fransa ve Almanya, stratejik özerklik arayışlarını hızlandırırken, ABD'nin güvenlik garantilerine olan güven azalıyor. İspanya'daki düşüş, Avrupa genelinde ABD'ye yönelik güven bunalımının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Öte yandan, rakip ülkenin iklim değişikliği ve ticaret anlaşmalarındaki aktif rolü, Avrupa kamuoyunda daha olumlu bir algı yaratıyor. Bu durum, küresel yönetişimde yeni bir kutuplaşmanın değil, çok kutuplu bir sistemin yükselişinin göstergesi olarak yorumlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin dış politikasında önemli bir dönüm noktası olabilir. Türkiye, ABD ile NATO çerçevesinde stratejik ortaklık yürütürken, son yıllarda yaşanan F-35, S-400 ve PYD/YPG gibi konulardaki anlaşmazlıklar, Ankara'nın Washington'a olan güvenini sarsmıştı. ABD'nin azalan popülaritesi, Türkiye'nin çok yönlü dış politikasını daha da anlamlı kılıyor; Ankara, ABD'ye alternatif olarak Rusya ve Çin ile dengeli ilişkiler geliştirme stratejisini sürdürebilir. Öte yandan, rakip ülkenin artan nüfuzu, Türkiye'nin Orta Asya ve Afrika'daki nüfuz alanlarını etkileyebilir. Bu denge arayışı, Türkiye'nin uluslararası arenada daha bağımsız hareket etme kapasitesini artırırken, ittifak sadakati konusunda yeni soru işaretleri doğurabilir.