Afganistan'ın batısındaki Herat şehrinde yaşayanlar, Taliban hükümetinin ahlak polisi tarafından birden fazla kadının kıyafet baskısı kapsamında gözaltına alındığına tanıklık ettiklerini bildirdi. Birleşmiş Milletler Afganistan Yardım Misyonu (UNAMA), Pazar günü yaptığı açıklamada, "kadınların kamusal alanda kıyafetlerine müdahale edilmesiyle ilgili çok sayıda rapor karşısında endişe duyduğunu" belirtti. UNAMA, özellikle Herat'ta Taliban'ın ahlak polisi olarak bilinen "İyiliği Emretme ve Kötülükten Menetme Bakanlığı" mensuplarının, kadınları İslami kıyafet kurallarına uymadıkları gerekçesiyle sokak ortasında durdurup gözaltına aldıklarını aktardı. Görgü tanıkları, bazı kadınların başörtülerini düzgün takmadıkları veya yüzlerini açık bıraktıkları için uyarıldığını, ardından zorla araçlara bindirilerek götürüldüğünü ifade etti. Taliban yönetimi, Ağustos 2021'de iktidara gelmesinden bu yana kadın haklarını sistematik şekilde kısıtlıyor ve kıyafet kurallarını katı bir şekilde uyguluyor.
Baskı ve uluslararası tepkiler
Herat'ta yaşananlar, Taliban'ın Mayıs 2022'de yayınladığı ve kadınların kamusal alanda vücutlarını tamamen örtmesini zorunlu kılan kararnamenin ardından geldi. Kararname, kadınların yüzlerini örtmelerini ve yalnızca yakın erkek akrabaları eşliğinde dışarı çıkmalarını şart koşuyor. Taliban sözcüleri, uygulamanın "İslami değerleri korumak" amacı taşıdığını ancak insan hakları örgütleri, bunun kadınlara yönelik sistematik bir baskı olduğunu belirtiyor. Birleşmiş Milletler, bu uygulamaların "cinsiyet ayrımcılığı ve insanlığa karşı suç" oluşturabileceği uyarısında bulundu. ABD, Avrupa Birliği ve çeşitli İslam ülkeleri de Taliban'ı kınadı. Ancak Taliban, uluslararası toplumun eleştirilerine rağmen politikalarını sürdürüyor. Kadınların eğitim, çalışma ve kamusal yaşama katılım hakları büyük ölçüde kısıtlanmış durumda. Üniversiteler ve kız okulları çoğu bölgede kapalı; kadınların iş bulması neredeyse imkansız hale gelmiş durumda.
Bölgesel ve küresel boyut
Taliban'ın kadınlara yönelik baskıları, Afganistan'ın uluslararası alanda izolasyonunu derinleştiriyor. Hiçbir ülke Taliban'ı resmen tanımazken, insani yardım kuruluşları ülkede faaliyet göstermekte zorlanıyor. Komşu Pakistan, İran ve Orta Asya ülkeleri, Afganistan'daki istikrarsızlığın sınırlarına olumsuz yansımalarından endişe ediyor. Özellikle Pakistan, Afganistan'daki güvenlik boşluğunun kendi topraklarında terör faaliyetlerini artırdığını belirtiyor. Aynı zamanda, Afganistan'dan komşu ülkelere yönelen düzensiz göç dalgaları da bölgesel bir kriz haline gelmiş durumda. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, 2021'den bu yana 2,5 milyondan fazla Afgan'ın komşu ülkelere sığındığını tahmin ediyor. Taliban'ın kadın hakları ihlalleri, Batılı ülkelerle diyalog çabalarını da sekteye uğratıyor. ABD ve AB, Taliban'ın kadınlara yönelik tutumunda değişiklik olmadan ülkeye yardım ve tanıma sağlamayacaklarını defalarca vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Taliban'ın kadınlara yönelik baskıları, Türkiye'nin Afganistan'daki varlığını ve insani yardım çabalarını doğrudan etkilemekte. Türkiye, Kabil Havalimanı'nın işletmesi dahil olmak üzere Afganistan'da aktif bir rol üstlenmiş durumda ve Taliban'la diplomatik temaslarını sürdürüyor. Ancak, kadın hakları ihlalleri, Ankara'nın Batılı müttefikleriyle ilişkilerinde hassas bir denge kurmasına neden oluyor. Öte yandan, Afganistan'daki istikrarsızlık ve insan hakları ihlalleri, düzensiz göç rotalarını etkileyerek Türkiye'ye yönelik potansiyel bir göç dalgası riskini artırabilir. Türkiye'nin, bölgesel istikrar ve insani yardım konularında proaktif bir politika izlemesi, bu krizin etkilerini yönetebilmesi açısından kritik önem taşıyor.