Taliban, 15 Ağustos Cumartesi günü iktidara gelişinin beşinci yılını kutlarken, yönetim kontrolü elinde tuttuğu izlenimini vermeye çalışıyor. Ancak yardım ve insan hakları kuruluşları, ülkede artan insani ve ekonomik krizlerin altını çiziyor. Afganistan'ın başkenti Kabil'de ve Pakistan'ın İslamabad kentinde Reuters muhabirleri Mohammad Yunus Yawar ve Rick Noack'in aktardığına göre, Taliban yönetimi beşinci yılında güç gösterisi yaparken, uluslararası toplumun ve sivil toplum örgütlerinin uyarıları giderek daha ciddi bir tabloyu ortaya koyuyor.
Gelişmenin Arka Planı: Taliban'ın Beş Yıllık Yönetimi
Taliban, 15 Ağustos 2021'de Kabil'i ele geçirerek ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun çekilmesinin ardından iktidarı devralmıştı. O günden bu yana, ülke içinde çok sayıda değişiklik yaşandı: kız çocuklarının ortaokul ve lise eğitimine devam etmesi yasaklandı, kadınların kamu hizmetlerinden ve birçok iş kolundan dışlanması gibi kısıtlamalar getirildi. Bu politikalar, uluslararası toplumun büyük bir bölümünün Taliban yönetimini tanımamasına ve ekonomik yardımları dondurmasına neden oldu.
Ülkede ekonomik durum giderek kötüleşiyor. Dünya Bankası verilerine göre, Afganistan'ın gayri safi yurt içi hasılası (GSYİH), Taliban'ın iktidara gelmesinden bu yana yaklaşık %27 oranında daraldı. Bu durum, yoksulluğun artmasına ve milyonlarca insanın açlıkla karşı karşıya kalmasına yol açtı. Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı (WFP), ülkedeki 40 milyona yakın nüfusun yaklaşık 23 milyonunun gıda güvensizliği yaşadığını belirtiyor.
Yardım kuruluşları, Taliban'ın beş yıllık dönemini değerlendirerek uyarılarını sürdürüyor. Uluslararası Af Örgütü, insan hakları ihlallerinin sistematik hale geldiğini ve kadınların özellikle hedef alındığını vurguluyor. Taliban yönetimi ise bu eleştirileri reddediyor ve ülkenin güvenliğini sağladığını, ekonomik kalkınma için adımlar attığını savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Uluslararası Toplumun Tartışması
Afganistan'daki durum, sadece ülke sınırları içinde değil, bölgesel ve küresel düzeyde de önemli yansımalar yaratıyor. Afganistan, Orta Asya ve Güney Asya'nın kesişim noktasında yer alması nedeniyle jeopolitik açıdan kritik bir konuma sahip. Taliban'ın kontrolü, bölgedeki güvenlik dinamiklerini etkiliyor ve Pakistan, İran, Çin ve Rusya gibi komşu ülkeleri yakından ilgilendiriyor.
Özellikle Pakistan, Taliban ile ilişkilerini dengede tutmaya çalışıyor. İslamabad, uzun süredir Taliban'ı desteklediği yönünde eleştiriler alırken, bölgesel istikrarı korumak için diplomatik kanalları açık tutuyor. Öte yandan Çin, Afganistan'ın doğal kaynaklarına ilgi gösteriyor ve ekonomik iş birliği fırsatlarını değerlendirmeye çalışıyor. Rusya ise Afganistan'daki gelişmeleri, Orta Asya'daki etkisi açısından dikkatle izliyor.
Uluslararası toplum ise ikiye bölünmüş durumda. Bazı ülkeler, insani yardımları sürdürme ve Taliban ile diyalog kurma eğilimindeyken, diğerleri yönetimi tanımayı ve mali kaynakları serbest bırakmayı reddediyor. Bu durum, Afganistan'ın uluslararası toplumla entegrasyonunu zorlaştırıyor ve ülkenin yeniden inşasını engelliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afganistan'daki gelişmeler, Türkiye'nin dış politikası ve güvenliği açısından önem taşıyor. Türkiye, son yıllarda Afganistan'da kalkınma projeleri ve eğitim alanında aktifti; ancak Taliban yönetiminin politikaları, bu iş birliklerinin geleceğini belirsizleştiriyor. Ayrıca, Afganistan'daki istikrarsızlık, göç hareketlerini tetikleyerek Türkiye üzerinden Avrupa'ya yönelik düzensiz göçü artırabilir. Türkiye, bölgesel istikrarı sağlamak için diplomatik girişimlerde bulunabilir; ancak kadın hakları ve eğitim konusundaki gerilimler, Ankara'nın Taliban'ı tanıma konusundaki yaklaşımını şekillendirebilir. Bu nedenle, Türkiye'nin insani yardımları sürdürme ve bölgesel diyaloğu teşvik etme politikasını devam ettirmesi bekleniyor.