ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Çarşamba günü ABD-İsrail'in İran'a yönelik savaşını sona erdirmek için geçici bir anlaşma imzaladı. Buna göre, iki ülke kalıcı bir anlaşmaya varmak için 60 günlük bir müzakere sürecine girecek. Kalıcı anlaşma çerçevesinde Tahran, zenginleştirilmiş uranyum stoklarını seyreltmeyi kabul ederken, Washington ise kapsamlı yaptırımları hafifletme taahhüdünde bulunuyor. Anlaşma, İsviçre'nin arabuluculuğunda Muskat'ta gerçekleştirilen gizli görüşmelerin ardından duyuruldu.
Anlaşmanın arka planı
ABD ve İran arasındaki gerilim, son iki yıldır tırmanışa geçmişti. 2023 yılında İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine düzenlediği hava saldırıları, bölgeyi geniş çaplı bir savaşın eşiğine getirmişti. ABD yönetimi, İran'ın nükleer programının askeri boyut kazanmasını engellemek amacıyla ekonomik yaptırımları sertleştirmiş ve Körfez'deki askeri varlığını artırmıştı. Ancak uluslararası toplumun artan baskısı ve diplomatik çözüm çağrıları, Tarafları müzakere masasına oturmaya zorladı.
Geçici anlaşma, uranyum stoklarının seyreltilmesinin yanı sıra, İran'ın Fordow ve Natanz tesislerinde Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetimlerine izin vermesini de içeriyor. Buna karşılık, ABD, İran merkez bankasına ait bazı varlıkları serbest bırakacak ve petrol ihracatına yönelik kısıtlamaları kısmen kaldıracak.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Anlaşma, Orta Doğu'da önemli bir dengelenme yaratabilir. İran'ın nükleer dosyasının çözüme kavuşması, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri tarafından temkinli bir iyimserlikle karşılandı. İsrail ise anlaşmayı 'tehlikeli bir taviz' olarak nitelendirerek endişelerini dile getirdi. Küresel ölçekte, petrol fiyatları anlaşma haberinin ardından %5 oranında geriledi. Analistler, kalıcı bir anlaşmanın enerji piyasalarında istikrar sağlayabileceğini ancak İran'ın bölgesel politikalarının (Yemen, Suriye, Lübnan) belirsizliğini koruduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile tarihsel olarak karmaşık bir ilişkiye sahiptir. Anlaşma, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından olumlu bir gelişmedir; İran doğalgazının ve petrolünün uluslararası piyasalara yeniden akışı, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir. Ayrıca, bölgesel istikrar, Türkiye'nin Suriye ve Irak politikalarında yeni fırsatlar yaratabilir. Ancak, anlaşmanın kalıcı olup olmayacağı ve İsrail'in tepkisinin boyutu, Türk dış politikasının önümüzdeki dönemdeki manevra alanını belirleyecektir. Türkiye, bu süreçte arabulucu rolünü sürdürebilir.