Tahran'da, İran'ın devrik dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ve ailesi için düzenlenen cenaze namazına milyonlarca kişi katıldı. Devlet televizyonunun aktardığına göre, başkentin merkezinde toplanan kalabalık, Hamaney'in naaşının bulunduğu katafalkın önünde saf tutarak son görevini yerine getirdi. 85 yaşındaki Hamaney, 4 Nisan 2025'te geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetmişti. Cenaze töreni, İran devletinin en üst düzey yetkililerinin katılımıyla gerçekleşirken, hamam öncesi yapılan açıklamalarda ulusal yas ilan edildi.
Devrimin Son Lideri: Hamaney'in Mirası
1989 yılından bu yana İran'ın dini liderliğini yürüten Hamaney, İslam Devrimi'nin ikinci kuşak liderlerinden biriydi. Ruhullah Humeyni'nin ölümünün ardından göreve gelen Hamaney, 36 yıl boyunca ülkenin en güçlü ismi olarak anıldı. Onun döneminde İran, nükleer programını geliştirdi, bölgesel güç haline geldi ve ABD ile Batı arasında gergin bir denge politikası izledi. Hamaney'in ölümü, İran'ın iç siyasetinde ve bölgesel dengelerde belirsizlik yaratırken, yerine kimin geçeceği sorusu gündeme oturdu.
Bölgesel ve Küresel Yankılar: İran'da Yeni Dönem
Hamaney'in ölümü, Ortadoğu'da bir dizi dengenin yeniden kurulmasını gerektirebilir. İran, Suriye'den Yemen'e, Lübnan'dan Irak'a kadar geniş bir nüfuz alanı inşa etmişti. Hamaney'in sıkı kontrolü altında yürütülen bu politika, yeni liderle birlikte yön değiştirebilir. Özellikle nükleer anlaşma müzakereleri, Körfez ülkeleriyle ilişkiler ve İsrail'e yönelik tehditler başta olmak üzere birçok başlıkta değişim bekleniyor. ABD ve Avrupa Birliği'nden yapılan açıklamalarda, tüm taraflar İran'da istikrarlı bir geçiş süreci temennisinde bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran'daki lider değişimi, Türkiye'nin Ortadoğu politikası açısından kritik önem taşıyor. Hamaney döneminde Türkiye-İran ilişkileri rekabet ve iş birliği arasında gidip gelmiş, özellikle Suriye, Irak ve Kafkasya gibi bölgelerde çıkar çatışmaları yaşanmıştı. Yeni dönemde İran'ın dış politikasında yumuşama olması halinde, Türkiye'nin enerji ve güvenlik gibi alanlarda kazançlı çıkabileceği öngörülüyor. Ancak İran'da siyasi istikrarsızlık veya radikal dönüşüm, sınır güvenliğinden göç akışına kadar birçok konuda Türkiye'yi olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle Ankara'nın süreci yakından izlemesi ve yeni yönetimle dengeli bir ilişki kurması bekleniyor.