Suudi Arabistan'dan üst düzey bir yetkili, Yemen'deki İran destekli Husiler ve müttefik grupların Krallığa yönelik yakın zamanda saldırılar düzenlemesini beklediklerini söyledi. Middle East Eye'ın canlı blogunda yer alan açıklamaya göre, yetkili, isminin açıklanmaması koşuluyla yaptığı değerlendirmede, Husilerin ve ona bağlı grupların son dönemde artan tehditlerine dikkat çekti. Bu açıklama, bölgede İsrail-Hamas savaşının yansımaları ve Kızıldeniz'deki gerginliklerin sürdüğü bir dönemde geldi. Suudi yetkilinin uyarısı, krallığın hava savunma sistemlerinin ve koalisyon güçlerinin teyakkuz halinde olduğuna işaret ediyor. Gelişme, Yemen'deki iç savaşın bölgesel boyutunu bir kez daha ön plana çıkarıyor.
Gelişmenin arka planı
Suudi Arabistan, 2015'ten bu yana Yemen'deki uluslararası meşru hükümete destek vermek amacıyla Husilere karşı askeri operasyonlar yürütüyor. Suudi öncülüğündeki koalisyon, Husilerin başkent Sana'yı ele geçirmesinin ardından müdahale başlatmıştı. Bu süreçte Husiler, Suudi topraklarına balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) ile saldırılar düzenledi. Özellikle 2021'den itibaren Suudi Arabistan, Yemen'de kapsamlı bir ateşkes için çaba gösterdi. Birleşmiş Milletler (BM) arabuluculuğunda 2022'de ilan edilen ateşkes, taraflar arasındaki çatışmaları önemli ölçüde azalttı ancak kalıcı bir siyasi çözüm sağlanamadı. Ateşkesin sona ermesinin ardından Husiler, Suudi topraklarına yönelik saldırılarını artırma tehdidinde bulundu. İsrail-Hamas savaşının ekim ayında başlamasının ardından Husiler, İsrail ve dolaylı olarak Batılı hedeflere yönelik saldırılara yöneldi. Husiler, Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılar düzenleyerek küresel ticareti tehdit etti. ABD öncülüğünde oluşturulan deniz görev gücü, bu saldırılara karşılık verdi. Suudi yetkilinin son açıklaması, Husilerin bu çatışma ortamında Suudi Arabistan'a da saldırabileceği endişesini gündeme getiriyor.
Suudi yetkili, Husilerin ve onlarla uyumlu grupların yakın zamanda saldırı düzenleyeceği bilgisinin istihbarat değerlendirmelerine dayandığını belirtti. Yetkili, krallığın bu saldırılara karşı hazırlıklı olduğunu ve gerekli savunma tedbirlerinin alındığını vurguladı. Suudi Arabistan, daha önceki saldırılarda Patriot ve özel hava savunma sistemleriyle büyük ölçüde etkili savunma sağlamıştı. Ancak son dönemde Husilerin İHA ve füze kapasitesinin arttığı, İran'dan daha gelişmiş sistemler aldığı belirtiliyor. Bu durum, Suudi hava savunmasının daha fazla zorlanabileceği anlamına geliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Suudi Arabistan'ın Husilere yönelik bu açıklaması, bölgesel dengeler açısından kritik bir zamana denk geliyor. Suudi Arabistan, son yıllarda İran'la diyalog kurarak bölgesel gerginlikleri azaltma çabasındaydı. Mart 2023'te Çin'in arabuluculuğunda İran ile varılan anlaşma, iki ülke arasındaki ilişkileri normalleştirme yolunda önemli bir adımdı. Bu anlaşma, Yemen'deki çatışmanın çözümüne yönelik umutları artırmıştı. Ancak İsrail-Hamas savaşı, bu normalleşme sürecini sekteye uğrattı. Husiler, savaşın başından bu yana Filistin davasına destek verdiklerini belirterek İsrail'e yönelik saldırılarını artırdı. Suudi Arabistan ise İsrail'le normalleşme müzakerelerini rafa kaldırdığını duyurdu. Bu koşullar altında Suudi yetkilinin uyarısı, bölgede tansiyonun yeniden yükseleceğine işaret ediyor. ABD'nin bölgede askeri varlığını artırması, İran'ın ise müttefiki Husiler üzerinden baskı kurma stratejisi, Suudi Arabistan'ı iki ateş arasında bırakıyor.
Küresel enerji piyasaları açısından da bu gelişme önemli. Suudi Arabistan, dünyanın önemli petrol ihracatçılarından biri. Husilerin Suudi topraklarına saldırması, petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir. Ayrıca Kızıldeniz'deki güvenlik tehditleri, Süveyş Kanalı üzerinden yapılan uluslararası ticareti olumsuz etkiliyor. Birçok şirket, bu güzergah yerine Ümit Burnu'nu tercih ederek maliyetlerin artmasına neden oluyor. Bu durum, küresel enflasyonla mücadele eden ülkeler için ek bir sorun teşkil ediyor. Suudi yetkilinin açıklaması, bu risklerin daha da artabileceği anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraflarla ilişki kurabilen nadir ülkelerden biri. Ankara, Suudi Arabistan ve İran'la dengeli ilişkiler yürütürken, Husilerle de temas kanallarını açık tutuyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü öne çıkarabilir. Türkiye'nin Kızıldeniz'deki ticari çıkarları da bulunuyor; bu nedenle bölgede istikrarın bozulması Türk ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ankara, uluslararası deniz ticaretinin güvenliği için yürütülen çabalara destek verebilir. Ancak Türkiye, ABD'nin Husilere yönelik askeri operasyonlarını eleştiriyor ve bölgede diplomasiye öncelik verilmesi gerektiğini savunuyor. Suudi Arabistan'la savunma sanayii iş birliği yapan Türkiye, bu krizde hem Suudi güvenliğine katkı sağlayabilir hem de bölgesel diyaloğu teşvik edebilir.