Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (MBS), 2023 yılını kendisi ve ülkesi için adeta bir 'annus horribilis' (felaket yılı) olarak geride bırakıyor. Petrol fiyatlarındaki istikrarsızlık, ekonomik çeşitlendirme hedeflerindeki gecikmeler, artan insan hakları ihlalleri ve bölgesel diplomatik açmazlar, MBS'nin iktidarını ve Vizyon 2030 projesini ciddi şekilde sarsmış durumda. Uluslararası kamuoyunda artan eleştiriler ve yatırımcı güvenindeki düşüş, veliaht prensin prestijini zedeliyor.
Ekonomik göstergeler alarm veriyor
Suudi Arabistan ekonomisi, petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara aşırı bağımlılığı nedeniyle kırılgan bir yapı sergiliyor. 2023 yılında Brent petrol fiyatları varil başına 80 dolar civarında seyrederken, Suudi Arabistan'ın bütçe dengelemesi için ihtiyaç duyduğu fiyat seviyesinin oldukça altında kaldı. Bu durum, ülkenin cari açığını genişletirken, Vizyon 2030 kapsamında planlanan mega projelerin finansmanını zora soktu. Özellikle 500 milyar dolarlık NEOM projesi, uluslararası yatırımcıların ilgisizliği ve artan maliyetler nedeniyle sekteye uğradı. Suudi Arabistan'ın kamu borcu hızla artarken, ülkenin kredi notu da uluslararası derecelendirme kuruluşları tarafından düşürüldü. Yabancı doğrudan yatırımlar, MBS'nin 2030 için öngördüğü hedeflerin çok altında kalıyor. Ayrıca, işsizlik oranı özellikle genç nüfus arasında yüksek seyrediyor ve Suudileştirme politikaları beklenen istihdam artışını sağlayamadı.
Ekonomik çeşitlendirme çabaları kapsamında turizm, eğlence ve teknoloji sektörlerine yapılan yatırımlar henüz istenen meyveleri vermedi. Kızıldeniz kıyısındaki turizm projeleri ve uluslararası etkinlikler, ülkenin imajını düzeltmeye yönelik olsa da, insan hakları ihlalleri gölgesinde kalıyor. Suudi Arabistan'ın petrol dışı gelirleri artsa da, bu artış petrol gelirlerindeki düşüşü telafi etmekte yetersiz kalıyor. Ülkenin egemenlik fonu PIF'in (Kamu Yatırım Fonu) varlıkları erirken, MBS'nin ekonomik vizyonuna olan güven de azalıyor.
Siyasi ve diplomatik yalnızlık
Muhammed bin Selman, uluslararası alanda da zorlu bir dönemden geçiyor. 2018'de Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesiyle sarsılan itibarı, tam olarak onarılamadı. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Suudi Arabistan'a yönelik eleştirel tutumunu sürdürürken, Kongre'de MBS'ye yönelik yaptırım çağrıları devam ediyor. İnsan hakları örgütleri, ülkedeki siyasi tutuklular ve kadın hakları aktivistlerine yönelik baskıları kınıyor. Suudi Arabistan'ın Yemen'deki savaşı sona erdirme çabaları ise henüz somut bir barış anlaşmasıyla sonuçlanmadı. Bölgesel rakipleriyle (İran, Türkiye, Katar) yürüttüğü normalleşme süreçleri kırılgan ve inişli çıkışlı bir seyir izliyor. İsrail ile normalleşme görüşmeleri ise Filistin meselesi nedeniyle tıkandı. MBS'nin bölgesel liderlik iddiası, ekonomik ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle zayıflıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suudi Arabistan'daki ekonomik ve siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgesel ekonomik çıkarlarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Suudi Arabistan ile ticari ilişkilerini geliştirmek ve Körfez sermayesini çekmek için son yıllarda önemli adımlar attı. Ancak Suudi ekonomisindeki yavaşlama, Türk inşaat ve müteahhitlik firmalarının ülkedeki projelerini riske atabilir. Ayrıca, Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 kapsamında azalan yatırım iştahı, Türkiye'ye yönelik doğrudan yatırımları da olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, MBS'nin zayıflayan konumu, Türkiye'nin bölgesel denge politikalarında yeni fırsatlar yaratabilir. Türkiye, Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirirken, insan hakları ve demokrasi konularında dengeli bir tutum izlemeli. Enerji fiyatlarındaki dalgalanma ise Türkiye'nin enerji ithalat maliyetlerini doğrudan etkileyerek cari açığını artırabilir.