Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçen hafta ABD'den daha fazla askeri yardım talep etti. Bu talep, Yemen'deki İran destekli Husi güçlerinin geniş kapsamlı bir saldırı başlatmasının ardından geldi. Suudi liderin talebi, bölgede tırmanan gerilimin petrol piyasalarını tehdit etmesi nedeniyle uluslararası kamuoyunda yankı uyandırdı. ABD'li bir generalle yapılan görüşme, iki ülke arasındaki güvenlik işbirliğinin yeniden gündeme gelmesine yol açtı.
Olayın Arka Planı
Yemen'de yıllardır süren iç savaş, Husi güçlerinin son dönemdeki geniş çaplı askeri harekatıyla yeni bir boyut kazandı. İran'ın desteklediği Husiler, Suudi Arabistan'ın güney sınırlarına yakın bölgelerde ve Kızıldeniz'deki stratejik noktalara yönelik saldırılarını artırdı. Suudi Arabistan, bu saldırıları ülke güvenliğine doğrudan tehdit olarak değerlendiriyor. Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın ABD'den askeri yardım talebi, Suudi ordusunun hava savunma sistemleri, istihbarat paylaşımı ve lojistik destek konularında takviyeye ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. ABD ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler, özellikle Kaşıkçı cinayeti sonrası dalgalı bir seyir izlemişti. Ancak son gelişmeler, iki müttefik arasındaki savunma işbirliğinin yeniden canlanabileceğine işaret ediyor. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Suudi Arabistan'a yönelik silah satışlarını insan hakları gerekçesiyle kısıtlamıştı. Fakat İran'ın bölgedeki artan etkisi ve Husi saldırıları, Washington'ın Riyad'a yönelik tutumunu yumuşatmasına neden olabilir. Uzmanlar, ABD'nin Suudi Arabistan'a yönelik askeri desteğinin artmasının, İran ile yaşanan vekalet savaşını daha da derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Husi saldırıları yalnızca Suudi Arabistan'ı değil, küresel enerji arzını da tehdit ediyor. Yemen'deki çatışmalar, Kızıldeniz ve Babül Mendep Boğazı'ndaki deniz ticaret yollarını riske atıyor. Dünya petrolünün önemli bir kısmı bu güzergahtan geçiyor. Suudi Arabistan'ın en büyük petrol tesislerine yönelik olası bir Husi saldırısı, petrol fiyatlarında ani sıçramalara yol açabilir. Bu durum, zaten kırılgan olan küresel ekonomiyi daha da sarsabilir. ABD'nin Suudi Arabistan'a askeri destek sağlaması, İran ile doğrudan bir çatışma riskini de beraberinde getiriyor. Tahran yönetimi, Husileri desteklediğini kabul etmekle birlikte, saldırıların kendi emrinde olmadığını savunuyor. Ancak Batılı istihbarat kaynakları, Husi saldırılarının İran Devrim Muhafızları tarafından yönlendirildiğini belirtiyor. Çin ve Rusya'nın bölgedeki tutumu da kritik. Moskova, Suudi Arabistan ile İran arasında denge politikası izlerken, Pekin enerji güvenliğini önceliklendiriyor. Fransa ve İngiltere gibi Avrupalı güçler ise Körfez'deki istikrarın korunması için çağrı yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmanın genişlemesi ve Suudi Arabistan'ın ABD'den askeri destek istemesi, Türkiye'nin bölgesel güvenlik hesaplarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, Kızıldeniz ve Körfez'deki istikrarsızlığın ticaret yollarına ve enerji arzına zarar vermesini istemiyor. Ayrıca İran destekli Husilerin güç kazanması, Türkiye'nin Yemen politikasını zorlaştırabilir. Ankara, Suudi Arabistan ile ilişkilerini son yıllarda düzeltme çabasındaydı. ABD'nin Riyad'a askeri desteği artırması, Türkiye'nin bölgedeki denge politikasını yeniden gözden geçirmesini gerektirebilir. Petrol fiyatlarındaki olası artış ise Türkiye'nin enerji ithalat faturasını yükselterek ekonomik baskıyı artırabilir.