Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen'deki Husi isyancılarına ait "hayati varlıkları" hedef alan saldırılarının ardından, Suudi Arabistan'ın doğusundaki Dhahran kentinde bir Saudi Aramco binasının isabet aldığı bildirildi. Olay, bölgede haftalar sonra yeniden yükselen tansiyonun somut bir göstergesi oldu. Saldırının ne zaman ve nasıl gerçekleştiğine dair ayrıntılar henüz netleşmezken, Aramco'dan henüz resmi bir açıklama gelmedi. Koalisyon güçlerinin Yemen'deki Husi mevzilerine yönelik operasyonları ise sürüyor.
Gelişmenin arka planı
Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaş, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te Husi isyancılarına karşı başlattığı askeri müdahaleyle bölgesel bir boyut kazandı. Koalisyon, İran destekli Husilerin kontrolündeki bölgelerde "hayati" olarak nitelendirdiği askeri ve stratejik tesisleri vuruyor. Husiler ise zaman zaman Suudi Arabistan topraklarına yönelik balistik füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenliyor. Son olarak Dhahran'daki Aramco binasının isabet alması, bu karşılıklı saldırıların sivil ve ekonomik hedeflere de sıçrayabileceğini gösteriyor.
Dhahran, dünyanın en büyük petrol şirketlerinden Saudi Aramco'nun merkezine ev sahipliği yapması nedeniyle stratejik öneme sahip. Daha önce Eylül 2019'da da Aramco tesislerine yönelik büyük bir saldırı düzenlenmiş, bu saldırı küresel petrol arzında kısa süreli bir şoka yol açmıştı. Son olay, o dönemdeki kadar büyük çaplı görünmese de, Suudi enerji altyapısının kırılganlığını bir kez daha ortaya koyuyor.
Husi yetkilileri, Suudi koalisyonunun son saldırılarında Yemen'de sivil kayıplar yaşandığını öne sürerken, koalisyon sözcüleri hedeflerin askeri olduğunu savunuyor. Bağımsız doğrulama yapılamayan bu iddialar, çatışmanın bilgi savaşı boyutunu da yansıtıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu gelişme, Körfez'deki güvenlik dengeleri açısından kritik bir dönemeçte yaşandı. İran ile Suudi Arabistan arasında Çin'in arabuluculuğuyla varılan diplomatik normalleşme anlaşması henüz taze. Ancak Yemen'deki vekalet savaşı, iki ülke arasındaki güven bunalımının derinliğini koruduğunu gösteriyor. Husiler, İran'ın bölgedeki en önemli vekil güçlerinden biri olarak görülüyor; Suudi koalisyonunun saldırıları ise Riyad'ın İran'ın etki alanını sınırlama çabasının parçası.
Öte yandan, küresel petrol piyasaları olayı yakından izliyor. Dhahran'daki hasarın boyutu netleşmese de, herhangi bir Aramco tesisi saldırısı, arz kesintisi endişelerini artırarak petrol fiyatlarında dalgalanmaya yol açabilir. Suudi Arabistan'ın dünya petrol ihracatındaki payı göz önüne alındığında, bu tür saldırılar küresel enerji güvenliği için risk oluşturuyor. Ayrıca, ABD'nin Suudi Arabistan'a yönelik güvenlik taahhütleri ve Yemen savaşındaki rolü, olayın Washington ile Riyad arasındaki ilişkilerde de yankı bulmasına neden olabilir.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası insani yardım kuruluşları, Yemen'deki çatışmanın sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekmeye devam ediyor. Son tırmanma, zaten dünyanın en büyük insani krizlerinden birinin yaşandığı ülkede barış umutlarını daha da zayıflatabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde Suudi Arabistan ve BAE öncülüğündeki koalisyonu desteklemekle birlikte, son dönemde İran ile de diyalog kanallarını açık tutuyor. Dhahran'daki Aramco binasının vurulması, Körfez'de enerji güvenliğini tehdit eden unsurların arttığını gösteriyor. Türkiye'nin enerji ithalatında Körfez ülkelerinin payı büyük; bölgede tırmanan çatışma, petrol fiyatları üzerinden Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin arabuluculuk girişimleri ve dengeli dış politikası, bu tür krizlerde rol üstlenmesini gerektirebilir. Ancak doğrudan taraf olmaktan kaçınan Ankara için öncelik, Körfez'de istikrarın korunması ve enerji arz güvenliğinin sürdürülmesi olacaktır.