Suudi Arabistan liderliğindeki askeri koalisyon, perşembe günü yaptığı açıklamada, Yemen'deki İran destekli Husilerin ülkedeki onlarca havalimanı, liman ve petrol tesisine saldırı girişiminde bulunduğunu duyurdu. Koalisyon sözcüsü, saldırıların yoğun çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleştiğini belirterek, tüm girişimlerin püskürtüldüğünü ve can kaybı yaşanmadığını ifade etti. Husiler ise henüz konuya ilişkin bir açıklama yapmadı.
Arka Plan: Yemen'de Yıllardır Süren Çatışma
Yemen'de 2014 yılından bu yana süren iç savaş, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015'te Husi isyancılara karşı askeri müdahale başlatmasıyla bölgesel bir boyut kazandı. İran'ın desteklediği Husiler, ülkenin kuzeyini ve başkent Sana'yı kontrol ederken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin desteklediği hükümet güçleri güneyde ve doğuda varlık gösteriyor. Çatışmalar, binlerce sivilin ölümüne ve ülkenin büyük bir insani krize sürüklenmesine neden oldu. Birleşmiş Milletler, Yemen'i dünyanın en büyük insani krizi olarak tanımlıyor.
Son aylarda Husiler, Suudi Arabistan'ın güneyindeki sınır bölgelerine ve zaman zaman ülke içindeki stratejik noktalara yönelik balistik füze ve insansız hava aracı saldırılarını artırmış durumda. Koalisyon güçleri ise bu saldırıları engellemek için hava savunma sistemlerini güçlendiriyor. Perşembe günkü açıklama, Husilerin koordineli bir saldırı dalgası başlattığını gösteriyor. Suudi yetkililer, saldırıların petrol fiyatlarını ve küresel enerji arz güvenliğini tehdit ettiğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri ve küresel enerji piyasalarının istikrarı açısından kritik bir ülke. Husi saldırılarınınSuudi petrol altyapısına yönelik olması, uluslararası petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açabilir. 2019'da Abqaiq ve Khurais tesislerine yapılan saldırılar, küresel petrol arzında geçici bir kesintiye neden olmuş ve fiyatları yüzde 15'e varan oranda artırmıştı. Benzer bir olayın tekrarlanması, zaten Kovid-19 salgınıyla sarsılan küresel ekonomide yeni bir şok yaratabilir.
Öte yandan, Husilerin saldırı kapasitesi, İran'ın bölgedeki etkisini artırma çabalarının bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Suudi Arabistan ve müttefikleri, İran'ı Husilere silah ve teknoloji sağlamakla suçluyor. Tahran yönetimi ise bu suçlamaları reddediyor. Ancak Birleşmiş Milletler uzmanları, Husilerin kullandığı bazı silahların İran yapımı olduğunu tespit etmişti. Bu durum, Yemen savaşının aynı zamanda Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet savaşının bir parçası olduğunu gösteriyor.
Uluslararası toplum, Yemen'deki çatışmanın sona ermesi için defalarca ateşkes çağrısında bulundu. BM özel temsilcisi, taraflar arasında müzakerelerin yeniden başlatılması için çaba harcıyor. Ancak son saldırı girişimi, barış sürecini olumsuz etkileyebilir. ABD ve Avrupa ülkeleri, Suudi Arabistan'a yönelik silah satışlarını kısıtlama çağrılarını artırırken, aynı zamanda Husi saldırılarını kınıyor. Bu denge politikası, Batı'nın bölgedeki çıkarları ile insan hakları endişeleri arasındaki gerilimi yansıtıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen'deki çatışmada taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrarın korunmasına önem veriyor. Suudi Arabistan'a yönelik saldırılar, Körfez'deki güvenlik dengelerini etkileyerek Türkiye'nin enerji arz güvenliği ve ticaret yolları üzerinde risk oluşturabilir. Ayrıca Türkiye, İran ile Suudi Arabistan arasındaki gerilimin azaltılması için diplomatik çabaları destekliyor. Yemen'deki insani krizin derinleşmesi, bölgesel göç hareketlerini tetikleyebilir ve Türkiye'ye yönelik göç baskısını artırabilir. Bu nedenle Ankara, ateşkes ve siyasi çözüm çağrılarını yineliyor. Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle son dönemde geliştirdiği diyalog, krizin çözümüne katkı sağlayabilir.