İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şaraa ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurdu. İsrail ve Suriye arasında resmi diplomatik ilişki bulunmuyor ve iki ülke daha önce birçok savaşta karşı karşıya geldi. Netanyahu'nun ofisinden yapılan açıklamaya göre görüşme, iki lider arasında kamuoyuna yansıyan ilk doğrudan temas olma özelliği taşıyor. Şaraa hükümeti, 2025 yılında ABD arabuluculuğunda İsrail ile müzakerelere başlamıştı.
Gelişmenin arka planı
İsrail ile Suriye arasındaki ilişkiler onlarca yıldır düşmanlık ve çatışma ekseninde şekillendi. 1948, 1967 ve 1973 savaşlarında karşı karşıya gelen iki ülke, 1974'te imzalanan Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması ile Golan Tepeleri'nde görece istikrarlı bir ateşkes hattı oluşturdu. Ancak İsrail'in 1981'de Golan Tepeleri'ni ilhak etmesi uluslararası alanda tanınmadı ve Suriye bu toprakları kendi egemenliği altında görüyor.
Suriye iç savaşı sırasında İsrail, İran ve Hizbullah'ın Suriye'deki varlığına yönelik hava saldırıları düzenledi. Beşar Esad rejiminin 2024 sonunda çökmesinin ardından iktidara gelen Ahmed Şaraa liderliğindeki yeni yönetim, dış politikada farklı bir çizgi izlemeye başladı. Şaraa, özellikle ABD ile ilişkileri güçlendirerek İsrail ile dolaylı müzakerelere yeşil ışık yaktı. 2025 yılında ABD'nin arabuluculuğunda başlayan görüşmeler, sınır güvenliği, İran yanlısı milislerin varlığı ve ekonomik işbirliği gibi konuları kapsıyordu.
Netanyahu'nun açıklaması, bu müzakerelerin liderler düzeyine taşındığını gösteriyor. İsrail basınına yansıyan bilgilere göre görüşme, bölgesel güvenlik konuları ve Suriye'deki istikrarın sağlanması ekseninde geçti. Ancak görüşmenin içeriğine dair resmi bir detay paylaşılmadı. Suriye tarafından henüz bir açıklama gelmedi.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail-Suriye hattındaki bu yeni temas, Orta Doğu'da değişen güç dengelerinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. İran'ın Suriye'deki etkisinin azalması, Rusya'nın iç savaş sonrası pozisyonunu gözden geçirmesi ve ABD'nin bölgedeki angajmanını yeniden tanımlaması, İsrail ile Suriye arasında doğrudan kanalların açılmasını kolaylaştırdı. Özellikle 2025'teki ABD arabuluculuğu, iki ülke arasında güven artırıcı adımların atılmasına zemin hazırladı.
Bölgesel uzmanlara göre, İsrail'in Şaraa yönetimiyle diyaloğu, Lübnan ve Gazze'deki çatışmalardan farklı bir dinamik taşıyor. Suriye'nin yeniden inşası ve ekonomik kalkınması için İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi, Batılı yatırımcıların ilgisini artırabilir. Ancak Suriye içinde ve bölgede İsrail ile herhangi bir uzlaşıya karşı çıkan gruplar da bulunuyor. İran, Suriye'deki varlığını korumak için bu tür bir yakınlaşmayı provoke edebilir.
Uluslararası kamuoyu, İsrail-Suriye arasındaki bu ilk liderler düzeyindeki teması, Orta Doğu'da kırılgan da olsa bir yumuşama sürecinin parçası olarak görüyor. Ancak somut bir anlaşma veya normalleşme adımı henüz açıklanmış değil. Görüşmenin detayları ve tarafların taahhütleri belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail ile Suriye arasındaki liderler düzeyindeki ilk temas, Türkiye'nin Suriye politikası ve bölgesel stratejisi açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, Şaraa yönetimiyle ilişkilerini güçlendirmiş ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunurken İsrail'in Golan Tepeleri'ndeki varlığını tanımıyor. İsrail-Suriye yakınlaşması, Türkiye'nin bölgedeki denge politikasını etkileyebilir. Özellikle Suriye'nin yeniden inşasında Türk şirketlerinin rolü ve İsrail'in olası ekonomik angajmanı, rekabet yaratabilir. Ayrıca, İran'ın devre dışı kalması Türkiye'nin güvenlik çıkarlarına kısmen hizmet etse de, İsrail'in Suriye'de artan etkisi Ankara'nın nüfuz alanını sınırlayabilir. Türkiye, bu süreçte Suriye'nin egemenlik haklarını vurgulayarak ve diplomatik kanalları açık tutarak pozisyonunu korumalı.