Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Salman, hafta sonu Husi isyancıların düzenlediği saldırıların ülkenin enerji altyapısını test etmeyi amaçladığını söyledi ve saldırılara karşılık verileceğini açıkladı. Suudi Arabistan'ın güneyinde yer alan enerji tesislerine yönelik saldırılar, Yemen savaşında uzun süredir devam eden çatışmaların son halkası olarak tansiyonu yeniden yükseltti. Bakan, saldırıların arkasında İran'ın olduğunu ima ederek, Tahran'ın bölgede istikrarsızlık yaratmaya çalıştığını belirtti. Saldırılar, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun Yemen'deki Husi mevzilerine yönelik operasyonlarını yoğunlaştırdığı bir dönemde gerçekleşti.
Saldırıların arka planı ve Suudi Arabistan'ın tutumu
Husi güçleri, hafta sonu boyunca Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine çok sayıda insansız hava aracı (İHA) ve balistik füze fırlattı. Suudi yetkililer, saldırıların büyük bölümünün hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini, ancak bazı tesislerde maddi hasar meydana geldiğini bildirdi. Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Salman, yaptığı açıklamada, "Bu saldırılar altyapımızı test etmeye yönelik girişimlerdir. Suudi Arabistan, egemenliğine ve ekonomik çıkarlarına yönelik her türlü tehdide karşı kendini savunma hakkını saklı tutar. Karşılık vereceğiz" dedi. Bakan, saldırıların doğrudan İran tarafından planlandığını ve yönetildiğini iddia ederek, uluslararası toplumu İran'ın "yıkıcı faaliyetlerine" karşı ortak tavır almaya çağırdı. İran ise suçlamaları reddediyor ve Husi hareketine yalnızca siyasi destek verdiğini savunuyor.
Suudi Arabistan, 2015 yılından bu yana Yemen'de Husi isyancılara karşı uluslararası tanınmış hükümeti destekleyen bir koalisyona öncülük ediyor. Savaş, yüz binlerce insanın ölümüne ve büyük bir insani krize yol açtı. Husi saldırıları, genellikle Suudi Arabistan'ın petrol altyapısını ve sivil yerleşimlerini hedef alıyor. Son saldırılar, Husi'lerin yeteneklerini koruduğunu ve hatta geliştirdiğini gösteriyor. Bölgesel uzmanlar, saldırıların zamanlamasının Suudi Arabistan'ın Yemen'de barış görüşmeleri için diplomatik çaba harcadığı bir döneme denk geldiğine dikkat çekiyor. Ancak Bakan'ın sert açıklamaları, yakın vadede askeri tırmanma olasılığını artırıyor.
Bölgesel ve küresel yansımaları
Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri ve küresel enerji piyasalarında istikrarın garantörü olarak görülüyor. Saldırılar, uluslararası petrol fiyatlarında dalgalanma yaratabilir. Hafta sonu yaşanan olayların ardından vadeli işlem piyasalarında ham petrol fiyatlarında hafif bir artış gözlendi. Analistler, Suudi Arabistan'ın üretim kapasitesinin sekteye uğraması halinde küresel arzda sıkışma yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan, ABD ve Avrupa ülkeleri saldırıları kınayarak Suudi Arabistan'a destek mesajı verdi. Beyaz Saray Sözcüsü, "Husi saldırıları bölgesel güvenliği tehdit ediyor. Müttefikimiz Suudi Arabistan'ın yanındayız" açıklamasında bulundu. Birleşmiş Milletler ise taraflara itidal çağrısı yaparak, Yemen'deki insani felaketin daha da kötüleşmemesi için çatışmaların durdurulmasını istedi.
Uzmanlar, Suudi Arabistan'ın olası bir karşılık operasyonunun Yemen'deki savaşı daha da derinleştirebileceği ve barış çabalarını baltalayabileceği görüşünde. Ancak Riyad yönetimi, Husi saldırılarına karşı caydırıcılığı yeniden tesis etmekte kararlı görünüyor. Bölgesel denklemde İran'ın rolü, Suudi Arabistan'ın İran ile yürüttüğü diyalog sürecini de etkileyebilir. Geçtiğimiz aylarda Çin'in arabuluculuğuyla yeniden başlayan İran-Suudi Arabistan ilişkilerindeki normalleşme süreci, bu saldırılarla sarsılabilir. Suudi Arabistan, saldırıların arkasında İran'ın olduğunu vurgulasa da doğrudan İran'a askeri karşılık vermekten kaçınabilir; zira bu, bölgesel bir savaşı tetikleyebilir. Bunun yerine, Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik operasyonların yoğunlaşması ve diplomatik baskı araçlarının kullanılması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suudi Arabistan'a yönelik Husi saldırıları ve ardından gelen karşılık açıklamaları, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Yemen'de siyasi çözümden yana ve Suudi Arabistan ile son dönemde geliştirdiği ekonomik ve savunma işbirliğini korumak istiyor. Ancak tırmanma, Kızıldeniz ve Aden Körfezi'nde güvenlik risklerini artırarak Türk ticaret gemilerinin seyrüsefer güvenliğini tehdit edebilir. Ayrıca enerji fiyatlarındaki olası yükseliş, Türkiye'nin cari açığını ve enflasyonunu olumsuz etkileyebilir. Türkiye, İran ile Suudi Arabistan arasında denge gözetirken, bölgesel istikrarsızlığın Suriye ve Irak gibi hassas alanlara yayılmasından endişe duyuyor. Bu nedenle Ankara'nın, taraflara itidal çağrısı yaparak diplomatik süreçleri desteklemesi bekleniyor.