Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye, Cuma günü Mekke'de ortak bir savunma anlaşması imzaladı. Sünni Müslüman ve ABD müttefiki ülkeler, İran ve müttefiklerinin Basra Körfezi'ndeki petrol ihracatçılarına yönelik füze saldırıları ve ablukalar nedeniyle tırmanan bölgesel kriz karşısında iş birliğini güçlendirme kararı aldı. Anlaşma, üç ülkenin savunma bakanlarının Mekke'deki toplantısında imzalandı. Türkiye Savunma Bakanı, Suudi Arabistan Savunma Bakanı ve Pakistan Savunma Bakanı tarafından imzalanan anlaşma, savunma sanayii iş birliği, askeri eğitim ve ortak tatbikatları kapsıyor.
Anlaşmanın Arka Planı
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere Körfez ülkeleri, son aylarda İran destekli Husilerin ve diğer grupların füze ve insansız hava aracı saldırılarına maruz kalıyor. Suudi Arabistan'ın doğu bölgelerindeki petrol tesislerine yönelik saldırılar, küresel enerji piyasalarını olumsuz etkiliyor. Bu nedenle Riyad yönetimi, hava savunma sistemlerini güçlendirmek ve bölgesel müttefiklerle koordinasyonu artırmak istiyor.
Pakistan, daha önce de Suudi Arabistan'a askeri danışmanlık ve güvenlik desteği sağlamıştı. İki ülke arasında uzun süredir devam eden askeri iş birliği, bu anlaşmayla daha da derinleşiyor. Türkiye ise son yıllarda insansız hava aracı teknolojisindeki ilerlemeleri ve savunma sanayiindeki kapasitesiyle öne çıkıyor. Türk savunma şirketlerinin ürettiği Bayraktar TB2 ve Anka gibi silahlı insansız hava araçları, birçok ülke tarafından tercih ediliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Üç ülkenin bir araya gelmesi, İslam dünyasında yeni bir ittifak hattı oluşturma potansiyeli taşıyor. Suudi Arabistan'ın öncülüğünde kurulan İslam İşbirliği Teşkilatı ve benzeri platformlar, bu tür iş birliklerine zemin hazırlıyor. Ancak analistler, bu anlaşmanın İran'a karşı açık bir askeri ittifak olmaktan ziyade, savunma kapasitelerini güçlendirme amaçlı olduğunu belirtiyor.
ABD'nin bölgeden askeri varlığını azaltma eğilimi, Körfez ülkelerini kendi güvenliklerini sağlama konusunda yeni arayışlara itiyor. Türkiye ve Pakistan'ın bu iş birliğine dahil olması, İslam dünyasında savunma alanında bağımsız bir merkez oluşturma çabaları olarak yorumlanabilir.
Anlaşma, özellikle İran'ın nükleer programı ve bölgesel vekil güçleri konusundaki endişeleri artırıyor. İran ise bu tür ittifakları 'yeni bir güvenlik mimarisi dayatma girişimi' olarak değerlendirebilir. Bölgedeki diğer aktörlerin, özellikle İsrail'in, bu gelişmeyi yakından izlediği biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye için bu anlaşma, Körfez ülkeleriyle ilişkilerde yeni bir sayfa açıyor. Son yıllarda yaşanan gerginliklerin ardından, Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri normalleşme sürecine girmişti. Bu savunma anlaşması, iki ülke arasındaki güveni pekiştiriyor ve savunma sanayiinde Türkiye'nin ihracat potansiyelini artırabilir. Ayrıca Pakistan ile zaten güçlü olan askeri iş birliği, bu üçlü çerçevede daha da genişleyebilir. Bölgesel güvenlik açısından ise Türkiye, İran ile yaşadığı gerilimlerde bu ittifakın desteğini arkasına alabilir.