Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, cumartesi sabahı erken saatlerde İran destekli Husilerin Suudi başkenti Riyad'a doğru fırlattığı iki insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü duyurdu. Koalisyon tarafından yapılan yazılı açıklamada, dronların Riyad yönünde tespit edildiği ve hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği belirtildi. Olayda can veya mal kaybı bildirilmedi. Saldırı, Yemen'de altı yılı aşkın süredir devam eden çatışmaların Suudi başkentine kadar uzandığını bir kez daha ortaya koydu.
Gelişmenin Arka Planı: Yemen Savaşı ve Husilerin Artan İHA Kabiliyeti
Yemen'de 2014 yılında başlayan iç savaş, 2015'te Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun İran destekli Husi hareketine karşı askeri müdahalesiyle bölgesel bir boyut kazandı. Husiler, o tarihten bu yana Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine ve zaman zaman başkent Riyad'a yönelik balistik füze ve İHA saldırıları düzenliyor. Suudi yetkililer, bu saldırıların İran tarafından finanse edildiğini ve silahlandırıldığını savunuyor. Husiler ise saldırıları, Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik müdahalesine karşı meşru müdafaa olarak nitelendiriyor.
Son aylarda Husi İHA saldırılarında belirgin bir artış yaşandı. Eylül ayı başında da Suudi Arabistan'ın güneybatısındaki Khamis Mushait kentine yönelik benzer bir saldırı düzenlenmiş, koalisyon güçleri İHA'yı düşürmüştü. Riyad'a yönelik bu son saldırı, Husilerin başkenti vurma kapasitesini hâlâ koruduğunu gösteriyor. Uzmanlar, Husilerin kullandığı Samad-3 gibi uzun menzilli İHA'ların İran teknolojisiyle üretildiğini ve bu silahların Suudi hava savunmasını zaman zaman aşabildiğini belirtiyor. Suudi Arabistan, ABD yapımı Patriot sistemleri ve diğer hava savunma unsurlarıyla bu saldırıları önlemeye çalışsa da, özellikle insansız hava araçlarına karşı tam bir koruma sağlanamıyor.
Birleşmiş Milletler, Yemen'deki savaşın dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtığını ve milyonlarca insanın açlıkla karşı karşıya olduğunu vurguluyor. Suudi Arabistan ise Husilerin saldırılarının sivilleri hedef aldığını ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İran-Suudi Rekabeti ve ABD'nin Rolü
Bu saldırı, Orta Doğu'da İran ile Suudi Arabistan arasındaki vekalet savaşının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. İran, Husileri destekleyerek Suudi Arabistan'ı güney sınırlarında meşgul etmeyi ve bölgesel nüfuzunu artırmayı hedefliyor. Suudi Arabistan ise İran'ın bu etkisini kırmak için Yemen'deki askeri operasyonlara ağırlık veriyor. ABD, Suudi Arabistan'a istihbarat ve lojistik destek sağlarken, özellikle son yıllarda İran'la nükleer anlaşma müzakereleri ve bölgesel gerilimi azaltma çabaları nedeniyle çatışmada daha temkinli bir tutum izliyor.
Diğer yandan, Husi saldırıları küresel enerji güvenliğini de tehdit ediyor. Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri ve saldırılar zaman zaman petrol fiyatlarında dalgalanmalara neden oluyor. 2019'da Suudi Aramco tesislerine yapılan ve Husilere atfedilen saldırı, küresel petrol arzının yarısını geçici olarak durdurmuştu. Bu tür eylemler, Orta Doğu'daki istikrarsızlığın dünya ekonomisine doğrudan etki edebileceğini gösteriyor. Uluslararası toplum, Yemen'de kalıcı bir ateşkes ve siyasi çözüm için çaba harcasa da, taraflar arasındaki güvensizlik ve dış müdahaleler süreci zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraf olmamakla birlikte, bölgesel istikrarın korunmasına önem veriyor. Suudi Arabistan'a yönelik İHA saldırıları, Kızıldeniz ve Basra Körfezi'ndeki güvenlik dengelerini doğrudan etkiliyor. Türkiye'nin enerji ithalatında Orta Doğu'nun payı düşünüldüğünde, bu tür saldırılar petrol fiyatları üzerinden Türk ekonomisini dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimleri ve İran ile Suudi Arabistan arasında denge politikası, bu tür gerilimlerde arabuluculuk rolünü güçlendirebilir. Yemen'deki insani kriz ise Türkiye'nin insani yardım diplomasisi açısından önemini koruyor.