Suudi Arabistan, Husilerin başkent Riyad'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı'na düzenlediği ve üç kişinin hayatını kaybetmesine neden olan saldırının ardından havalimanını yeniden uçuşlara açtı. Yetkililer, saldırının ardından hasar tespit çalışmalarının tamamlandığını ve operasyonların normale döndüğünü bildirdi. Son günlerde Husilerin Suudi Arabistan'daki havalimanlarını hedef alan saldırılarında artış yaşanıyor.
Saldırının Arka Planı ve Husi Saldırılarındaki Artış
Yemen'deki Husi milisleri, son dönemde Suudi Arabistan'a yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını yoğunlaştırdı. Riyad Havalimanı'na yapılan saldırı, bu tırmanmanın en son halkası olarak kayda geçti. Saldırıda üç sivil hayatını kaybederken, havalimanı altyapısında da maddi hasar meydana geldi. Suudi yetkililer, saldırının ardından havalimanını geçici olarak kapatarak güvenlik önlemlerini artırdı ve hasar tespit çalışmalarını başlattı.
Husiler, saldırıların Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik askeri müdahalesine yanıt olarak gerçekleştirildiğini savunuyor. Suudi Arabistan ise bu saldırıları "terör eylemi" olarak nitelendiriyor ve uluslararası toplumu Husilere karşı daha sert önlemler almaya çağırıyor. Saldırılar, Yemen'deki iç savaşın bölgesel bir çatışmaya dönüşme riskini artırıyor.
Son haftalarda Husi saldırılarında görülen artış, bölgedeki gerilimin ne denli yüksek olduğunu gözler önüne seriyor. Suudi Arabistan'ın güney bölgelerindeki havalimanları da benzer saldırılara maruz kaldı. Uzmanlar, Husilerin havalimanlarını hedef alarak Suudi Arabistan'ın ekonomik ve stratejik altyapısına zarar vermeyi amaçladığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışma, Yemen iç savaşının bir yansıması olarak görülse de, aslında bölgesel bir güç mücadelesinin parçası. Husiler, İran tarafından desteklenirken, Suudi Arabistan ise ABD ve diğer Körfez ülkeleriyle ittifak halinde. Bu nedenle saldırılar, yalnızca Yemen değil, tüm Körfez bölgesi ve Orta Doğu'da istikrarsızlık yaratma potansiyeli taşıyor.
Uluslararası toplum, saldırıları kınarken, Birleşmiş Milletler ve ABD gibi aktörler taraflara itidal çağrısı yapıyor. Ancak Husilerin saldırılarına karşı etkili bir yaptırım mekanizması henüz devreye sokulmuş değil. Suudi Arabistan, saldırıların ardından hava savunma sistemlerini güçlendireceğini ve Husilerin elindeki silah depolarını vurmaya devam edeceğini açıkladı.
Bu saldırılar, küresel enerji piyasalarını da yakından ilgilendiriyor. Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı ve saldırıların petrol tesislerine yönelik olması halinde küresel petrol fiyatlarında dalgalanma yaşanabilir. Nitekim 2019'da Abqaiq ve Khurais tesislerine yapılan saldırılar, petrol fiyatlarında tarihi bir artışa neden olmuştu. Bu nedenle Riyad Havalimanı'na yapılan saldırı, sadece Suudi Arabistan için değil, dünya ekonomisi için de bir risk unsuru.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışmayı yakından takip ediyor. Türkiye, Yemen'deki iç savaşta tarafsız bir tutum sergilemekle birlikte, bölgesel istikrarın korunmasına önem veriyor. Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları, Körfez'deki güvenlik dengelerini sarsarak Türkiye'nin bölgesel ticaret ve enerji güvenliğini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilimin tırmanması, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Türkiye, hem Suudi Arabistan hem de İran ile ilişkilerini dengelemeye çalışırken, bu tür saldırılar bölgesel barış çabalarına darbe vuruyor. Olası bir geniş çaplı çatışma, Türkiye'nin enerji ithalatını ve ihracat rotalarını tehdit edebilir. Bu nedenle Ankara, saldırıların ardından taraflara itidal çağrısı yaparak diplomatik çözüm arayışlarını sürdürüyor.