Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, Yemen'den ateşlenen altı balistik füzenin Suudi Arabistan'ın güneyindeki Taif vilayeti ve Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu bölgesine yönelik saldırıları engellediğini duyurdu. Koalisyon sözcüsü Turki al-Malki, füzelerin Perşembe günü yerel saatle akşam saatlerinde ateşlendiğini ve hava savunma sistemleri tarafından havada imha edildiğini belirtti. İran destekli Husi hareketi saldırıyı üstlendi. Olayda can kaybı veya maddi hasar bildirilmedi.
Saldırının arka planı ve bölgesel gerilim
Bu saldırı, Yemen'deki iç savaşın Suudi Arabistan topraklarına taşan son örneği. 2015'ten bu yana Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, Yemen hükümetini desteklemek için Husilere karşı operasyon düzenliyor. Husiler ise zaman zaman Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine ve Kızıldeniz kıyılarına balistik füze ve insansız hava aracı saldırıları gerçekleştiriyor. Taif ve Yanbu, Suudi Arabistan'ın stratejik öneme sahip bölgeleri arasında. Taif, Mekke'nin güneydoğusunda yer alıyor ve yaz aylarında Suudi yönetiminin kullandığı önemli bir merkez. Yanbu ise Kızıldeniz'de büyük bir petrol ihracat limanı ve sanayi bölgesi. Saldırıların bu bölgelere yönelmesi, Husilerin Suudi ekonomik ve stratejik altyapısını hedef aldığını gösteriyor.
Husiler, son aylarda Suudi Arabistan'a yönelik füze saldırılarını artırmış durumda. Koalisyon güçleri, bu saldırıları önlemek için hava savunma sistemlerini güçlendiriyor. ABD yönetimi, Husilere silah sağladığı gerekçesiyle İran'a yönelik yaptırımları sürdürüyor. Birleşmiş Milletler, Yemen'de siyasi çözüm için çabalarını sürdürse de çatışmalar devam ediyor. Son haftalarda Marib vilayetinde şiddetli çatışmalar yaşanıyor; Husiler, Yemen hükümetinin kontrolündeki bu son kuzey kalesini ele geçirmeye çalışıyor. Marib'deki çatışmalar, ülkedeki insani krizi daha da derinleştiriyor.
Uluslararası boyut ve enerji güvenliği
Kızıldeniz, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %10'unun geçtiği kritik bir su yolu. Husilerin Yanbu'ya yönelik saldırıları, sadece Suudi Arabistan'ı değil, küresel enerji arz güvenliğini de tehdit ediyor. Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı ve bu tür saldırılar piyasalarda dalgalanmaya yol açabilir. ABD, Suudi Arabistan'ın güvenliğine desteğini yineliyor; ancak Washington, Yemen savaşına doğrudan müdahil olmaktan kaçınıyor. İran ise Husileri desteklediğini reddediyor, ancak bölgesel uzmanlar Tahran'ın Husilere silah ve finansman sağladığını belirtiyor. Suudi Arabistan, İran'ın bölgedeki etkisini dengelemek için ABD ve diğer Körfez ülkeleriyle işbirliğini sürdürüyor.
Bu saldırı, Yemen savaşının bölgesel bir vekalet savaşına dönüştüğünü bir kez daha gösteriyor. Suudi Arabistan, Husilerin askeri kapasitesini zayıflatmak için hava saldırılarını sürdürürken, Husiler de Suudi topraklarına yönelik misilleme saldırılarını artırıyor. Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, Yemen'de kapsamlı bir ateşkes ve siyasi çözüm için çağrılarını yineliyor; ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve dış müdahaleler nedeniyle bu çağrılar şimdiye kadar sonuçsuz kaldı. Suudi Arabistan'ın güneyindeki saldırılar, ülke içinde güvenlik endişelerini artırırken, Suudi yönetimi hava savunma sistemlerini daha da güçlendirmeyi planlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde tarafsız bir tutum izlemeye çalışsa da, Suudi Arabistan'a yönelik Husi saldırıları bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Kızıldeniz'deki güvenlik zafiyeti, Türkiye'nin enerji ithalatı ve ticaret yolları için risk oluşturuyor. Türkiye, Suudi Arabistan ile ilişkilerini son yıllarda normalleştirme sürecinde; ancak İran destekli Husilerin saldırıları, Ankara'nın İran ile Suudi Arabistan arasındaki dengede ne kadar hassas olduğunu gösteriyor. Türkiye, bölgesel istikrar için diyalog ve ateşkes çağrılarını desteklemeli, aynı zamanda Kızıldeniz'deki ticari çıkarlarını korumak için çok taraflı işbirliklerini güçlendirmeli.