Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bölgesel konuları ele almak üzere 15 Şubat 2025 Cumartesi günü bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Suudi Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, iki bakanın Orta Doğu'daki en son gelişmeleri kapsamlı şekilde müzakere ettiği belirtildi. Görüşmenin ana gündem maddeleri arasında Yemen'deki ateşkes süreci, İran'ın bölgesel faaliyetleri ve İsrail-Filistin meselesi yer aldı. Suudi yetkililer, görüşmenin dostane ve yapıcı bir atmosferde geçtiğini ve iş birliğinin öneminin vurgulandığını ifade etti.
Gelişmenin Arka Planı: Stratejik İttifakın Sınavı
Suudi Arabistan ile ABD arasındaki stratejik ortaklık, uzun yıllardır enerji güvenliği, silah satışları ve bölgesel güvenlik konularına dayanıyor. Ancak son dönemde iki ülke arasında bazı anlaşmazlıklar yaşanmıştı. OPEC+'ın petrol üretim kısıntısı kararları ve Çin ile artan Suudi ilişkileri, Washington'da rahatsızlık yaratmıştı. Bu görüşme, Biden yönetiminin Orta Doğu politikasında yeniden angajman çabası olarak yorumlanıyor. Rubio'nun Suudi mevkidaşı ile yaptığı görüşmede, bölgesel istikrarın korunması ve terörle mücadelede ortak adımlar atılması konularında mutabık kalındığı bildirildi. Suudi Dışişleri Bakanlığı, özellikle Kızıldeniz'deki güvenlik tehditlerine karşı iş birliğinin artırılması gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yemen ve İran Faktörü
Görüşmenin en kritik başlıklarından biri, Yemen'deki insani kriz ve ateşkes çabaları oldu. Suudi Arabistan, Yemen'deki iç savaşta uluslararası tanınan hükümeti desteklerken, Husilerle devam eden çatışmalar bölgesel istikrarı tehdit ediyor. ABD'nin Yemen özel temsilcisinin arabuluculuk çabaları sürerken, iki bakanın bu konuda fikir alışverişinde bulunduğu aktarıldı. Öte yandan İran'ın bölgesel nüfuzu, nükleer programı ve vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler, Suudi Arabistan ve ABD arasındaki görüşmelerin merkezinde yer alıyor. Washington, Tahran'ın nükleer anlaşmaya dönüş koşulları konusunda esneklik göstermesini beklerken, Riyad ise İran'ın füze programı ve bölgesel müdahalelerine karşı somut adımlar talep ediyor. Görüşmede ayrıca İsrail ile normalleşme sürecinin seyri de ele alındı; Suudi Arabistan'ın Filistin devleti kurulmadan İsrail'le ilişkileri normalleştirmeyeceği yönündeki tutumunun değişmediği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından yakından takip edilmelidir. Suudi Arabistan ile ABD arasındaki yakınlaşma, bölgedeki dengeleri etkileyebilir. Türkiye, Katar ve Mısır gibi ülkelerle birlikte bölgesel krizlerde arabuluculuk rolü üstlenirken, Riyad-Washington hattındaki diyalogun Filistin meselesi ve İran'ın nükleer programı gibi konularda alınacak kararları doğrudan etkilemesi bekleniyor. Özellikle Yemen'deki ateşkes sürecinde Türkiye'nin insani yardım faaliyetleri ve diplomatik girişimleri göz önüne alındığında, Suudi-ABD mutabakatının Ankara'nın bölgesel vizyonuyla uyumlu olması önem taşıyor. Ayrıca Türkiye'nin enerji ithalatında önemli bir paya sahip olan Suudi Arabistan ile ilişkilerinin seyri, ekonomik çıkarlar açısından da kritik bir faktör olarak öne çıkıyor.