ABD ile Suudi Arabistan arasında aylardır devam eden nükleer enerji iş birliği müzakerelerinde, İsrail ile normalleşme konusunun gündeme gelmediği öğrenildi. Middle East Eye’ın üst düzey kaynaklara dayandırdığı habere göre, görüşmeler yalnızca nükleer teknoloji transferi ve güvenlik protokolleri üzerine yoğunlaştı. Bu durum, Riyad yönetiminin normalleşme için ön koşul olarak ABD’den nükleer destek talep ettiği yönündeki spekülasyonları boşa çıkarıyor.
Gelişmenin arka planı
Suudi Arabistan, sivil nükleer programını geliştirme konusunda ABD ile teknik görüşmeler yürütüyor. Ancak Washington, uranyum zenginleştirme gibi hassas teknolojilerin transferinden endişe duyuyor. Kaynaklar, müzakerelerde normalleşmenin bir pazarlık kozu olarak kullanılmadığını, aksine tarafların konuyu tamamen ayrı tutmayı tercih ettiğini belirtti. Riyad yönetimi, İsrail ile normalleşme için Filistin devletinin kurulması gibi şartlar öne sürerken, ABD ise nükleer iş birliğini normalleşmeye bağlı kılmaktan kaçınıyor.
Suudi yetkililer, nükleer enerji programının tamamen barışçıl olduğunu vurgularken, gözlemciler ülkenin bölgesel nüfuzunu artırma amacı taşıdığını düşünüyor. Öte yandan, İran’ın nükleer faaliyetleri de bölgedeki dengeleri etkiliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD-Suudi nükleer müzakerelerinin bu aşaması, Ortadoğu’daki güç dengeleri açısından kritik öneme sahip. Suudi Arabistan, İran’ın nükleer programına karşılık olarak kendi kapasitesini geliştirmek isterken, ABD’nin nükleer silahlanmayı önleme çabalarıyla çelişiyor. Ayrıca, normalleşme konusunun müzakerelerde yer almaması, Washington’un bölgedeki diplomatik önceliklerini yeniden değerlendirmesine yol açabilir. İsrail ise Suudi Arabistan ile normalleşmeyi stratejik bir hedef olarak görüyor, ancak nükleer konuların bu süreci yavaşlattığı belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suudi Arabistan-ABD nükleer müzakerelerinin normalleşmeden bağımsız yürütülmesi, Türkiye açısından bölgesel dengelerde önemli bir parametre. Türkiye, Körfez ülkeleriyle son yıllarda yakınlaşma sürecinde; ancak Suudi nükleer programının kapsamı ve ABD’nin bu konudaki tutumu, Ankara’nın enerji ve güvenlik politikalarını etkileyebilir. Özellikle İran ve İsrail arasındaki gerilimlerde Suudi nükleer adımları, Türkiye’nin denge politikasını zorlayabilir. Türkiye, bölgede nükleer silahlanmayı önleme konusunda ortak bir duruş sergilenmesini destekliyor ancak Suudi programının şeffaflığı ve sivil amaçlı olduğu garantisi verilmezse, güvenlik endişeleri artabilir.