Oscar ödüllü Amerikalı oyuncu Susan Sarandon, Filistin'e verdiği destek nedeniyle Hollywood'da hâlâ film rollerini kaybettiğini söyledi. 77 yaşındaki Sarandon, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını eleştirmesinin ardından sektördeki iş kayıplarının sürdüğünü belirtti. Oyuncu, bu durumu sansür ve baskı olarak nitelendirerek, Filistin yanlısı duruşunun bedelini mesleki olarak ödediğini ifade etti.
Filistin desteğinin ardından gelen iş kayıpları
Susan Sarandon, 2023 yılında New York'ta düzenlenen Filistin yanlısı bir gösteriye katılmış ve İsrail'in Gazze'deki eylemlerini "soykırım" olarak nitelendirmişti. Bu açıklamaların ardından ünlü oyuncunun menajerlik şirketi United Talent Agency (UTA) ile yolları ayrılmıştı. Sarandon, o dönemde yaptığı açıklamada, "Filistinlilerin yanında durmaya devam edeceğim" demişti. Şimdi ise verdiği son röportajda, o günden bu yana film endüstrisinde kendisine yönelik bir "karartma" olduğunu ve birçok projeden çıkarıldığını anlattı. Sarandon, "Hâlâ rol kaybediyorum. Bu, bir tür sessiz sansür. İnsanlar beni işe almaktan korkuyor çünkü İsrail yanlısı grupların tepkisini çekmek istemiyorlar" dedi.
Sarandon'un açıklamaları, Hollywood'da Filistin'e destek veren sanatçılara yönelik baskının arttığı bir döneme denk geliyor. Son yıllarda birçok ünlü isim, İsrail'in politikalarını eleştirdikleri için benzer şekilde iş kaybına uğradıklarını dile getirdi. Örneğin, Oscar ödüllü belgeselci Laura Poitras ve oyuncu Melissa Barrera gibi isimler de Filistin yanlısı açıklamaları nedeniyle projelerden çıkarılmıştı. Sarandon, bu tür vakaların sistematik bir baskıyı gösterdiğini savunuyor.
Sarandon, kariyeri boyunca birçok kez siyasi aktivizmiyle gündeme geldi. 2016 ABD başkanlık seçimlerinde Bernie Sanders'ı destekleyen oyuncu, çevre, kadın hakları ve yerli halkların hakları gibi konularda da aktif olarak mücadele etti. Ancak Filistin meselesi, ona yönelik tepkilerin en yoğun olduğu alan oldu. Sarandon, "Bu konuda konuşmamın bedelini ödüyorum ama yine de konuşmaya devam edeceğim" diyerek kararlılığını gösterdi.
Hollywood'da Filistin'i savunmanın bedeli
Hollywood, uzun süredir İsrail yanlısı bir duruş sergilemekle eleştiriliyor. Özellikle 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısı ve ardından İsrail'in Gazze'ye başlattığı askeri operasyon sonrasında, sektörde Filistin'e destek verenler ile İsrail'i destekleyenler arasında derin bir ayrışma yaşandı. Birçok stüdyo ve yapım şirketi, Filistin yanlısı açıklamaları nedeniyle sanatçılarla çalışmayı askıya aldı. Bu durum, ifade özgürlüğü tartışmalarını da beraberinde getirdi.
Sarandon'un açıklamaları, sadece Hollywood'la sınırlı değil; küresel ölçekte bir sansür ve baskı ortamının göstergesi olarak yorumlanıyor. İnsan hakları örgütleri, sanatçıların siyasi görüşleri nedeniyle iş kaybına uğramasının kabul edilemez olduğunu vurguluyor. Öte yandan, İsrail yanlısı kuruluşlar, Filistin'e destek veren sanatçıları "antisemitizm"le suçlayarak itibarsızlaştırma kampanyaları yürütüyor. Bu suçlamalar, eleştirilerin odağını İsrail politikalarından uzaklaştırmayı amaçlıyor.
Sarandon, bu baskıya rağmen sesini yükseltmeye devam edeceğini söylüyor. Oyuncu, "Benim için adalet ve insan hakları her şeyden önemli. Rol kaybetmek üzücü ama Filistin halkının yaşadığı zulmün yanında değil" diyerek tepkisini ortaya koydu. Sarandon'un bu tutumu, dünya genelinde Filistin'e destek veren milyonlarca insan için ilham kaynağı olmayı sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Susan Sarandon'un yaşadıkları, Batı'da Filistin'e destek veren sanatçılara yönelik sistematik baskının somut bir örneği. Türkiye, Filistin davasını uluslararası platformlarda savunan ve İsrail'in Gazze'deki eylemlerini soykırım olarak nitelendiren bir ülke olarak, bu tür sansür girişimlerini yakından takip ediyor. Sarandon gibi isimlerin maruz kaldığı iş kayıpları, Batı'daki ifade özgürlüğü krizini gözler önüne seriyor. Türkiye, kültürel diplomasi ve uluslararası hukuk zemininde Filistin'e verdiği desteği sürdürürken, bu tür baskıların küresel vicdanda yarattığı rahatsızlığı da kullanabilir. Ayrıca, Türk sinema ve sanat camiası için de bu olay, Batı'da Filistin'i savunmanın bedeli konusunda önemli bir ders niteliği taşıyor.