İsrail'de yaklaşan genel seçimler öncesinde yapılan son kamuoyu anketleri, muhalefet blokunun Başbakan Binyamin Netanyahu'nun koalisyonunun önünde olduğunu ortaya koydu. Ülke, son dört yılda beşinci kez sandık başına gitmeye hazırlanırken, anketler Netanyahu'nun iktidarını sürdürüp sürdüremeyeceği konusunda ciddi soru işaretleri oluşturuyor. Seçim tarihi henüz kesinleşmemiş olsa da, siyasi partiler seçim kampanyalarına şimdiden hız verdi. Netanyahu'nun karşısındaki muhalefet cephesi, aralarında eski başbakanlar, merkez sağ ve sol partilerin bulunduğu geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Anketler, bu blokun hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşabileceğini gösteriyor. Ancak İsrail siyasetinin parçalı yapısı ve koalisyon kurma zorlukları nedeniyle sonuçlar hâlâ belirsizliğini koruyor.
Siyasi Arka Plan: Dört Yılda Beş Seçim
İsrail, 2019'dan bu yana siyasi istikrarsızlıkla boğuşuyor. Nisan 2019, Eylül 2019, Mart 2020 ve Mart 2021'de yapılan seçimlerin ardından hiçbir parti tek başına iktidar olamadı ve koalisyon hükümetleri ya kısa ömürlü oldu ya da kurulamadı. Naftali Bennett ve Yair Lapid'in liderliğindeki koalisyon hükümeti, Haziran 2022'de dağıldı ve erken seçim kararı alındı. Bu süreçte Netanyahu, yolsuzluk davalarıyla gündemde kaldı ve muhalefetin ana hedefi haline geldi. Netanyahu'nun Likud partisi, anketlerde hâlâ en büyük parti konumunda olsa da, sağ blokun toplam sandalye sayısı çoğunluğu sağlamaya yetmiyor. Muhalefet ise Netanyahu karşıtlığı etrafında birleşmiş durumda. Yair Lapid'in Yesh Atid partisi, Benny Gantz'ın Ulusal Birlik ittifakı ve Avigdor Lieberman'ın Yisrael Beiteinu partisi gibi merkez ve sağ partiler, Netanyahu'yu devirmek için işbirliği yapıyor. Ayrıca sol partiler ve Arap kökenli partiler de bu bloğa destek verebilir. Ancak bu geniş koalisyonun ideolojik farklılıkları, hükümet kurmayı zorlaştırabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail seçimleri, sadece ülke içi siyaseti değil, Orta Doğu dengelerini ve küresel aktörlerin bölge politikalarını da yakından ilgilendiriyor. Netanyahu'nun iktidarda kalması, İsrail'in dış politikasında önemli sonuçlar doğurabilir. Netanyahu döneminde İsrail, ABD'nin arabuluculuğuyla BAE, Bahreyn, Sudan ve Fas ile ilişkilerini normalleştiren İbrahim Anlaşmaları'nı imzaladı. Ayrıca Netanyahu, İran'a karşı sert bir çizgi izliyor ve bu politikasını sürdürmek istiyor. Muhalefet bloğu ise İran konusunda benzer bir duruş sergilese de, Filistin meselesinde daha ılımlı bir yaklaşım benimseyebilir. Ancak anketler, muhalefetin de İsrail'in güvenlik önceliklerinden taviz vermeyeceğini gösteriyor. ABD yönetimi, İsrail'de istikrarlı bir hükümetin kurulmasını ve iki devletli çözüm konusunda ilerleme kaydedilmesini arzu ediyor. Avrupa Birliği de benzer şekilde, İsrail-Filistin çatışmasının çözümü için müzakere masasına dönülmesi çağrısında bulunuyor. Bu nedenle İsrail seçimlerinin sonucu, bölgesel barış süreci ve küresel güçlerin Orta Doğu politikaları açısından kritik önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki siyasi belirsizlik, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Türkiye, uzun süredir İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabası içinde. 2022'de iki ülke arasında büyükelçi atamaları gerçekleşti ve karşılıklı ziyaretler oldu. Netanyahu'nun yeniden seçilmesi, Türkiye-İsrail ilişkilerinde mevcut dengenin korunması anlamına gelebilir. Ancak Netanyahu'nun Filistin politikaları ve Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği konusundaki tutumu, Türkiye ile zaman zaman gerilim yaratabilir. Muhalefetin kazanması durumunda ise İsrail'in Filistin meselesinde daha yapıcı bir tutum alması ve Türkiye ile ilişkilerde yeni bir sayfa açılması mümkün olabilir. Ayrıca İsrail'deki siyasi istikrar, Doğu Akdeniz gazının Avrupa'ya taşınması projelerini de etkileyebilir. Türkiye, bu süreçte aktif diplomasi izleyerek kendi enerji güvenliğini ve bölgesel çıkarlarını korumaya çalışacaktır. Sonuç olarak, İsrail seçimleri Türkiye'nin bölgesel stratejileri açısından önemli fırsatlar ve riskler barındırıyor.