Suriye yönetimi, Ürdün'ün başkenti Amman'da ABD arabuluculuğunda İsrail ile gerilimi azaltmaya yönelik görüşmeler yapıldığını resmen doğruladı. Orta Doğu'da son dönemde artan tansiyonun ardından gelen bu açıklama, iki ülke arasında yıllardır ilk kez üst düzey bir diyalog kanalının açıldığına işaret ediyor. Görüşmelerin, özellikle Golan Tepeleri'ndeki askeri gerginlik ve sınır güvenliği konularını kapsadığı belirtiliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Suriye Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, ABD'nin arabuluculuğunda gerçekleşen toplantıların 'bölgesel istikrarı güçlendirmek ve karşılıklı güvenlik endişelerini ele almak amacıyla' yapıldığı ifade edildi. Görüşmelere Suriye heyetinin başında Ulusal Güvenlik Danışmanı Ali Mamlouk'un, İsrail tarafında ise Mossad Başkanı David Barnea'nın katıldığı öğrenildi. Ürdün'ün ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıların son iki ay içinde en az üç kez yapıldığı, ancak ilk kez resmi olarak doğrulandığı bildiriliyor.
Uzmanlara göre bu görüşmeler, 2011'de başlayan iç savaştan bu yana Suriye'nin Arap dünyasıyla normalleşme sürecinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Özellikle Birleşmiş Milletler'in 2254 sayılı kararı çerçevesinde siyasi çözüm arayışları, Şam'ın uluslararası toplumla yeniden angaje olmasını hızlandırdı. ABD'nin bu süreçte aktif bir arabulucu rolü üstlenmesi ise, Washington'un bölgedeki geleneksel müttefiki İsrail ile Şam arasında bir denge kurma çabası olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu görüşmelerin kamuoyuna yansıması, Orta Doğu'daki jeopolitik denklemleri önemli ölçüde etkileyebilir. İsrail ile Suriye arasında doğrudan müzakere masasının kurulması, İran'ın bölgedeki nüfuzunu dengeleyebilecek bir gelişme olarak görülüyor. Özellikle İsrail'in son yıllarda Suriye topraklarındaki İran hedeflerine düzenlediği saldırılar, iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırmıştı. Bu diyaloğun, dolaylı da olsa, İran'ın askeri varlığına ilişkin bir mutabakat zemini oluşturabileceği konuşuluyor.
Öte yandan, Rusya'nın Suriye'deki askeri varlığı ve bu sürece dahil olma ihtimali, Moskova ile Washington arasında yeni bir rekabet alanı yaratabilir. ABD'nin bu girişimi, Kremlin'in geleneksel olarak Şam üzerindeki etkisini zayıflatma amacı taşıdığı şeklinde yorumlanıyor. Ancak Rusya'nın da bu sürece destek verdiğine dair sinyaller var; zira Moskova, bölgedeki istikrarın kendi çıkarlarına hizmet ettiğini düşünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Suriye politikası açısından kritik bir dönüm noktası olabilir. Ankara, uzun süredir Esad yönetimiyle diyaloğa kapalı bir tutum sergilerken, son dönemde normalleşme sinyalleri veriyordu. Suriye-İsrail görüşmelerinin ABD tarafından desteklenmesi, Türkiye'nin bölgesel rolünü doğrudan etkileyebilir. Türkiye, özellikle PYD/YPG'nin Suriye'nin kuzeyindeki varlığına karşı mücadelesinde Şam ile işbirliği arayışında; bu süreç, Ankara'nın elini güçlendirebilir. Ancak İsrail'in bu denklemde yer alması, Türkiye'nin dikkatle izlemesi gereken yeni bir faktör oluşturuyor. Bölgesel dengelerin değiştiği bu dönemde, Türkiye'nin proaktif bir diplomasi yürütmesi kaçınılmaz görünüyor.